Biz Aya Gitti Miydik Patron?

Levent Şentürk


Baudrillard, Amerika'nın başına gelen hiçbir şeyin artık sahici olamayacağını savunmuştu - bu toplum öylesine sanallaşmıştı ki, aynanın dışında herhangi bir yaşantısı olamazdı. Sadece dünyanın geri kalanı değil, Amerikalılar da böyle düşünmeye başlayıp yeni bir sahicilik avına çıktı.

11 Eylül'den sonra ABD yönetimi ikinci kez savaş borularını öttürüyor. Bir yandan Irak'tan sonra sıranın kime geleceği merak ediliyor, öte yandan ABD dünya tarihinin en az destek bulan operasyonuna yığınak yapıyor; ABD'de yürütülen propagandanın etkisiyle savaşı isteyenlerin büyük bölümünün gerekçelerinin Saddam korkusu olduğu söyleniyor - Irak liderinin gölgesi bölgeyi aşıp kıtalararası bir etki yapıyor! Artık Kuveytlilerin bile Saddam korkusu taşımadığı bir dönemde sokaktaki (?) Amerikalının ödünün patlatılmak istenmesini 11 Eylül sendromuna bağlamak yetebilir mi?
Böyle bir ruh hali içinde, ABD'nin evrensel bir zaferinin bile, zafer olmaktan çıkıp bir kamera şakasına dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz şu günlerde, Neil Armstrong'un aya ayak basma görüntülerinin stüdyo çekimi olduğu yönündeki iddialara istinaden NASA yetkilileri vatandaşlarını ikna etmek için (?) ay yüzeyindeki bu tarihi izleri taramaya hazırlanıyor. İnsanlar kitleler halinde kandırıldıkları kurum tarafından yine kitleler halinde inandırılmak isteniyor; oysa teknik olarak hiç gerçekleşmemiş olsaydı bile, Aya Seyahat teması fiilen yapıldığı tarihten çok çok önce tüketilmeye başlanmıştı. Şimdi bu temanın yeniden neden tüketime açıldığı sorusu gelebilir akla. 11 Eylül'e inanmakta zorlandığımız, zorlandıkları için mi?

(Amerika, dozu kaçmış bir şaka mı?)