İstanbul'da Yeni Kitapçılık Üzerine Notlar

Berke Göl


Yayıncılığımızın ciddi bir sektörleşme sürecine girmesi, dolayısıyla kitap piyasasının hareketlenmesiyle birlikte pazarlama yöntemleri de günden güne değişiyor, gelişiyor. Bu sektörleşme sürecine koşut olarak ve sürecin ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde, özellikle son birkaç yıl içinde, "billboard'lardan" perakende kitap satıcılarının "vitrinlerine", kitapçılık da yeni bir çehre kazandı. Hedef kitlelerin günden güne daha belirgin bir şekilde ortaya çıkması, ayrıca bu kitlelerin günden güne büyümesi kuşkusuz mekânsal yenilikler getirmekle kalmadı, "sunum"u baştan sona değiştirdi. Fakat kültürel merkezlerden alışveriş merkezlerine kayan kitapçılarımızla ilgili salt bu mekânsal değişiklik bile, İstanbul'un yeni kitapçılığı hakkında çok şey söylüyor. Öte yandan, "sunum"un farklılaşması, geç de olsa tüketim ve dolayısıyla üretim odaklı bir sistemin oturmasıyla, kitapçılarımızın "kimliği" de değişti; kitapçılık amatör bir merak olmaktan çıkıp profesyonel bir kimliğe büründü. Bu gelişmeler, Doğan Kitapçılık ve DNR, İş Bankası Kültür Yayınları ve satış merkezleri, Remzi Kitabevi ve kitapçıları gibi örneklerin ardından diğer yayıncıların da perakende kitap satışına, aynı şekilde kitapçıların da yayıncılığa yönelmesini teşvik etti; Can Yayınları'nın Beyoğlu'daki süper-kitapçısı, Literatür'ün yeni yayıncılığı ve kitapçısı birer örnek.

Her türlü kültürel etkinliğin merkezi olan Beyoğlu'nu bir yana bırakırsak, yeni kitapçıların büyük alışveriş merkezlerinde ve gelir düzeyinin yüksek olduğu semtlerde yoğunlaştığını söyleyebiliriz. İlk akla gelen iki kitapçı zincirinin İstanbul'daki şubelerine bakmak yeterli bir fikir verecektir: Remzi Kitabevi'nin merkezi Cağaloğlu'nda olmakla birlikte, şubeleri Akmerkez, Nişantaşı, Carrefour, Mayadrom, Profilo ve Suadiye'de açılmış. D&R'ın şubelerinin yerleri ise şöyle: Erenköy, Etiler, Nişantaşı, Kartal, Çınar Otel, Bakırköy, Kazasker, İş Kuleleri, Olivium, Maslak Çarşı, Atatürk Havalimanı.
Sözü geçen üretim/tüketim odaklı anlayışın açığa çıktığı noktalardan bir başkası, kitapçıların içmekânlarında, yine, yayıncılıkta sektörleşme sürecinin ihtiyaçlarını karşılayacak düzenlemelere gidilmesi. Yeni kitapçılarda karşımıza çıkan "çok satanlar" ve "yeni çıkanlar" standları, genellikle girişe yakın bir yerde ve göze batacak bir çekicilikte (örneğin vitrine) kurulan bölümler. Müşteriyi içeri çekmekte bunlar (reklam panolarıyla birlikte) en etkili araçlar. Gazete ve dergi köşelerinde çok satanlar listelerinde boy gösteren kitaplar, eşzamanlı olarak buralarda yerlerini alıyor. Yeni çıkmış, tüketilmemiş, taze kitap zengin çeşitlilik içinde baş köşeyi alıyor.

İstanbul'da yeni kitapçı, pek çok yönüyle bir süpermarketi çağrıştırıyor. Alışveriş çağının bu simge mekânı gibi yeni kitapçı da ürünlerin çeşitliliği ve sunumdaki mükemmellikle insanda sonsuz bir tüketme arzusu uyandırıyor. Böyle bir kitapçıda, tıpkı bir süpermarkette olduğu gibi başlangıçta hiç de aklınızda olmayan şeyleri almış olmanız, bütçenizi zorlamanız, hiç de uzak olmayan olasılıklar. Bu nedenle alışveriş çağının açken alışveriş yapmama prensibine uygun davranmak en güvenlisi.

Süpermarket karşılaştırmasını anlamlı kılan bir başka benzerlik, eski kitapçıların yeniler karşısında soyunduğu "kahraman bakkal süpermarkete karşı" rolü. Kitapçılık alanında son birkaç yıl içinde, 80'lerin kültürel atmosferi üzerine yapılan tartışmalarda mahalle sosyolojisiyle ilgili değinilerde söz edilen bu değişimin bir benzerinin gerçekleştiği söylenebilir. Yeni çalışanlara gelince, kitapçıların tezgâhtarları, hâlâ üniversite öğrencileri; bu yönüyle kitapçılık genellikle hâlâ part-time bir iş. Fakat artık profesyonel kasiyerler ve işletmeciler, merkezlerdeyse pazarlama müdürleri ve yöneticiler görevlerinin başında.

Yeni kitapçılığın en önemli özelliklerinden biri de, okurun/müşterinin kitapçı dükkânında anonim bir kişi olarak bulunabilmesi. Kullanılabilir alanın ve müşteri sayısının nispeten çok daha sınırlı olması, ayrıca kitapçılığın bir iş değil amatör bir uğraş sayılması nedeniyle, eski kitapçıda genellikle "kitapçıyla" ya da diğer bir "okurla" iletişime geçmemek, "okurlar" cemaatinin üyesi olmadan kitapçıda dolaşmak olanaksızdır. Buralarda okur bir konuk gibi ağırlanır. Artık kitapçıları okurlar değil, müşteriler dolduruyor.

Her alanı olduğu gibi kitapçılığı da ciddi biçimde etkileyen, gelecekte de köklü değişikliklere yol açması kuvvetle muhtemel görünen internete değinmeden geçemeyiz. Büyük kitapçıların hemen hepsi internet siteleri üzerinden tanıtım ve satış yapıyor. İnternetten yapılan ödemelerde türlü kolaylıklar sağlanıyor, indirimler uygulanıyor. Sosyal bir aktivite olarak kitapçıya gitmeyi, alacakları kitabın sayfalarını çevirip ona şöyle bir göz atmayı pek de önemsemeyenler için evlerinde oturup kitaplarını indirimli olarak ya da kampanyalar dahilinde almak mümkün.