Hepimizi Kurtlar Yiyecek

E. Efe Çakmak


Yaz nedeniyle yazarlarımız ve çevirmenlerimiz, belki biraz da dosya konumuzu can sıkıcı bulduklarından, işlerini geciktirdiler; dolayısıyla derginin hazırlıkları planlanandan uzun sürdü, gecikme için peşinen özür dileyelim.
“Ölüm” sayısında emeği geçen arkadaşlarımıza, derginin dosya konusunun derginin kaderine ilişkin bir mesaj verip vermediği, bu sayının Cogito’nun son sayısı olup olmadığı sorulmuş çokça. Beni epey güldürdü bu. Aslına bakılırsa, “Avrupa’yı Düşünmek” başlıklı sayımızın piyasaya çıkmasından hemen sonra YKY bünyesinde gerçekleşen yönetim değişiminin ardından biz de kendi aramızda böyle şakalaşmıştık; hatta Enis beyin veda yemeğinde bile aynı şaka yapıldı. Sonrasını biliyorsunuz, ya da bilmiyorsunuz; Ayfer Tunç ve arkadaşlarının mücadeleleri birkaç editörün işini kaybetmesi dışında pek bir sonuç vermedi, Enis Batur’la Cogito okurunun yakından tanıdığı Cem Akaş’ın YKY serüveni sona erdi. Cogito dergisini yayın dünyamıza kazandırandıran bu iki isim artık Cogito’ya emek vermeyecek olsa da, okurlarımıza bu sayının Cogito’nun son sayısı olmadığı konusunda güvence verelim.
“Ölüm” sayımızda sevgili hocamız, Teo Grünberg’le oğlu David Grünberg’in yaptığı bir söyleşiye yer veriyoruz. Diğer söyleşimizse Yeni Perspektifler bölümünde; Bilgi Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren Aslı Odman’ın, geçtiğimiz günlerde Türkiye’de bulunan, eleştirel kuramın etkin temsilcilerinden Alex Demiroviç’le yaptığı söyleşi.
Bu sayı için Slavoj Zizek’le bir söyleşi yapacaktık; ama kendisi, yine Yeni Perspektifler bölümünde bulabileceğiniz, “Ölümün Acımasız Aşkı” başlıklı yazısını gönderdi – doğrudan dosya konumuzla ilgili bulmadığım için yazıyı dosyaya almadım.
Dosya, Selim Badur’un tıp açısından ölüm konusunda seçtiği birkaç başlık üzerine yaptığı yorumlarla açılıyor – Selim Badur’u “Kan” sayımızdan hatırlayacaksınız. Selim Badur’un da yazısında adını andığı düşünür Ivan Illich’in ölüm kültürünün tarihi üzerine kaleme aldığı makaleyi Selim Badur’un yazısından sonra okuyabilirsiniz. Dosyanın geri kalanı ölüm kavramı ve ölüm kültürü bağlamlarının çatışmasına ayrılmış durumda. Kaan H. Ökten, Martin Heidegger’in Sein und Zeit’taki ölüm irdelemesini doğrudan Türkçeye çevirmek yerine, her bir tezi birer birer ele alarak açıklamayı seçti. Emmanuel Levinas’ın ölüm irdelemesiyse, Bernasconi’nin de söylediği gibi, burada, “Zaman ve Öteki” başlıklı konuşmasından derlediğimiz “Ölüm ve Öteki” başlıklı yazıda yeterince açık bir biçimde ortaya konuyor. Bernasconi kendi yazısında Derrida’nın ölüm eleştirisini konu edinirken, ister istemez Heidegger ve Levinas’a yoğun göndermeler yapıyor – bu arada, üç düşünürün temel ayrılıklarından birine, yani ölüm kavramı-ölüm kültürü vurgularındaki farklılığa eğiliyor. Derginin bu temel düşünsel ayağını Heidegger-Levinas-Derrida üçgeni üzerine kurduktan sonra, bu kavram-kültür ayrımı üzerine gitmekten doğal bir şey yoktu; Sait Aykut’un İslam kültüründe ölüm yazısına, Yaşar Çoruhlu’nun eski Türklerde ölüm yazısına ve tabii ki, Philippe Aries’in, Batının ölüm imgelerinin peşinden gittiği “Ölüm Döşeğinden Mezara” başlıklı yazısına yer verdik. Anadolu’da ölüm konusunda bugüne kadar yapılan en kapsamlı çalışma, Sedat Veyis Örnek’in, Anadolu Folklorunda Ölüm kitabının eleştirisini Gürbüz Erginer yazdı – bu yazıyı da derginin sonunda okuyabilirsiniz.
Bu sayının Odak bölümünde, geçtiğimiz sayılarda Oryantalizm üzerinde çok durduğumuzu düşünerek, Oksidentalizm’e yer verdik. Ian Buruma’nın Oksidentalizm’in kökenleri hakkında kendi Batıcı perspektifi doğrultusunda geliştirdiği fikirlerini açıkladığı yazısından önce, Mısırlı Hasan Hanefi’nin konuya yaklaşımını okuyacaksınız.
Daha önce de duyurduğumuz gibi, Cogito dergisinin bir sonraki sayısı, “Immanuel Kant Özel Sayısı” olacak. Bir süredir çalışmaları sürüyor bu sayının. 3 Ekim’de, Tünel’de, Goethe Enstitüsü’nün Teutonia salonunda bir de Kant sempozyumu düzenliyoruz; Muğla Ünivesitesi Felsefe Bölümü’yle birlikte düzenlediğimiz etkinlik, Muğla’da gerçekleştirilecek olan üç günlük büyük sempozyumun vitrini olacak. Guyer, Apel ve Kant-Gesellschaft Başkanı Manfred Baum’un katılımıyla gerçekleştirilecek sempozyuma hepiniz davetlisiniz.
Zaten hepimizi kurtlar yiyecek.