Kant: Sonsuzluğun Sınırında

E. Efe Çakmak


Ocak-Mart 2005

Cogito'nun Kant Özel Sayısı, beklenenden epey uzun uğraşlar sonunda, ama –umarım– hakkı verilerek hazırlandı. Kısa bir özet geçecek olursak; Immanuel Kant'ın ölümünün iki yüzüncü yıldönümü bağlamında tüm dünya çapında yapılan etkinlikler çerçevesinde, Ekim 2004'te, Muğla Üniversitesi ve Goethe Enstitüsü'nün işbirliğiyle, iki uluslararası sempozyum düzenledik. Sempozyumlara katılanlar arasında kimler yoktu ki; yalnızca onur konuklarını saymamız yeterli olacaktır: ünlü filozof, söylem etiğinin kurucusu Karl-Otto Apel, Kant Derneği'nin başkanı ve dolayısıyla köklü Kant-Studien dergisinin yayın yönetmeni, Kant uzmanı Manfred Baum ve İngilizce konuşan dünyanın en önemli Kantçısı, Paul Guyer. Her iki sempozyum da, izleyicilerin yoğun ilgisine sahne oldu ve inanıyoruz ki uluslararası anlamda da Kant literatürüne önemli katkıda bulundu. Onur konuklarımızı önce İstanbul'da ağırladıktan, ve üçüyle ayrıca Cogito'da yayımlanmak üzere bir de açık oturum yaptıktan sonra; Bedia Akarsu, İoanna Kuçuradi, Claudia Bickmann, Doğan Özlem, bendeniz ve Hazal Gündüz'den oluşan bir ekip olarak, bu üç önemli kişiliği, uzun bir gezi-yolculuğa çıkararak karadan Muğla'ya götürdük. Bizimle geçirdikleri iki hafta inanıyorum ki hepimiz için oldukça zengin bir deneyim oldu.
Elinizdeki sayının en önemli özelliği, Apel, Baum ve Guyer'ın özgün dillerinden önce, dolayısıyla Türkçe çevirilerinin yanında özgün dillerinde, ilk kez Cogito'da yayımlanan makaleleridir. Yaptığımız açık oturumdan –ki yaklaşık dört saat sürdü– yaptığımız bir derlemeyi de, derginin sonunda, Ek'te yayımlıyoruz.
Kant Özel Sayısı, Kant'ın yaşamöyküsünden kesitler sunmayı amaçladığım yazımla açılıyor. Hemen sonrasında Baum'un İstanbul'da sunduğu, Saf Aklın Eleştiri üzerine bildirinin metnini, Almanca özgün metniyle bulacaksınız. Baum'un teknik metninin ardından, Saf Aklın Eleştirisi'nin çağdaş okumalarından birini, Adorno'nun Kant kitabından derlediğimiz yazısını okuyacaksınız. David Grünberg, Nebil Reyhani ve İlhan İnan'ın Saf Aklın Eleştirisi'nin kilit öğelerine ve bunların Kant sonrası gelişimine ilişkin yazıları Adorno'nun yorumundan sonra geliyor. Umberto Eco, Saf Aklın Eleştirisi'ni kendi özgün bakışıyla irdelerken, bir anlamda, bizleri güncel bir Kant dönüşümüne, yani Apel'in makalesine hazırlıyor. Eva Schaper'in, Guyer'ın önerisiyle dergiye aldığımız yazısı (ki bu metin Guyer'ın Cambridge Companion'a da aldığı yazıdır), Yargı Gücünün Eleştirisi'nin sanat felsefesi boyutunu ele alıyor. Zizek çağdaş psikanalitik yaklaşımın Kant okumasının bir örneğini verirken, Birgit Recki'nin aydınlanma yazısı, bu okumanın bir eleştirisini de içeriyor. Betül Çotuksöken aydınlanmacı Kant'ın düşüncesinin tarihüstü olup olmadığını sorgularken, Türkiye'de yayımlanacak bir Kant özel sayısının olmazsa olmaz ismi İoanna Kuçuradi'yle yaptığım söyleşi, Kuçuradi'nin özellikle vurguladığı bir ayrım, etik-ahlak ayrımı üzerinde duruyor. Henüz yapıtlarını Türkçede bulamadığımız Rawls, Kantçı kimliğiyle kaleme aldığı ve kendi düşünce çizgisinin de derin izlerini taşıyan etik makalesiyle, inanıyoruz ki önemli bir açığı kapatmamızı sağlıyor. Guyer İngilizce özgün metnini de bulabileceğiniz yazısıyla, Kant etiğini Rawls'un bıraktığı yerden alıyor. Arendt'in Kant derslerinden derlediğimiz yazı Yargı Gücünün Eleştirisi'nin bir başka boyutunu, siyaset felsefesi boyutunu açıklıyor. Habermas Kantçı ebedi barışın bugün ne anlama gelebileceğini tartışırken, Kaan H. Ökten yine ebedi barış metninin Türkçe çevirisindeki bir eksiğin üzerine giderek, Kantçı ebedi barışa farklı bir perspektiften bakmamızı sağlıyor. Apel'in, yılların düşünce yükünü taşıyan makalesi, ki bu makalenin de özgün metnini bulacaksınız bu sayıda, bir demir leblebi olmakla birlikte, Kant'ın bugüne nasıl taşınabileceğinin cesur bir örneğini veriyor. Son olarak açık oturum metninde, konuklarımızın sempozyumda dile getirdikleri özgün görüşlerini birbirleriyle nasıl tartıştıklarını göreceksiniz.
Kant terminolojisini aşırı öznel kaygılar güden bir politika doğrultusunda şekillendirmek yerine, mümkün olduğunca anlaşılır bir dil kullanma kaygısıyla oluşturmayı uygun bulduk. Türkçe çevirilerde bu konuda ne kadar ciddi sıkıntılarımız olduğu zaten biliniyor.
Bu sayıda emeği geçen herkese, sempozyuma katkıları sebebiyle Hazal Gündüz'e, çevirilerin yayına hazırlanması sırasında büyük emek veren Ali Kaftan'a ve tabii Kaan H. Ökten'e çok teşekkür ederim. Bu arada, Cogito'nun bahar sayısının dosya konusu Çöp olacak.