Derrida’yla Yaşamı Yeniden Düşünürken

Şeyda Öztürk


Çağımızın en etkili filozofu, en kışkırtıcı düşünürü olarak bilinen Jacques Derrida ölümünden kısa bir süre önce Le Monde gazetesine verdiği son röportajında anlaşılmamaktan korkmadığını, sırf bir gazeteci kitabının adını anlamayacak ya da okur korkacak diye zor bir ifadeden, bir kıvrımdan, fazladan bir çelişkiden kaçınmanın kendisi için kölelikle aynı anlama geldiğini ifade etmişti. O kimileri tarafından hep anlaşılması güç bir kuramcı, nihilizmin, belirsizliğin ve göreceliliğin yandaşı olarak görüldü. Bu röportajında işaret ettiği gazetecilerden birinin, onun ölümünün hemen ardından kaleme aldığı ve The New York Times gazetesinin birinci sayfasında yayımladığı yazıya “Muğlak Kuramcı 74 Yaşında Öldü” başlığını atması, İngiliz The Times gazetesinin ise ölümünü neredeyse alaycı bir ifadeyle (“Jacques Derrida’nın Ölümünden Emin Olabilir miyiz?”) duyurması kendisini mezarında üzmüştür belki ama çok da şaşırtmamıştır. Söz konusu röportajı, Derrida’nın daha önce Türkçede yayımlanmamış dört metniyle birlikte Cogito okuruna sunuyoruz. Yaklaşan ölümün ve yaşamayı öğrenememiş olmanın bilincinde geçirdiği son yıllarında verdiği bütün röportajlarda nasıl okunacağına, nasıl hatırlanacağına dair endişeleri olduğunu, bir taraftan da ölümünden kısa bir süre sonra geriye hiçbir şey kalmayacağını hissettiğini ifade eden Derrida’ya bu özel sayıyla veda etmekten ya da anmaktan çok, yazısını ve düşüncesini selamlamanıza, onunla diyalog kurmanıza ve yasını onun metinleriyle diyaloga girerek tutmanıza vesile olacağımızı umuyoruz.
“Jacques Derrida’nın yasını tutmak mı?” diye sorabilir kimileri. Ama nasıl? Jacques Derrida, aralarında Roland Barthes, Emmanuel Lévinas, Sarah Kofman, Paul de Man, Gilles Deleuze ve Michel Foucault’nun da bulunduğu on dört ünlü düşünürün ölümleri ardından kaleme aldığı yazıları Yas Çalışması’nda toplamıştı. Düşünür yas tutmanın kaçınılmazlığını ve imkânsızlığını ele aldığı bu kitabında düşünce yoldaşı saydığı bu insanlarla diyalog kurmaya devam eder; yaşadığı sürece canlı tutmaya çalışacağı bir diyalogdur bu: Düşüncesini onlara borçludur, metinleri onların metinlerinden beslenir. Ölmüş arkadaşlarının yasını yazı yazarak tutan ve özellikle hayatının son dönemlerinde yas, arkadaşlık ve ölüm konularını metinlerinin merkezine alan Jacques Derrida adına hazırladığımız bu sayının konuk editörlüğünü Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi Zeynep Direk üstlendi.
Zeynep Direk’e özverili çalışmasıyla derginin çatısını oluşturmada ve içeriğini kotarmada yardımlarını bizden esirgemediği için çok teşekkür ediyoruz.
Dört yıl boyunca Cogito dergisinin editörlüğünü yapan Emrah Efe Çakmak, Columbia Üniversitesi’nde doktora çalışmalarına başlamak üzere Amerika’ya gitti; dergimize danışman olarak dışarıdan destek vermeye devam edecek.
Güler yüzü ve çalışkanlığıyla hepimizin hayranlığını kazanan Elis Simson da bu sayının baş emekçisi. Ona da teşekkür etmeden geçmiş olmayalım.
İyi okumalar ve Merhaba

<<geri dön

Ana Sayfa