Ya Bizdensin Ya Öteki

Şeyda Öztürk


Bir fanatizm özel sayısı hazırlama fikri 2007’nin son çeyreğinde oluştu. 2007’nin bu son sayısıyla okurlarımıza bir nevi “2007 panoraması” sunuyoruz. Zira 2007 yılında Türkiye, yıllardır istikrarla uygulanan ve analitik düşünceyi değil ezberi dayatan, çoğulculuğun başını tektipliliği yücelterek ezen eğitimsizlik sisteminin medarı iftiharı da diyebileceğimiz bireylerden oluşan kapalı grupların, kendilerinden olmayanlara uyguladığı ve korkutucu derecede çok sayıda kişi tarafından kâh açıkça kâh koşullu olarak desteklenen aşırı şiddetle harap oldu.
Kubilay Akman, toplumdaki ayrışma ve çatışmayı son dönemde üretilen yeni simgeler üzerinden incelediği çalışması “Ayrışma, Çatışma ve Fanatizm”de hoşgörü ve çoğulculuk ortamı sağlamanın yollarını sorguluyor. Erol Göka “Fanatizmin Psikolojisi ve Türklerin Psikolojisinde Fanatizm” başlıklı yazısında, fanatizmin psikolojik koşullarını çözümledikten sonra, Türklerin psikolojisinde fanatizmin, etnik ve dinsel olarak değil, tarihsel süreçler üzerinden biçimlendiğini gösteriyor.
Cengiz Çağla, fanatizmin milliyetçilikle ilişkisini ele aldığı “Fanatizm ve Sivil Toplum Üstüne Sorular” başlıklı yazısında, milliyetçiliğin totaliter ve militarist versiyonlarının sivil toplumla, hukuk devletiyle ve çoğulcu demokrasi rejimiyle uyuşmazlık içinde olduğunu gösteriyor. Hakan Poyraz, “Fanatizm, Bağlanma ve Ahlak” başlıklı yazısında ahlaki özgürleşmenin önündeki gerçek engelin ahlaksızlık değil fanatizm olduğunu göstererek fanatizmi etik açısından sorguluyor.
Fanatizm özel sayısında cogito okuruna Türkiye’de fanatizmin masaya yatırıldığı iki söyleşi sunuyoruz. Esra Arsan, Mete Çubukçu ve Ragıp Duran, medya ve fanatizm üzerine söyleşilerinde, Türk medyasının özellikle son dönem olaylarındaki rolünü, medya çalışanlarının fanatikliğini, Doğu ve Batı’daki basın geleneklerinin gelişimindeki ve uygulanışındaki farklardan başlayıp, Türkiye’nin yakın tarihindeki örneklerden ilerleyerek masaya yatırdılar ve medya yoluyla fanatizm, şiddet ve ötekileştirmenin bertaraf edilmesine çareler aradılar.
Bu sayının diğer söyleşisi olan “Fanatizm İlkelliktir”de ise Mete Tunçay ve Murat Paker, fanatizmin, kişinin bebeklik çağında iyi meme/kötü meme ayrımını yapamayışından başlayıp, hayatı iyi ve kötü, siyah ve beyaz vb keskin sınırlarla algılama defosu olduğu belirlenimiyle azınlıklar ve Avrupa Birliği süreci üzerinden fanatizm üzerine konuştular.
Fanatizm sayısında elbette tribün fanatizmini de ele aldık. Barış Tut, “Futbol Fanatizmi: Sıradan Faşizmin Mihenk Taşı” başlıklı yazısında toplumsal yapıdaki kırılmaların yol açtığı asabiyet ve şiddetle koşut gelişen tribün şiddetini, Gökhan Gökulu, Kramponlu Mehmetçikler’in gazete manşetlerinden doğup tribün kitleleri tarafından kucaklanışı üzerinden medyanın popülist ve milliyetçi söyleminin futbol fanatizmi üzerindeki etkilerini inceliyor.
Fanatizm dendi mi, ilk akla gelen futbol fanatizmi. Fanatizm olgusunun tribünlerle sınırlı kalmadığı hepimizin malumu. Fanatizm kelimesinin yerine eşanlamlısı olan “bağnazlık”ı koyarsak, hayatın her alanını ötekini susturma yolunda her şeyin mubah olduğu bir arena olarak algılayan, taraftardan ziyade fanatik tabir edilen kişilerin hoşgörüsüzlüğünü ve şiddete meyleden aşırı asabiyetlerini bağnazlıktan kaçınarak ele almanın ve anlamanın yollarını aramaya başlarız.
Ahmet İnam “Bağnazlığa Bir Bakış” başlıklı kapsamlı incelemesinde, yaşama yüklediğimiz anlamlarla ilgili olan “bağnazlığın” anlam çerçevesinin yapısını çözümlerken, bağnazlığa karşı bağnazca olmayan bir bakışımız olup olamayacağını sorguluyor.
Fanatizmin yeşermesi için zeminin müsait, hatta müsaitten de öte, ideal olduğu bu ülke, birkaç yüzyıl öncesine kadar Batı’nın ötekilere tahammülsüzlüğünden kaçanları kucaklayan bir toplumsal yapının ve hoşgörülü insanların yeşerdiği topraklarmış. Mehmet Çetintaş, yangın delisi Mustafa Ağa’yla fanatizmin zaman içinde nasıl mecra değiştirdiğini hatırlatıyor. Zeliha Burtek’in, Aritoteles’in zoon politikon’unun hemen yanıbaşındaki sokak hayvanlarına uyguladığı zulmü ele aldığı yazısı ve Levent Cantek’in yirmi birinci yüzyılda sayıları giderek azalan çizgi roman fanatiklerini anlattığı yazısı “Kutsal Kitaplara Saldıran Bir Ateistin Hatıraları ya da Zagor Bize Kızarsa Vay Halimize” fanatizm dosyasının diğer yazıları.
Bertrand Russell fanatizmin aslen entelektüel bir defo olduğunu ve bu defonun tek panzehirinin felsefe olduğunu söylemiş. Kaan H. Ökten ve Armağan Öztürk’ün Kant’ın Ebedi Barış projesi üzerine çalışmalarıyla bu panzehiri hatırlatalım ve fanatizm dosyamızı umutla kapatalım istedik.
Bir önceki sayıda Tragedya sayısının Ocak ayında yayımlanacağını belirtmiştik. cogito’yu okurlarına düzenli aralıklarla senede 4 defa ulaştırmak adına yayın programında bir değişiklik yaptık. Tragedya sayısı Mart ayında elinizde olacak. Bir sonraki sayı ise Haziran ayında yayımlanacak olan giyim kuşam konulu sayı.

<<geri dön

Ana Sayfa