Onat Kutlar
Sayı: 128 / Haziran 2009


     

EDİTÖR'DEN
Murat Yalçın



Onat Kutlar’ın yirmi  üç yaşındayken yayımladığı tek öykü kitabı İshak (1959)  öykücülüğümüzde yeni bir dönemin simgesidir. Bu sayıdaki mektubunda Yusuf  Atılgan da o yıllarda İshak’a dikkatleri  çekivermiş:

İshak, üstünde durulması, anlaşılmaya çalışılması  gereken, yepyeni; güzel bir sanat yapıtı. Son yılların en önemli lütufu bence.  Ona yaklaşırken kendi hikâye anlayışımızı unutmamız, Onat’ın bizi çağırdığı  havaya girmemiz gerekiyor.”
Güzün Ferit Edgü’nün  sunuşuyla YKY’den yeni bir kitabı çıkacak Onat Kutlar’ın. İshak’tan elli yıl sonra, öyküdeki gücünü yine  duyuracak. Bu öykülerden “Karameke” ile “Sığla Ağacı” yıllar önce Gösteri dergisinde yayımlanmış. “Mühür” de ilk kez burada,  Hulki Aktunç’un sunuşuyla, Onat Kutlar fotoğraflarıyla yayımlanıyor.
Yusuf Atılgan’ın  sahaftan alınmış bir derginin arasından çıkan yarım mektubuyla Onat Kutlar’ın  çekmecesinde kalmış öyküsünün birlikte yayımlanmasını güzel bir yaz buluşması  sayıyoruz.

 

Ahmet Güntan şiiri  üstünde kopan fırtına nedeniyle Kitap-lık ilgi odağı oldu  birden. Şiir akışı hızlandı.
Yılda yaklaşık 130  şiirle 30 öyküye yer veriyoruz ya, “iyi edebiyat” diyen bir dergi için, hiç de  azımsanmayacak sayılar bunlar.
Yılda belki 500’den  çok ürün de geri dönüyor. Gönderilen bunca çalışmayı seçmek, ayıklamak güç  değil ama olumsuz yanıt verilenlerle sağlıklı, özden, doğru bir iletişim kurmak  açıkçası güç. Yayımlanmayan ürünlerin her birine ayrı, özel değerlendirmeler  yapılamayacağı birçok kez açıklandı bu sayfada. Hem iyi niyetli hem  ısrarlılarla zaman zaman görüşlerimizi paylaşmaya çalışıyoruz yine de.

 

Sitemli son:
Kapı duvar olduğunda  bencillik bulutları, öfke şimşekleri eksilmiyor pencerelerden.

Bilen bilir, salt “defigam etmek” için saygının hiçe sayıldığı yerde,  bazen pencereler de örülür bacalar da.

ÜYE YORUMLARI                                         bütün yorumlar...

Ayla Çınaroğlu 28.05.2009

Çok duygulandım. Harika bir öykü. İçinde bulunduğumuz bu dönemde yaşamak, öyle sanıyorum ki tüm canlılar gibi biz insanlar için de, daha doğrusu pek çoğumuz için de kendi yurdumuzda azınlık kalmak anlamına geliyor. Hüzünlü, ama gerçek. Ari Cokona'yı kutlarım. Ayla Çınaroğlu