Kitap-lık
Sayı: 132 / Kasım 2009
Geçen sayımızın kapağını görenlerin ilk tepkisi, “Obama’nın resmini niye koydun?” oldu. Onat Kutlar’ı Obama sandılar... Adnan Özyalçıner aradı sonra, kapak fotoğrafında üçüncü sıradakinin adı belirtilmemişti: Erdal Öz’le Adnan Özyalçıner’in arasındaki genç “Yüksel Yaşar”mış... Onat Kutlar’ın Hukuk Fakültesi’nden Antepli arkadaşıymış, tamburi Necdet Yaşar’ın kardeşiymiş, a dergisinde öyküleri de çıkmış vaktiyle.
Rüzgâr Gülü’nde Seyhan Erözçelik’in iki şiiri birden var. Ortaya çıkış öykülerinin de olması nedeniyle Rüzgâr Gülü sayfalarına koyduk. Bu arada Seyhan, “Bundan sonra sadece Kitap-lık dergisinde şiir yayımlayacağım” dedi... Bazen de yazarlar dergilerini seçerler, hep dergilerin yazar seçtiği sanılsa da.
Dergilerin rağbet gösterdiği yazarlar, yazarların rağbet gösterdiği dergiler vardır her zaman. Bazen çakışır, bazen çakışmazlar; günden güne uzaklaşır ya da yakınlaşabilirler. Birbirlerine katkıları olmaları, bir değer, bir nitelik katmaları gerekir birlikte anılabilmeleri için. Kitap-lık’a yeni/başka imzalar katarken özellikle bu açıdan da bakıyoruz. Konulmuş bir çıta varsa, sürekli yükselmeli.
Yayımlama konusunu kuru bir inada dönüştürmemeli. Evet, ısrar, inat var edebiyatın özünde ama bir deyimle “çakır pençelik sökmüyor”. Yazılanın kendi gücüyle, kendi yolunu bulmasını beklemek de, o çıdamlı duruşu gösterebilmek, kendine endam aynasında bakabilmek de bir hüner.
Kitap-lık neredeyse yarı yarıya çeviri metinlerle çıkardı önceleri. Derginin son on yılını bilenler ayırdına varmıştır, giderek Türkçeyle yetinen bir dergi oldu. Bundan sonra yine çevirilere yer vermeye çalışacağız, dengeleri gözeterek.
Salt telif ürünlerle nitelikli bir aylık edebiyat dergisi çıkar mı? Öteden beri tarttığımız, tartıştığımız bir soru.
Elbette, işin bir de olmazsa olmazı var: İyi çevirmenlerle çalışmak.




