şifremi unuttum            beni hatırla

ETKİNLİKLER
01 Kasım 2014 Cumartesi
Donizetti Paşa - Osmanlı Sarayının İtalyan Maestrosu

Kategori: Sanat
Yazar: Emre Aracı
Sayfa: 286
Ölçü: 13.5 x 21 cm
ISBN: 978-975-08-1153-4
YKY'de 1. Baskı: Kasım 2006
YKY'de 2. Baskı: Mayıs 2014

Tarihimize Donizetti Paşa olarak geçen ve meşhur opera bestecisi Gaetano Donizetti’nin ağabeyi olan İtalyan asıllı Giuseppe Donizetti, Napoléon Bonaparte’ın bandosunda flütçü olarak görev yapmış ve sonra II. Mahmud’un kurduğu Muzika-yı Hümâyun bünyesinde Osmanlı bandolarına baş eğitmen olarak tayin edilmişti. Emre Aracı’nın Bergamo, uzun soluklu araştırmalar sonucu kaleme aldığı ve ölümünün 150. yılında yayımlanan Donizetti Paşa biyografisi ona ait bilinmeyen pek çok yeni eser, mektup, fotoğraf ve diğer görsel materyalin yanı sıra, eski kaynaklardaki bilgilerin yeniden değerlendirildiği kapsamlı bir çalışma özelliğini taşıyor. Konservatuarlarda okutulması gereken kaynak kitap niteliğindeki bu araştırma aynı zamanda tarih ve müziksever herkesin ilgiyle okuyacağı, William Ashbrook’un da deyimiyle, hayatı “tam bir opera buffa konusu olabilecek” bir şahsiyetin renkli bir yaşam öyküsü.

Takip Et I                Paylaş

        

TADIMLIK

Giuseppe Donizetti’nin hatırası bu kitabın hazırlığı sırasında hem coğrafi, hem de manevi olarak bana pek çok değişik hisler tattırdı. Bir an Cambridge’in yemyeşil avlulu kolejlerinden geçip giderken, bir diğer an kendimi Bergamo’da onun yaşadığı Borgo Kanalı kenarındaki mütevazı evin yanı başında buldum. İstanbul’da St. Esprit Katedrali’ndeki mezarı başında ölümünün 150. yıldönümünde o manevi hissi duyarken, aynı hafta İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde, onun hiç bilinmeyen Türkçe sözlü koral bir kasidesini İstanbul Avrupa Korosu’nun ağzından Atatürk Kültür Merkezi’nin büyük salonunda, binlerce kişinin huzurunda ilk defa idare etme mutluluğunu tattım. Napoli’nin dar ve loş sokaklarında yürürken, o şehrin konservatuar kütüphanesinde meşhur Rossini’nin kendi kaleminden ona hitaben yazmış olduğu bir mektubunu keşfederek elimde tutmanın heyecanını yaşadım. Kitabımı kaleme alırken bana Gaetano Donizetti’nin Belisario operası Leyla Gencer’in Antonina rolünde söylediği 14 Mayıs 1969 tarihli La Fenice, Venedik kaydından arkadaşlık etti. Aynı zamanda tenor Bülent Bezdüz’ün Donizetti operalarına yatkın sesiyle dünyanın önemli opera salonlarında yükselen kariyerine tanık olmak beni mutlu kıldı. Zira Donizetti Paşa’nın bu topraklarda filizlenmesine öncülük ettiği bir kültürün devamında yetişen bu evrensel nitelikli sanatçıların kardeşinin eserleriyle uluslararası çapta özdeşleşmiş olmaları, belki de tarihin onun hatırasına sunduğu en güzel hediyesi olarak kabul edilmelidir.

BASINDAN

Serhan Bali
Zaman, 13 Ocak 2007


Osmanlı'nın Katolik İtalyan bestekârı Donizetti Paşa'nın tam tekmil hayatı Önce Napolyon'la, sonra II. Mahmud'la çalışan, Katolik iken Müslüman şarkıları yapan, İtalyan ama Osmanlı paşası olan Donizetti'nin hayatını anlatan "Donizetti Paşa: Osmanlı Sarayının İtalyan Maestrosu" Yapı Kredi Yayınları'ndan çıktı. Emre Aracı yıllar önce Cambridge Üniversitesi'ndeyken yazmaya başlamış kitabı ve tam da 'Fratello Turco'nun 150. ölüm yıldönümünde yayınlandı. Bu, Aracı'ya heyecan veriyor. Bunun kadar heyecan verici bir başka şey de Papa XVI. Benedikt'in İstanbul ziyaretinde, St. Esprit Katedrali'nde sabah ayini yaparken, aynı yerde Donizetti'nin medfun olduğunu, Orhan Pamuk Nobel alırken marş çalan İsveç bandolarının yıllarca Donizetti'nin bestelerini seslendirdiğini bilmek... Donizetti Paşa biyografisi için İstanbul'dan Bergamo'ya, Napoli'den Viyana'ya tüm kütüphaneleri didik didik eden Aracı, kitabını ve Donizetti Paşa'yı anlattı. Sizi, Donizetti Paşa'nın biyografisini yazmaya iten neydi? Dünya çapındaki bir opera bestecisinin en büyük ağabeyi olan Donizetti Paşa, Napolyon Bonaparte'ın hizmetinde bulunmuş, sonradan II. Mahmud'un bandolarına baş eğitmen olmuş. Bir Katolik, ama çok seslendirdiği Müslüman şarkılarını hür bir şekilde kaleme almaktan çekinmemiş. Bir İtalyan, ama bir Osmanlı paşası olmuş. Türk askerleri asırlar boyu onun Mahmudiye ve Mecidiye marşlarıyla yürümüş. Mahmudiye marşı 1839'dan günümüze dek çeşitli İsveç alay bandolarının da resmî marşı olarak kabul edilmiş. Orhan Pamuk bir Türk olarak Nobel ödülünü alırken ve arkada Kraliyet Stockholm Orkestrası çalarken kaç kişinin bu bağlantıdan haberi vardı? Mahler, Viyana Operası'na direktör olurken, kontratı gereği Musevi dininden çıkarılarak Hıristiyan olmak zorunda bırakılmıştı. Donizetti ise sultanın baş müzisyeni olarak 12 Şubat 1856'da ölümünden sonra da Elmadağ'daki St. Esprit Katedrali'ne gömülmüştü. Ölümünün 150. yılında, Papa XVI. Benedict, İstanbul'u ziyareti sırasında tesadüfen o katedralde bir ayin düzenledi. Ben de o sabah ayinine katılanlar arasındaydım. Hep altımızdaki mahzende yatan Donizetti Paşa'yı düşündüm. Fransız İhtilali'nden bir yıl önce, kuzey İtalya'nın Bergamo şehrinde doğan bu insan, Avrupa'yı kasıp kavuran Napolyon devri savaşlarını yaşamış ve hayatını ülkemizde noktalamıştı. Böylesine renkli bir yaşam, Doğu-Batı arasında geldiğimiz şu tıkanık noktada beni çok heyecanlandırdı. Günümüzün banalliği ve çirkinliğinden kaçmak için, Donizetti Paşa'nın hayatına sığındım diyebilirim. Ve o hayat, aldı beni götürdü. Napoli, Paris, Bergamo, Viyana ve İstanbul... Araştırdım, dolaştım, buldum, okudum ve hepsini elimden geldiğince damıtarak, Donizetti Paşa biyografimi kaleme aldım. Biyografiyi hazırlarken nelere dikkat ettiniz? Bizde genelde çağdaş veya çoksesli müzik tarihi üzerine bir konu ele alındığı zaman, ansiklopedik bilgiler harmanlanarak akademik toplantılarda tekrar tekrar sunulur. Ne sunumu yapanın haberi vardır gafından ne de dinleyicinin. Polyesterle ipek kumaş aynı tezgâhta dokunmaya devam edilerek defolu üretim sürer gider. Hevesli gençlerin de derhal önleri kesilir. Ancak, Donizetti Paşa biyografisinde yepyeni belgelere ulaşarak, bunları hiç olmazsa istikbalde bu bulgular üzerine inşa edebilecek nesillere sunmak arzusunu güttüm. Çünkü dışarıdan bakıldığında topraklarımızın sunduğu inanılmaz zenginlikler var ve bu kitabın oluşumunda hem yurtdışı hem de yurtiçindeki pek çok müze ve kütüphane yetkililerinin gayretleri büyük oldu. Bir araya gelen belgeler ise çok önemli. Başta da, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi'nde Donizetti ailesinin son ferdinin, Birinci Dünya Savaşı bitiminde İstanbul'dan ayrılmadan önce bir banka kasasında bıraktığı ve yıllar sonra Milli Emlak tarafından açılan, aileye ait evrak geliyor. Bunlar arasında, Donizetti Paşa'nın 1847 tarihli bir fotoğrafı ve ölümünde kesilerek çerçevelenmiş bir tutam saçı ilk defa gün ışığına çıktı. Bergamo'da paşanın ölüm maskı ve bazı notaları ortaya çıkarken Napoli Konservatuvarı Kütüphanesi'nde de ona ait pek çok bilinmeyen eserin orijinal yazmaları keşfedildi. Donizetti Paşa'nın, marş ve salon müziği türünde eserler verdiği gerekçesiyle eleştirildiği de oluyor. Bu anlamda sizin çalışmanızın da eleştirildiği oldu mu? Donizetti Paşa'yı çok dâhiyane bir müzisyen olarak hiçbir zaman tanımlamadım. Ama bu çalışmalarımı hep o vizyondan görerek beni eleştirmeye çalışanlar var; "Donizetti'nin yaşadığı dönemde, İstanbul'da yerleşik müzisyenler ve yetiştirdikleri hanedan mensupları hep böyle niteliksiz birkaç marş ve dans bestelemişler; dolayısıyla bu konuyu abartmamak gerekir." şeklinde. Uluslararası Donizetti Derneği aynı görüşte olmasa gerek ki, kitabım Türkçe olmasına rağmen onların İngilizce web sitelerinde derhal yerini aldı. Sanıyorum, bilim balçıkla sıvanamaz.

Takip Et I                Paylaş