şifremi unuttum            beni hatırla

ETKİNLİKLER
25 Ekim 2014 Cumartesi
Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Kategori: Edebiyat
Yazar: Ahmet Hamdi Tanpınar
Sayfa: 358
Ölçü: 13.5 x 21 cm
ISBN: 975-08-0197-0

"Yekpare zaman"ın ardındaki Ahmet Hamdi Tanpınar'ın yapıtları okuyucusuyla buluşmaya devam ediyor. Huzur, Beş Şehir ve Şiirler'den sonra, kahramanları Hayri İrdal, Halit Ayarcı, Muvakkit Nuri Efendi, Doktor Ramiz'le Saatleri Ayarlama Enstitüsü de artık kitaplığınızda... Tanpınar'ın deyişiyle, "Müesseselerdeki ve manevî insandaki ikilik" izleği üzerine kurulan roman, hiç kuşkusuz Türk edebiyatının en güzel romanları arasında. Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde göründüğünden daha ironik ve derin bir bakışla, zamanı romanın odağına oturtuyor. Eski bir zamandan yeni bir zamana ve böylece aynı zamanda, eski hayattan yeni hayata geçişi; ince, mizahi, şaşırtıcı bir üslupla sorgularken, her iki hayatın kurumları arasındaki geçişe dikkat çekiyor. Saatleri Ayarlama Enstitüsü bilenlerin tekrar tekrar okuduğu, bilmeyenlerin okudukça şaşıracakları bir başyapıt. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ilk baskısı için el yazısıyla hazırladığı özgün maket de Tanpınar okuyucuları için hoş bir sürpriz.

Takip Et I                Paylaş

        

TADIMLIK

"Ayar istasyonları, saatleri durmuş hanımların ve beylerin saatlerinin ayarlarını düzeltmek için yol üstünde uğrayacakları küçük yerlerdi. Burada genç hanımlar beylerin, genç ve güzel delikanlılar da hanımların saatlerini küçük ve makbuz mukabili bir ücretle kurup ayarlayacaklardı. Şehrin kibar ve zengin semtlerinde kalabalık caddelerinde açılacak ilk istasyonlardan sonra yavaş yavaş daha derine, mahalle içlerine kadar girecektik. Nitekim ilk iki istasyonumuzu Galatasaray'la Teşvikiye'de açtık. Böyle bir teşebbüs için muayyen şartları haiz, oldukça kalabalık bir personele muhtaç olacağımız tabiîydi. Müşteri, yahut müracaat sahibi ile meşgul olurken Ayarlama Enstitüsünün asıl içtimaî gayelerini ona anlatması icap eden bu genç unsurların zeki, sevimli ve konuşkan olmaları da lâzımdı. Burada da maalesef yine Halit Ayarcı'ya itiraz ettim: - Bu kadar basit bir şey için kim ayakkabı boyatır gibi bir dükkâna gider? Kaldı ki modern hayat yavaş yavaş berber ve boyacı gibi, muhallebicilerden sonra memleketimizin en işlek iş ve ticaret sahası olan meslekleri bile söndürüyor. Herkes rastgeldiği dükkânın kapısından başını şöyle bir uzatıp saatini düzeltir. Halit Ayarcı: - Hayır, dedi, yanılıyorsun. Bilakis koşacaklar. Bu istasyonlara öyle şekil vereceğiz ki, o kadar güzel elemanlar bulacağız ki en işlek mağazaları geçecek. Siz bana inanın! Kadromuzun tasdikine dört ay vardı. Bu itibarla fazla üzülmedim. Dört ay daha rahat edecektim. Ondan sonrası için Allah kerimdi. Kendi kendime, 'Madem ki dört ay sonra burası yoktur, o halde ilerisi için hazırlık yapalım!' diye düşünüyordum. Benim elimden gelen bu idi."

Takip Et I                Paylaş