şifremi unuttum            beni hatırla

ETKİNLİKLER
23 Ağustos 2014 Cumartesi
Sonrası Kalır I - Bütün Şiirleri

Kategori: Şiir
Yazar: Edip Cansever
Sayfa: 664
Ölçü: 13.5 x 21 cm
ISBN: 978-975-08-0938-6
YKY'de 1. Baskı: Nisan 2005
YKY'de 11. Baskı: Ekim 2013

Yapı Kredi Yayınları’ndan bugüne dek yayımlanmış en kapsamlı Edip Cansever külliyatı! Başta, Edip Cansever’in, “gençlik hatası” değerlendirmesiyle reddettiği ilk kitabı İkindi Üstü olmak üzere, kitaplarının sonraki basımlarına girmeyen şiirleri ve dergilerde kalmış birçok şiiri de günyüzüne çıkaran “toplu şiirleri”nin bu yeni basımı, Şair’in tüm şiirlerini “ilk kez” bir araya getiriyor.

Takip Et I                Paylaş

        

TADIMLIK

MENDILIMDE KAN SESLERI

Her yere yetisilir
Hiçbir seye geç kalinmaz ama
Çocugum beni bagisla
Ahmet abi sen de bagisla.

Boynu bükük duruyorsam eger
Içimden böyle geldigi için degil
Ama hiç degil
Ah güzel Ahmet abim benim
Insan yasadigi yere benzer
O yerin suyuna, o yerin topragina benzer
Suyunda yüzen baliga
Topragini iten çiçege
Daglarinin, tepelerinin dumanli egimine
Konya’nin beyaz
Antep’in kirmizi düzlügüne benzer
Gögüne benzer ki gözyaslari mavidir
Denizine benzer ki dalgalidir bakislari
Evlerine, sokaklarina, kösebaslarina
Öylesine benzer ki
Ve avlularina
(Bir kuyu halkasiyla sikistirilmistir kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynasi alim-satimina belki)
Ve bir gün birinin bir adres sormasina benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne
Camcinin cam kesmesine, dülgerin rende tutmasina
Öyle bir cigara yakimina, birinin gazoz açmasina
Minibüslerine, gecekondularina
Hasretine, yalanina benzer
Anisi issizliktir
Acisi bilincidir
Biçagi gözyaslaridir kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet abi.

Bir güzel kadeh tutusun vardi eskiden
Dirsegin iskemleye dayali
– Bir vakitler gökyüzüne dayali, derdim ben –
Cigara paketinde yazilar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi
Ve bir kasin yukari kalkik
Sevmen acele
Dostlugun çabuk
Bakiyorum da simdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.

Ve zaman dedigimiz nedir ki Ahmet abi
Biz eskiden seninle
Istasyonlari dolasirdik bir bir
O zamanlar Malatya kokardi istasyonlar
Nazilli kokardi
Ve yagmurdan islandikça Edirne postasi
Kil gibi ince Istanbul yagmurunun altinda
Esmer bir kadin sevmis gibi olurdun sen
Kadinin ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri

Ve sana Ahmet abi
Uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofrani kurardi
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardi
Cezaevlerine düssen cigarani getirirdi
Çocuklar dogururdu
Ve o çocuklarin dünyayi düzeltecek ellerini islerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...

Bilmezlikten gelme Ahmet abi
Umudu dürt
Umutsuzlugu yatistir
Diyecegim su ki
Yok olan bir seylere de benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanisli ki simdi
Hayalsiz yasiyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadinlar, erkekler
Trenler tiklim tiklim
Trenler cepheye giden trenler gibi
Isçiler
Almanya yolcusu isçiler
Kadinlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su siseleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak agaç gibi yanlis yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet abim benim
Gördün mü bak
Dagilmis pazar yerlerine benziyor simdi istasyonlar
Ve dagilmis pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimizden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli degil
Bir caz müzigi gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kisa
Iste o kadar.

Ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Dis degil, tirnak degil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.


SONRASI KALIR

On kalir benden geriye, dokuzdan önceki on
Dokuz degil on kalir
On çiçek, on günes, on haziran
On eylül, on haziran
On adam kalir benden, onu da
Bal gibi parlayan kekik gibi bunalan
On adam kalir.

Ne kalir ne kalir
Tuz gibi susayan, nane gibi yayilan
Dokuzu unutulmus on yüz mü kalir
Onu da unutulmus bir siir belki kalir
On çizik, on çentik, on dudak izi
Bir çay bardaginda on dudak izi
Asklardan sevgilerden
Suya yeni indirilmis bir kayik gibi
Akip geçmissem, gidip gelmissem
Bir de bu kalir.


Ne kalir benden geriye, benden sonrasi kalir
Asil bu kalir.

On yerde adim geçse geçmese
Daglardan tepelerden inen bir düzlüktüm, anlasilir.

Aksam olur bir günden dibe çökerim
Su içer dibe çökerim
Iyimser bir duvarciyim her gün bir tugla düsürürüm elimden
Bu yüzden gecikirim
Size bu sikinti kalir.
Ne kalir

Kahvelerde kalin kalin kayisi vakti
Disleri kesmeyenin en az kayisi vakti
Disleri hiç kesmeyenden
Gün geçer kendi kalir
Kahvelerde kayisi.

Gezginim, açik denizlerden yanayim
Biraz da Akdenizliyim, bu iste böyle kalir
Akdenizli herkes konusur duyarligini
Baska ne kalir
Biz ki bir konusuruz geriye on sey kalir.

Benim gögüm gövdemin böyle yuvarlak vakti
Kollari açilmis kalir.

Ben buyum, dersin, arkadas
Sevgilim ben buyum
Yüregim vurgun, dislerim altin
Ceketim sol omuzumda
Vakit vakit incelen vakit.


IÇINDEN DOGRU SEVDIM SENI

Içinden dogru sevdim seni
Bakislarindan dogru sevdim de
Agzindaki islakligin bugusundan
Sesini yapan sözcüklerinden sevdim bir de
Beni sevdigin gibi sevdim seni
Kar birakilmis karanligindan.

Yerlestir bu sevdayi her yerine
Yüzünde ter olan su damlaciklarinin
Kaynagina yerlestir
Her zaman saklamadigin, acisizligin son duragina
Gül tasiyan çocuguna yerlestir
Ve omuzlarina, daracik omuzlarina
Üsümüs gibisin de sanki azicik öne tasirdigin
Tam oraya iste, uçsuz bucaksiz bir düzlükten
Bir papatya tarlasiyla ayrilmis gögüslerine yerlestir
Ve esmerligine bir de, eski bir yanginin izlerinin renginde
Saçlarinin yana düsüsüne, onlari bölen ikilige
Alnindan baslayan ve ayak bileklerinde duran
Yani senin olmayan, seni bir bosluk gibi saran hüzne yerlestir
Yerlestir onu bir kentin parça parça aklinda tuttugun
Kar taneleri gibi uçusan
Ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine
Yerlestir bu sevdayi her yerine.
Ekledim ben tattigim her seyi denizlere
Bildigim ne varsa onlar da hep denizlerden
Sen de bir deniz gibi yerlestir onu istersen
Sevdayi
Ve köpüklendir
Ve yaslandir ki iste kederi anlamasin
Ama dur, her deniz yaslidir zaten
Ögrenmez ama ögretir mutlulugu
Bizim sevdamiz da öyledir, iyi siirler gibi
Biraz da herkes içindir. Ve gelincigin ikinci tadina benzemeli
Var eden kendini birincisinden
Yani bir sevdayi sevgiye dönüstüren.

Ben simdi bir yabanci gibi gülümseyen
Tanimadigin bir ülke gibi
Içinde yasamadigin bir zaman gibi
Tam kendisi gibi mutlulugun
Beni bekliyorsun
Ve onu bekliyorsun beni beklerken.


ÜÇLÜKLER

I

Gülümse! gör ölümsüz karsiligini bunun
Iste
Lambalar, bardaklar, çiçekli güz sürahileri.

II

Günün ilk saatleri
Iyi biliyorum, ilk saatleri günün
Peki, nedir öyleyse bu sabah silintisi.

III

Hiçbir dilde söylenmemis
Hiçbir dilde yazilmamis
Sözler ve sarkilar içindeyim.

IV

Neden aklima geliyor istasyon büfesindeki durusun
Hava sogudu –kasimin son günleri–
Kar yagacak, bembeyaz olacak unutulmuslugun.

V

Bir gemi geçiyor, sessiz bir gemi
Oysa yolcularla dolu içi
Girince gemiye kimseler yok –dalgalardan baska–

VI

Bütün gün yagmur yagdi
Ya da bir gün içinde bir yildan fazla
Günü islatti bu yagmur.
VII

Nedir mi yalnizlik –kendine sor önce–
Bir sabah, erkenden, bir kir çiçeginin üzerinde
Görünce parladigini bir çiy tanesinin.

VIII

Gölgen yok senin, ayak izlerin yok
Neden mi? acilar barinmamis ki sende
Mutluluk yok, mutsuzluk yok.

KİTAP AKRABALIKLARI

Takip Et I                Paylaş