Ne denli doğru bilmiyorum ama bir inceleme raporunda uzun süreli ilişkilerde aldatılan erkekler ile aldatılan kadınların çok farklı tepkiler verdiklerinin gözlemlendiğini okumuştum. Bedirhan Toprak’ın Köpek ve Şairi romanını okurken gerçekten de kadınla erkek arasında farklılık var mı, bu konuda düşünmeden edemedim. Edebiyat tarihinde kadının aldatılış öyküsüne çok yer verilir ama erkeğinki daha ender işlenen bir konudur.
Köpek ve Şairi ilkçağın büyük trajedi yazarlarından Euripides’in (İÖ 480–406) Medea adlı eserini aklıma getirdi. Euripides bu oyununda, bir insanın (kadın ya da erkek) sevgisine, hak ettiğini düşündüğü karşılığı bulamadığında yapabileceklerini anlatır; sonuçta anlattığı edebiyat tarihinin en kanlı intikamıdır. Genç prensesle evlenmek isteyen kocasından intikamını almak için sadece prensesi öldürmekle kalmaz, kocasına mümkün en büyük acıyı vermek için, çocuklarını da öldürür.
Bedirhan Toprak, kahramanının eylemini böylesi aşırı uçlara götürmüyor ama Medea-vari bir aşağılanmışlık yaşadığını da hissettiriyor. Sevgilisi tarafından aşağılanması sonucunda kendini “Köpek” diye adlandırıyor ve bu sayede anlıyoruz ki şiddeti Medea gibi dışa dönük değil, kendine yönelik. Zarar verme yolu olarak da (bu davranışını roman boyunca birkaç kez yineliyor) kendini karşısındakine kapatmayı seçiyor, yani kendine verdiği zararla çevresine acı çektiriyor.
|
| <<geri dön |
Ana Sayfa
|