Münasip görülen süre –Nevruz’dan Ağır Güz’e– Özhammar nezahet ve nisyan dinleniş evindeyim, uzun hurmanın altından yazıyorum bir tanem. Taifeyi sormuşsun. Arayan bitmiyor, eksik olmasınlar. Şiirle doluyum bulduğun gibi. Patlamak üzereydim... ve dağıldım bir anda. Mekâna (A sınıfı, mutena) şeref veren şiir yazarı muhterem ağabeyler yardımıyla çiçekli sayfaların hemen hemen hepsi doldu. Mümtaz Hoca bir giriş yazıverdi defterime. –beni yüreklendirmek için– Acımasız can kızlar ensiz paydoslarına Kırpıldık, ufak olduk öte yakamızdan da Hak eli çaylak eli Bu kısmın bir kısmını ben de yazdım galiba. Yazılırken başında durdum daha doğrusu. Bu mektupta daha çok kıymetli büyüklerimin değerli mısralarını postalıyorum sana. Halit Ağabey’e göster. Besteleyebilirse çok iyi olur. Beni bırakmazlarsa siz çalar söylersiniz. Küçücük bir kazayı kazımaya yok kaşık Bıçkından belalıdan boğulan dilberleri Yaz kartında kart yazı!.... Hoca düşüne düşüne söylüyor, ben de onun kalemiyle karalamadan yazıyorum. “Yazı’n inci gibi,” diyor. (Bilirsin, öyledir) Yer yer imlâ için ikaz ediyor tabii. Kafebar’lara uygun şiirler uyduruyor. “Şarkı sözü olmaz!” dedi. Kafiyeli kısımları çok, halbuki. Mekânların hepsini dolaşıyor. Su içiyor yalnızca. Sanırsam beni sevmesi şiirleri çok çok sevdiğimden ötürü. Ayağınıza sağlık! misafir’se müstesna “Bu öfkeli yerleri yazma istersen,” diyor. Anlamadım denmiyor. Gene de “buralar tam tamına ne anlatıyor?” dedim. Güldü. “Cühelânın celâllenişi” dedi. “Israrcılara özetimsi bir şeyler verilir zaman zaman üsteleyip durmayı kessinler diye, ama aslını istersen, ne çeyrek anlamı vardır şiirin ne de tamı, yarımı. Anlamsızlık’sa, olanak dışıdır, o ayrı. Notaların semantiği yüzünden.” Onun defterinden aldım bu kısımları. Atışmalara katılmıyorlar. Yazık! Âşıklardan daha acul kafiye düşürüyor. Otuz iki senelik fransızca öğretmeni. “Asıl işim fotoraf, sinema!” diyor. Göz gözü görmüyor, şavkımız kesik “Çok uykusuzum,” dedi, “gidip dinleneceğim. Bu, tuğrası olsun: cüce akrostiş! Başka zaman tamamını yazarız.” Kartların, mektupların ardarda olsun n’olur Fasîle Bahçesi’nden
|
|||||
| <<geri dön |
|
||||