• Komşu Yayınevi’ne teşekkür ederim. Yasak Meyve geliyordu, şimdi de Eşik Cini’ni göndermişler.
Yasak Meyve’den başlayalım: Gonca Özmen ve Olcay Özmen ayrı ayrı iyi yatırmışlar Sina Akyol’u ameliyat masasına. Çok güzel. İkisini de kutlarım. Cahit Koytak’ın şiirini hep izlerim. Cins bir şiir, farklı bir şiir. Hele hele Hrant Dink için yazdığı… Bütün şiirlerinizin yer aldığı kitabı bekliyorum, bekliyoruz. İzzet Yasar iyi ki bırakmadı şiiri. İzzet! Devam et. Başka yolumuz yok. Yelda Karataş iyi şairlerin arasına girecek galiba. Zeynep Uzunbay’ın “Şiir ve İnternet” yazısı yüreğime su serpti. İnternet denilen fenomene ne kadar doğru yaklaşmış. Uzunbay böyle yazılar yazsa ya, eline mi yapışır?
Gelelim Eşik Cini’ne: Haydar Ergülen’in “Fazlalıklar”ını mutlaka okuyun. Bu ne çalışkanlık be Haydar? Bu ne olgunluk? Pes. Murat Yalçın bir “Günah Keçisi” yazmış ki ne yazmış! Uzun zamandır böyle süzme bir öykü okumamıştım. İlhan Durusel’in “Tekbaşına Subaşına Gazel”i nefis. Saliha Yadigâr, “Renkler”iyle umudumu artırdı ve tazeledi. Yazmayı sürdüreceksiniz değil mi Saliha Hanım? Nurduran Duman’a, o yaman kadını, Mary Woronow’u tanıttığı için teşekkür ederim.
• Sonunda buldum Gösteri’nin Şubat sayısını. Enis Batur döktürmüş yine GÖVDE üzerine. Enis’e artık velüd diyebiliriz. Mehmet Akif üzerine yazı yazacaksan Mustafa Şerif Onaran gibi yazacaksın. İyi ki emekli oldun Mustafa Abi. Tababet için kayıp ama edebiyat için kazanç oldu. Ali Günvar’ın “Dördüncü N’at” adlı şiiri düşündürücü. Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Ebubekir Eroğlu, Cahit Koytak’ın şiirlerini getirdi aklıma. Hasan Akay’ın Behçet Hoca üzerine yazdığı yazıdaki fotoğraf, eşi tarafından çekilmiştir. İlgililerin bilgisine…
• Bilim ve Ütopya’nın Nisan sayısında Farabi üzerine yazılmış okunması gereken, doğru yazılar var. Farabi’yi unutursak hapı yutarız.
• Selçuk Altun, “Kitap İçin”leri yayımlamaya başladığı için seviniyordum. Yine ara verdi. Neden?
• Göğsüme bastırdım/ ve/ orada/ unuttum/ onu/ orada/ unuttum/ göğsüme/ bastırdım/ ve/ orada/ unuttum/ onu/ orada/ unuttum.
Böyle bir şey yazan şiir de yazar herhalde.
• Radikal’de her perşembe “Yazara Mektup” var. Güzel bir uygulama. Kim ya da kimler aklettiyse aklınla bir yaşasın.
• Joseph Conrad mı? Karanlığın Yüreği. İlle de Karanlığın Yüreği. Çeviren de Sinan Fişek. Daha ne olsun.
• Can Yayınları 25 yaşında. Hey gidi günler hey! Rahmetli demeye dilim varmıyor, Erdal’la Can Yayınları ve Arkadaş Kitaplar’da yaşadıklarımızı önümüzdeki ay yazarım. Mehmet Sönmez de vardı. Ona da rahmetli diyemiyorum. Yıl 1976. Üçümüz de bir miktar sıkıntı çektik ama başta Erdal’ın kararlılığı ve cevvaliyeti sayesinde taş gibi kitaplar yayımlandı. Yayımlanacak kitaplara Erdal’la ikimiz karar verirdik. Bazı yazarlar ve çevirmenlerle Erdal muhatap olmak istemezdi, bazılarıyla da ben. Ne zor anlar yaşadık. Ne mutlu sana Erdal. Samiye gibi karın, Can gibi oğlun varmış. Sana bir söz vermiştim, onu bu yazı yayımlandıktan sonra yerine getireceğim.
• Yorgo’da (Yorgo Seferis Otel) çalışıyorum. Çalışma ne? Gazeteler, dergiler, notlar… Hasan Özkılıç’ın kızı Öykü geldi. “Süreyya Amca yeni çocuk kitabın ne zaman çıkacak?” demesin mi? İşte çocuk kitabı dalında Nobel Ödülü.
• Boşuna çabalıyorsun ey güneş/ Karanlık bulutlar arasında parlamaya/ Onun kaybına ağlamak/ Hayatımın tek kazancı kaldı.
Goethe, karısının mezar taşına bunu yazdırmış.
• Rengin Soysal, K dergisinin arkasındaki deneme lezzetli yazıları mutlaka kitaplaştırmalı. Alkımcılar belki yapar bu iyiliği okurlarına.
• Yevgeni Yevtuşenko Rus mu, Ukraynalı mı? Gel de çık işin içinden.
|