Eleştirmen: Metin-Nesne İçine Giren Anlamlandırıcı-Özne

Mehmet Rifat


Metinlerde kendi benliklerini arayanlar
Her metin ayrı bir eleştirel yaklaşımla, ayrı bir bakış açısıyla ele alınabilir. Bu son derece doğaldır. Ama metinlere, yüklendiğimiz bilgi dağarcığımızla bakarken, yalnızca görmek istediklerimizi aramaya koyulursak, o metinlerde bizi ilgilendiren az çok bir şeyler bulur, onlardan da az çok bir şeyler koparıp götürürüz. Metinlere, metin için ve metnin içinden değil de, kendi benliklerini görmek için metnin dışından bakanlar, metinleri bahane ederek sonuçta yine kendi bilgi dağarcıklarını ortaya dökerler. Onların bir Eleştiren-Özne olarak amaçları Metin-Nesneleriyle bütünleşmek değil, aslında kendi benliklerini Metin-Nesnelerinden olabildiğince uzak tutmaktır. Onların inceleme nesneleri, okumak için karşılarına aldıkları Metin-Nesne değil, yine kendi bilgileri, kendi düşünceleri, kendi duyguları, kendi izlenimleridir. Onlar baktıkları metinlerde yine kendilerini ararlar ve görürler. Metin onlar için bir inceleme nesnesi değil, bir bahane nesnedir. Bu tür Eleştiren-Özneler metinlere dil açısından, konu açısından, insan açısından, estetik açısından baktıklarında, kendi dilsel tutumlarını, kendi konu taslaklarını, kendi insan anlayışlarını, kendi güzellik kavramlarını seferber ederler. Metni orasından burasından kurcalamışlardır, kendi benliklerinin yansımalarını görür gibi olduklarında o metni övmeye değer bulurlar. Kendi benliklerine uymadığını gördükleri küçük metin parçacıklarına dayanarak da metni silip atma kararı alırlar. Bu tür Eleştiren-Özneler, metinleri övüp yüceltirken ya da silip atarken aslında kendi Eleştiren-Benliklerini övmüş ya da örtmüş olurlar. Çünkü şurasından burasından kurcalanan metin, kendisini bütünüyle çalıştırmayı becerememiş eleştirmenler karşısında hemen kapanır, ve zaman içinde kendisini çalıştırabilecek eleştirmenini beklemeye koyulur. Övgülerin, yergilerin yer aldığı değer yargılı eleştirilerse yaşarlıkları pek uzun sürmeden unutulup giderler. Metinlerin o kurcalanmış parçacıklarının bıraktıkları izlenimler metinlerin bütünlüğüne göre ne orandaysa, ne boyuttaysa, övgü ve yergilerin yaşarlıkları da o oranda, o boyuttadır.


Metinlerde metni sorgulayanlar:
Üç aşamalı bir süreci yaşayanlar
Evet Eleştirmen bir Özne’dir. Kendi birikimi, kendi duyguları, kendi edinimleri olan bir Özne. Ama metinleri kendi edinimleriyle kurcalamakla yetinip sonra yine kendini ön planda tutan bir Özne değil, karşısına koyduğu metni bir inceleme nesnesi olarak görüp ona olan uzaklığını gidermeye çalışan, bu amaçla da inceleme nesnesini bütünüyle tanımaya yönelen, nesnenin içine girmeye, onun çalışma sesini duymaya, işlevlerini saptamaya özen gösteren bir Anlamlandırıcı-Özne’dir. Metin-Nesne’nin uysallıklarını, çekiciliklerini, ayartmalarını görüp sevindiği gibi, metnin tembelliklerine, kurnazlıklarına, hırçınlıklarına, tersliklerine, aykırılıklarına da katlanmayı bilen bir Özne’dir.
Metinler hem uysallıkları hem de kurnazlıklarıyla, hem söyledikleri hem de söylemedikleriyle, hem dolulukları hem de boşluklarıyla, hem sürekli konuşmalarıyla hem de suskunluklarıyla, hem yavaş hem de hızlı akışlarıyla var olurlar. Metinler kendilerini açar gibi oldukları an kendilerini kapatabilirler. Metinler okurlarını kendi içlerinde taşırlar, kendi yapılarında ya da yapısızlıklarında kendi okurlarını barındırırlar. Metinler kendi içlerindeki okurlarına seslenirken, onlardan bir okuma çabası beklerler. Metinler kendi içlerinde barındırdıkları sıradan okurlarını ve naif okurlarını paylayabilirler, aşağılayabilirler. Metinler yine kendi içlerinde barındırdıkları örnek okur tipine uyacak bir gerçek okur bulana dek somurtabilirler.
Ama asıl önemli olan şudur: Metinler kendi söylediklerini yine kendileri yok ederler; metinler kendi kendilerini yıkarlar; metinler kendi kendilerini bozarlar: Çünkü metinlerin kendi retorikleri kendi gramerleriyle çelişebilir. Bu özçelişmeleri, özyıkımları, özsarsmaları hissedebilmek için de metnin içine girip onu hem yatay (çizgisel olarak baştan sona) hem de dikey (yüzeyden derine, somuttan soyuta) olarak bütünüyle aşmaya çalışmak gerekir.
Öyleyse Eleştirmen, metni bahane ederek kendisini yansıtan duygu ve izlenimleri Nesne olarak gören Özne değil, metinlere metin için ve metnin içinden bakan Özne’dir.
Öyleyse Eleştirmen, metni okuyan, çözümleyen, çözümlemesini derinleştirdikçe anlamsal açıdan bir sonuca varmayı olabildiğince geciktiren, erteleyen ve bu geciktirmeyi de metni iyice ayrıştırmaya, parçalamaya, dağıtmaya kadar sürdüren Özne’dir.
Böyle bir sürecin içine giren Eleştiren-Özne’nin de ilk aşamada tek programı vardır: Metni çözümleme (çözümleme edimi). Eleştiren-Özne’nin ilk becerisidir bu, metnin kurgusunu bozmayı bilme becerisi. Kuşkusuz deneyim gerektirir: Böyle bir deneyim de duyguları, izlenimleri, değer yargılarını olabildiğince dışlar.
Eleştiren-Özne’nin ikinci aşamadaki programı, parçaladığı metni yeniden-yapılandırma aşamasıdır. Bu da Eleştiren-Özne’nin yorumlama gücüne, becerisine dayanır (yorumlama edimi). Yorumlama edimi metinlerle yaşanan bir deneyimi zorunlu kılar: Metne ilişkin yorumların metin içinde sınanmasını edinmiş olma deneyimidir bu.
Her iki çabada da Eleştiren-Özne kendine değil, yapısını parçalamaya çalıştığı metne, Metin-Nesne’ye bakar.
Yorumlama edimi ardından gelecek üçüncü aşamaysa Eleştiren-Özne’nin çözümleme-yorumlama süreçlerinin sonuçlarını yazıya dönüştürme, eleştiri-yazısını yaratma aşamasıdır (yaratma edimi).
Bu son aşamayla birlikte Eleştiren-Özne eleştirme işini bir araştırmacı-eleştirmen olarak sürdürmeye karar vermişse, oluşturup yayımlayacağı metin, hakkında yazı yazdığı yazar üstüne bilgi edinmek ya da eleştiri yöntemini tanımak isteyenlerce okunur daha çok.
Bir ikinci yaratma olasılığıysa, Eleştiren-Özne’nin eleştirme işini bir yazar-eleştirmen olarak sürdürmeye karar vermiş olmasıdır: Bu durumda eleştirmenin yazacağı metinler hem kendileri için, hem izlenen yöntemi tanımak için hem de incelenen yazarlar hakkında bilgi edinmek için okunur.
Eleştiri tarihi, yazımızın başından beri sözünü ettiğimiz üç tür Eleştiren-Özne’yi birlikte barındırır:
Birinci türden eleştirmenler, yani metni değil de kendi izlenimlerini, öznelliklerini nesne olarak arayanlar, sıklıkla ziyaret edilen “Eleştiri Müzeleri”nden çok “Eleştiri Mezarlıkları”nda yer alırlar. Aralarından yalnızca yazarlık yaratıcılığını taşıyanlar Eleştiri Müzesi’nin Eleştirel Deneme Salonları’na alınırlar. Hatta bu salonlarda baş köşede de ağırlanabilirler. Ama Eleştiri Müzeleri’nin Eleştiri Salonları’nda aynı ilgiyi gördükleri pek söylenemez. Hatta Müze ziyaretçilerinin bu tür eleştirmenleri bulmalarını kolaylaştırmak için İzlenimci Eleştiri, Öznel Eleştiri oklarıyla Eleştirel Deneme Salonları’na yönlendirildikleri görülür. Bu tür denemeciler, ne de olsa Eleştiren-Özne olarak Metin-Nesne’ye bakarken Ben-Nesne’yi betimlemiş yazarlardır. Yıllardır süren okunurlukları da dilsel yaratıcılıklarının Ben-Nesne’nin sempati / antipati labirentlerini açmasına, hem de ustaca, özenilecek bir biçimde açmasına dayanır. Bu tür Eleştiren-Özneler okurlarını Metin-Nesne’nin kimi özelliklerine gönderirken, gönderme işlevinin okurları ilettiği yere, inceleme metnini değil de yine kendi benliklerini yerleştirirler.
Öteki iki tür ise, Eleştiri Müzesi’nin Eleştiri Salonları’nda araştırmacı-eleştirmen ya da yazar–eleştirmen olarak yer alırlar.

Eleştiren-Özneler yalnızca yaratıcı yazarların metinlerine değil de kendi türdeşlerine de bakabilirler. Bir başka deyişle, Eleştiren-Özne’nin inceleme nesnesi bir yazınsal metin değil de bir eleştirel metin olabilir. Bu durumda, Eleştiren-Özne’nin inceleme konusu Eleştiri-Nesne’dir. Yukarıda adı geçen üç eleştirmen türü bu noktada da geçerliğini korur. Eleştiri-Nesne’ye bir bahane olarak bakanlar yine temelde kendi Eleştiren-Özne’liklerine göre konuşurlar. Kendileri gibi olanlardan, kendilerine yaklaşanlardan söz ederler. Ama Eleştiri-Nesne’ye yine Metin-Nesne’ye yaklaştıkları gibi içten bakanlar, yorumlarını yazılarına aktarırken üslup farklılıklarına göre araştırmacı-eleştirmen ya da yazar-eleştirmen olarak varlıklarını korurlar.
Metin-Nesne’ye yalnızca dıştan ve kendi benliklerini görmek için bakanlar özneldir. Metin-Nesne’ye içten ve Metin-Nesne için bakanlar çözümleme ve yorumlama aşamalarında nesnel, yorumlamayı yazıya aktarma aşamasında da yazı üretebilme yeteneklerine göre özneldir.

Eleştiren-Özne’nin günümüzdeki kimliği
— Artık Metin-Nesne’nin öznelliğini kendi öznellikleriyle bastırmayan, kendi öznelliğini metnin öznelliği yerine koymayana Eleştiren-Özne denmekte;

— Artık Metin-Nesne’yi salt sonuçlanmış bir ürün olarak görenlere değil, hem bir ürün hem de yorumlamalara açık bir üretim kaynağı olarak alımlayanlara Eleştiren-Özne denmekte;

— Artık metinde yazarın sesini, yazarda da metnin sesini arayanlara değil, metnin sesini metinde arayanlara Eleştiren-Özne denmekte;

— Artık seçmeci bir anlayışla derlenmiş kavramlara göre metinleri evirip çevirenlere değil, Metin-Nesne’yi çözümlerken-yorumlarken kendi eleştirel aygıtını da aşama aşama dokumaya çalışanlara Eleştiren-Özne denmekte;

— Artık metin ile yazar arasında bağlantı kuranlara ya da yazarın kalkış noktası (?) ile varış noktası arasındaki ilişkiyi araştıranlara değil, bir metnin başka metinlerle kendi içinde kurabileceği ilişkileri yorumlayanlara Eleştiren-Özne denmekte;

— Artık metinlerin gizli anlamlarını (?) açıklamaya girişenlere değil, Metin-Nesne’yi Metin-Nesne’den kalkarak anlamlandıranlara Eleştiren-Özne denmekte;

— Artık her çıkan yapıt üstüne yazı üretenlere değil, içinden geçtikleri Metin-Nesne’lerin labirentlerinden başkalarının da geçmesini isteyen ve bu amaçla eleştiri-metni üretenlere Eleştiren-Özne denmekte;

— Artık kollayan-öven-yüceltenlere ya da yeren-veriştiren-sövenlere değil, yorucu bir çözümleme-yorumlama çalışmasının mutfağını sergileyenlere Eleştiren-Özne denmekte;

— Artık metne bakıp yazarını sorgulayan, yazarın toplumsal benliğine bakıp metinlerini yargılayanlara değil, metinleri metinler için ve metinler içinde anlamlandıranlara Eleştiren-Özne denmekte;

— Artık eleştiri saati durmuş olanlara değil, eleştiri saatini sürekli olarak Metin-Nesne’lerde kuranlara Eleştiren-Özne denmekte.

Bir ömür boyu sürecek tasarı

Demek ki Eleştiren-Özne Metin-Nesne’sini çözümlerken-yorumlarken ve yorumlarını bir yazıya dönüştürürken okurlarına da görüş açıları kazandırmaya çalışan, bu görüş açılarının vereceği metin hazzını okurlarına da duyurmaya çalışan bir Özne’dir. Eleştiren-Özne’nin çabası, bir ömür boyu sürecek bir tasarıyı, bir “okuma-yorumlama tasarısı”nı aşama aşama dokuma çabasıdır: Metin-Nesne’lerin insanlar için taşıdığı anlamların kavranması, yorumlanması ve okurlara iletilmesi çabasıdır bu. Böyle bir çaba ancak tasarı olarak kalırsa sürekli gelişebilir. Metin-Nesne’lerin özellikleri, öznellikleri, özgünlükleri, okurlar bütün zamanlarda ve bütün yerlerde var oldukları sürece tüketilemeyeceği için, Eleştiren-Özne’lerin “okuma-yorumlama tasarısı” da sürekli evrim geçirecektir. İyi ki de geçirecektir!

 

<<geri dön

Ana Sayfa