Edebiyat dergilerine neredeyse şiir ve öyküden çok “kitap yazısı” akışı var. Oysa başta şiir ve öykü, aynı yoğunlukta olmasa da deneme ve eleştiridir bir edebiyat dergisinin varlık nedeni.
Tam bu noktada, birkaç yıldır ses veren çanlardan birine değinmeli: Gazete eklerinin hoyratça genişlettiği yol edebiyat dergilerini olumsuz bir biçimde etkilemeye başladı.
Kitap rekoltesinin ortaya çıkardığı kaçınılmaz bir sonuç mu bu? Edebiyat dergilerinin sınırları tehlikede değil mi?
Kitap ekleri için yazılmış, belirli bir biçimi ve dili olan, klişe cümlelerle terbiye edilmiş, gerekli gereksiz alıntılarla gevretilmiş, zihinde kolayca dağılan, bazısı aromatik kokular saçan, birçoğu ısmarlama bu yazılarla söyleşiler şu ya da bu nedenle hedef yayında yer bulamayınca edebiyat dergilerine geliyor.
Eleştiri ya da inceleme özelliği taşımayan, ne yapıta ne okura bir katkı sağlamayan, yayıneviyle yazarın dümen suyunda yüzen “tanıtım yazıları” eğer ciddi bir yoğunlukta edebiyat dergilerine sıçramışsa oturup kaygılanmak, önüne geçmenin yollarını aramak gerek.
Gelişigüzel bir edebiyat ortamına öncelikle dergiler karşı koymalı. Edebiyatla kitap piyasasını yan yana getiren koşullar sürekli sorgulanmalı. Çizgiler her fırsatta yeniden çekilmeli. Edebiyatı piyasa koşullarının gölgesinde bırakmamalı.
Daha da uzun bir konu... Kitap-lık da bu tür yazıları savuşturmakta bazen zorlanıyor ama dikkati elden bırakmıyor.
Samih Rifat ve Coşkun Yerli’yi kaybetmenin üzüntüsünü yaşadık bu yaz. Dallarında güzeldiler... Hep sağlam durdular, akıntıya kapılmadılar. Başta, iyi edebiyatın, sanatın izini sürerek ve onunla yetinmesini bilerek yaşadılar. Sonra, varlıklarıyla kültür, sanat ve edebiyata, belki daha da önemlisi dostluklarıyla çevrelerine çok şey verdiler.
Çeviri, yazı, fotoğraf, şiir... emeklerini Kitap-lık hep anımsayacak.
|