İskele Akşamlığı

Süreyya Berfe

Eylül-Ekim 2007
Bundan böyle ayrıntılı tarih atmayacağım. Ay ve yıl yeter. Ne gereği var o kadar ayrıntının? O zaman dakikaları da yazalım.
“N’apıyorsun oralarda? Bir gününü anlatsana.” diyorlar. Haklılar. İn ile cinin çelik-çomak oynadığı bir yer burası. Bir mahalle, Urla’nın İskele Mahallesi, yani muhtarlık. Muhtarımız 38 yıldır muhtarlık yapıyormuş; Salih Enginer. Girit mübadili. Her sabah kahve içiyoruz. Gazetelere bakıyoruz, eve ya da Yorgo Seferis Otel’e çalışmaya gidiyorum.
Karnım acıkana kadar çalışıyorum. Bir kap yemek sonra yine masa başı, yazı başı.
Akşam, başka bir masada açıyorum gözlerimi. Çarşıdan aldığım malzemelerle (domates, peynir, yeşil zeytin, tatlı biber) donatıyorum hazreti. Rakı da çarşı fiyatına, çünkü onu da ben alıyorum. Otelin sahibi Muzaffer Sümer, “Otel fiyatlarına para yetmez. Yiyeceğini, içeceğini kendin al.” dedi. Bir yanda çilingir sofrası bir yanda kâğıt-kalem, dergi, kitap. Gittiği yere kadar gidiyor. Sonra tumba yatak.
Sabah erken kalkıp, aynı teraneye devam. Haa! bir şey unuttum; balık, her akşam bir adet.

Attilâ İlhan Ödülü’ne 1037 şair katılmış. Ön elemeden geçmişler, sayıları 15’e inmiş. Ön eleme kurulunun kimlerden oluştuğunu, 15 şairin adlarını öğrenmek katılanların ve kamuoyunun hakkı değil mi?
İzmir’den katılanlar “Biz ön eleme yapılacağını bilmiyorduk, kitaplarımızı seçiciler kuruluna gönderdik,” diyorlar.
USTALARIN ŞİİR ÖDÜLÜ (Melih Cevdet Anday, Behçet Necatigil, Cemal Süreya). Ustalara başka ustalar da eklenebilir. Hepsi bir araya gelse, öncülüğünü YKY yapsa…

Metin Fındıkçı’nın Arap Şiiri Antolojisi’ni okudum. Göndermeseydi alıp okuyacaktım. Aldırdım, okuttum. Çok iyi şairler var, şaşırdım. Birkaç yanlış var. İkinci baskıda düzelir. Var ol sen Metin. Değişik, alışılmamış şiirler okuttun bize.

Moby Dick’in kapağında bir etiket: “Ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitaptan biri.”
Gerekir miydi?

Artist modern, Ekim, “Düşünsel Bir Yaklaşımla Çağımız ve Sanat”. Nasıl zor:  Tez konusu gibi. Ama İsmail Tunalı –kendisi hocamdı. Estetik’e gelirdi.– bir sayfada özetlemiş meseleyi. Koca dadaizm, surrealizm bu kadar kısa, bu kadar anlaşılır ve öz anlatılabilir. Sağolun Hocam! Sizinle bir kere daha gurur duydum.

Kuruntular Kitabı, Pablo Neruda, Can Yayınları, Çeviren: Alova.
Orasından, burasından okumuştuk. Bir daha okudum, yetmedi bir daha.
Bu ne? Kim, kimler yazıyor şiiri? Nasıl yazıyor, neden yazıyor? Ne oluyor da yazıyor?
Devam et çevirilere Alova.

K dergisinde (12 Ekim) Galeano vardı. Okumadığım kitaplarını Zeynep Uzunbay sayesinde okudum. Heyecanla çevirdim sayfaları, başladım okumaya, yok. Galeano yok. Bu yazıyı okuyanların, okumadılarsa Galeano’yu okumak isteyeceklerini beklerdim. Sanmam. Merak bile etmezler belki. Ama yeri gelmişken söylemeliyim. Galeano’nun her kitabı okunacak değerde.

Geçen sayı bu dergide yayımlanan şiirlerimde ufak-tefek yanlışlar vardı.
Şiirlerimin adları birinci mısralara dahil.
İkinci şiir, Yılmaz A. Bayazıtoğlu’na adandı. Şiirdeki “sus”, “su” olacak.

Selçuk Altun, Cumhuriyet’in kitap ekindeki yazısında; “İyi şair Süreyya Berfe” demiş. Teşekkür ederim.

Burada bir arkadaşım var Veli Özçelik. Emekli Biyo-Kimya Öğretmeni. Denizli’nin Tutluca Köyü Türkmenleri’nden. Yöresinde bugün de yaşayan sözcükleri yazmış. Bazılarını alıyorum. Önümüzdeki sayılarda devam ederim.
Nerdek: Ekşi dut ya da nardan yapılan özüt.
Cıbır: Parasal ve fiziksel yönden zayıf. Kız verilmez.
Çebiş: Bir yaşındaki dişi keçi yavrusu.
Hava çekme: Türkü söyleme.
Torlak: Burnu büyük.
Karamık: Hastalığa yakalanmış.
Kirtik: Küçük sabun.
Çayak: Üstü-başı dökülen, bakımsız çocuk.

<<geri dön