| David Levine’in portre karikatürleri
|
| |
Gültekin Emre |
Lavines Lustiges Literarium, kitabın adı böyle ve 1970’de Rowohlt tarafından yayımlanmış. 131 sanatçının portre karikatürlerinin yer aldığı kitaba ünlü romancı John Updike –onun da bir portresi var– bir önsöz yazmış.
1926’da Brooklyn’de doğan Levine, 1963 yılında New York Review of Books’ta iki haftada bir portre karikatürlerini yayımlamaya başladığında ilkin büyük bir şaşkınlık olmuş, sonra da bu garip karikatürlerden insanlar çok etkilenmiş. Çünkü o zamana kadar Amerika’da böyle bir şey ne görülmüş, ne duyulmuş. Amerika’da karikatür sanatı can çekişiyormuş. New Yorker’da tiyatro karikatürleri çizen Al Fruchs ve New York Times’ın Pazar ekinde çizen Al Hirschfelds artık ürünlerini buralarda yayımlamıyorlarmış. William Auerbach-Levy, bütün zamanların en iyi karikatürcülerinden biri. Kariyerini çizgi bandlarıyla yapan bu dehşet adam, karikatürün nereye gittiğini, karikatüre ne olup bittiğini sorup duruyormuş sık sık. O da geleneksel çizgi sanatının öncülerinden Ralph Bartons ve Max Beerbohns’un bir devamıymış aslında. Ama hepsi bu kadar ve karikatürde bir tıkanma yaşanıyormuş Amerika’da.
David Levine, ünlü Fransız karikatürist Honoré Daumier’in (1808-1879) çizgilerine sahip çıkıp, onun bu tür çalışmalarını daha da geliştirerek doruğa çıkarmış. Üstelik çizdiği karikatürlere psikolojiyi de sokmayı başarmış. Sanatçıların yüze vuran iç görünümleriyle, görünüp duran yüzlerini iyice mercek altına almış ve onların ruhsal dünyalarına, yapıtlarını da düşünerek, ulaşmaya çalışmış. Fotoğraf çeker gibi çalışmış, onun çektiği fotoğraflar kalemiyle, fırçasıyla olmuş. Aslında iyi bir ressam olan David Levine, sanatçıda neyi görmek istiyorsa onu görmüş ve oturup çizmiş. Böylece, ele aldığı yazar, düşünür ve şairleri portre karikatürleriyle ölümsüzleştirmiş. Gerçi onları biraz komikleştirmiş ama onun bu mizah yüklü yaklaşımı da hemen benimsenmiş ve çok sevilmiş.
Öyle ya, bu güzel çalışmayı tanıyan bilen birileri vardır. Benim daha yeni haberim oldu bu çarpıcı çalışmadan. Onun için birileriyle bu kitabın içindekileri paylaşmasam olmayacaktı.
Unutmadan şu saptamayı da yapmak gerekiyor bu portreler için: Kafalar genellikle vücuda oranla çok büyük. Arthur Miller, Çehov, Virginia Woolf... da bunun tam tersi, gövdeler upuzun, başlar küçük. Gerçi V. Woolf’da baş da büyük ve sivri, köşeli. Dostoyevski’nin tüm gövdesini siyah sakalları bir pelerin gibi kaplamış. Tolstoy da öyle, yalnız onun sakalları bembeyaz, pamuk tarlası gibi.
Kimler yok ki bu portreler galerisinde!
Bakın, işte Antonin Artaud: Ağzında sigara, kocaman bir baş ve bize bakıyor. Önünde de bir tabakta beyin, elindeki bıçakla bu beyni kesmeye hazırlanıyor.
Portre karikatürleri yapılan benim bildiğim, yapıtlarını tanıdığım şanslı yazarların bazıları şunlar: Beynini kesen A. Artaud, koşucu W. H. Auden, atı daktilo yazan İ. Babel, bavullarıyla yola düşmüş J. Baldwin, genişçe yüzlü ve beyaz bir çarşafa sarılı Balzac, kaya gibi duruşuyla, bakışları çok sert C. Baudelaire, kucağında baget ve kitaplarla Simone de Beauvoir, incecik gövdesi ve kurukafasıyla S. Beckett, yassı suratı ve Yahudi kepiyle S. Bellow, buruş buruş yüzünü şalla sarmış T. Blixen, bir Yunanlı gibi giyinmiş ve Olimpos’a tırmanan Lord Byron, sağ ve sol omzundaki meleklere aldırmadan sigara içen A. Camus, papyonu ve kocaman gözlüğüyle T. Capote, kemikli iri burnuyla ve boynuna asılı yatakta mektup yazan çıplak kadınla Casanova, daktilosunun başında kocaman kafasıyla L. F. Céline, yeni yetme haliyle S. T. Coleridge, kediye benzeyen koket Colette, Pandora’nın Kutusu’ndan denizle, aşkla, hayatla ilgili düşleri çıkan J. Conrad, sigarası kıravat gibi duran ve sevimli gülüşüyle L. Durrell, sert bakışlarıyla bir keçiye benzeyen İ. Ehrenburg, muzip bir ihtiyarı çağrıştıran A. Einstein, sünnet çocuğu şapkalı, papyonu gövdesinden büyük H. M. Enzensberger, tulumlu, dalgın, oltalı W. Faulkner, cam bir bardağın içinde kibar görünümlü F. S. Fitzgerald, işaret parmağı şakağında, kocaman gövdeli G. Flaubert, incecik bir ihtiyar E. M. Forster, gövdesiyle çember çeviren B. Franklin, purosuyla övünür gibi duran S. Freud, biraz dağınık sevimli R. Frost, mahkûm giysisiyle ve elinde kalem kâğıtla düşünceli J. Genet, eli başka, gözü başka yerde, suratsız bir ihtiyar A. Gide, bir büst gibi duruşuyla yazıp duran Goethe, kitabının sırtına oturmuş sırıtan W. Golding, Hemingway’i öldürmüş avcı Hemingway, başı yalnızca saç, gövdesi de yün yumağı gibi H. Ibsen, gururlu duruşuyla H. James, tek gözü korsan gibi kapalı, eli cebinde, papyonlu ve bastonlu J. Joyce, kapkara suratıyla ve kocaman kulaklarıyla yazan yazar F. Kafka, siyah suratlı, lüle lüle saçlı J. Keats, pejmürde, postalını ve eşyasını çubuğuna asmış J. Kerouac, sert bakışlı ve ders veren A Koestler, saçlarının arasından çıplak kadın bacakları görülen D. H. Lawrence, maymunla kadeh tokuşturan C. Lévi-Strauss, bir kayaya oturmuş ve dalıp gitmiş, bezgin M. Lowry, yaramaz bir çocuk gibi gizlenmeye çalışan N. Mailer, boynuna fişeklik asılı ve patlamaya hazır bir bomba gibi Mayakovski, kafasıyla insan, gövdesiyle garip yaratık gibi duran A. Malraux, upuzun A. Miller, sanki bir soyunma kabininde yazıyormuş gibi memnun gülümseyen H. Miller, kayaya oyulmuş gibi duran J. Milton, tavuskuşuna benzeyen Montesquiou, köylü memur karışımı A. Moravia, kelebeğin ağına takılmış V. Nabokov, siyah beyaz çizgilerden oluşan J. O’Hara, incecik yüzlü ve sivri burunlu G. Orwell, at suratlı B. Pasternak, kadın iskeletiyle dans eden Pavese, romantik E. A. Poe, yataklar üstünde gezinen efemine M. Proust, Arap suratlı Puşkin, lüle lüle saçlarıyla heybetine heybet katan J. Racine, arkasında makas gizleyen Rilke, bebe suratlı A. Rimbaud, aklından geçenleri gizlemeye çalışan P. Roth, İspanyol paçalı zamane delikanlısı J. J. Rousseau, kupkuru suratıyla bir kartala benzeyen B. Russel, sayfaların ortasından yükselen N. Sarraute, piposu ve şaşı gözleriyle sert J. P. Sartre, elindeki kâğıt ruloyla ve giysileriyle başka biri sanki Shakespeare, kaş, bıyık, sakaldan oluşan B. Shaw, bir kelebeğe benzeyen ve kulağını dört açmış elindeki kalem yerine bize bakan Ş. B. Singer, başı orakta yazan A. Soljenitsin, mağrur duruşuyla S. Sontag, bir İtalyan kabadayısı sanki I. Svevo, bir hakim ya da savcı gibi J. Swift, muzip bir genç D. Thomas, bir canavarı ehlileştirmiş gibi gururla gülümseyen J. R. R. Tolkien, şair Hasan Hüseyin’e benzeyen M. Twain, incecik bir boyun ve sivri bir kafa J. Updike, huzurlu bir yüz Voltaire, yaramaz bir çocuk Andy Warhol, kocaman gövdesiyle yazıyor sanki O. Wilde, kafası çok karışık L. Witttgenstein, şiir okuyan bir Rus delikanlısı A. Woznesenski, dalgın bir İngiliz delikanlısı W. B. Yeats...
Bu portre karikatürlerdeki yüzler galerisi kolay kolay unutulacak gibi değil.
İşte böyle, ama sakın ola Cemal Süreya’nın 99-Yüz’ünü yanınıza almayı ihmal etmeyin bu portrelere bakarken. O da, zamanında yazıyla nefis portreler çizmişti çünkü.
Elbette Levine kendi portresini de yapmış. “Bazı biyografilerden daha fazla şey söylüyor bu karikatürler” diye yazmış Zürich Weltwoche gazetesi. Der Spiegel de, “Aydınları komikleştiren tek çizer” demiş Levine için.
Kitabın kapağında da kuşkuyla bakan ve daktilosunda yazı yazan Günter Grass var.
Bir merakınızı da gidereyim bir Türk yazarı yer almamış bu seçkin portreler galerisinde.
Levines Lustiges Literarium, ilkin 1966’da Amerika’da yayımlanmış ve daha sonra 25 bin baskı yapmış bu eğlenceli kitap.
|