| Tepegöz
|
| |
Mehmet Mümtaz Tuzcu |
Beslemenin teli yok! Ar arıyor perdesi
Çömleğini çevirip çökmesi var kalkmaza
Can maviye kurşun cam! Alın doğruyor ekran
Yüz bin künkten emildi yüzgeçsizin denizi
Aşklar yalnızı! Ağır! Eşsiz eşeylendi Pan
Tekinsiz suda umman bin yitim yıktı sana
Dölsüz dönüyor ölü! Durdun – duruşun kime
Tamularım sakrıyor şarlamasa şu akan
Ensemde ses tekmesi! Gem çırpıyor köpüğü
Sürüler ürküntüsü – ürpertiyor üşüşme
Hatsız koşuşan atlar, erişimsiz isimler
Kulaksızın ağına birikiyorsa ağı
Bu külhan gecesini size kim bitirecek
Kaç kerpeten sökecek Külağzı’ndan şafağı
Yığışımın rahminde bu yoğuşma yasağı
Şakrak şakırtısını boğduruyor ak kuşun
Pusuyla pusu kurmuş kalın ufuksuzluğun
Alnı cama lehimli alığıyla başlıyor
Ağır hamlaç! Kaç milyar bebek yakmış şom büyü
Bine bin Ben kovuyor kovarken sıkıntıyı
Bunama bun savıyor, çanak çekiyor lağım
Çalkandın zırvazıpır… zıplamadan küçüğüm
“Korkma sakın! Güçlüyüm! hakkımızdı mutluluk”
“Biz ki olağanüstü düşlere sarınmıştık...”
“Yürek yabanısın sen! ödleksin! çekil artık”
“Boşaltıcındım senin! bozdurdun usanınca”
“Kendimi kendim/size kanıtlamalıydım Anla!”
Pırılparlak beş çubuk ve iki baş soğanla
Sıyrılan derisini kazanmaya çöküyor
Tükrükle astarlıyor boş kutunun içini
Hine havut yutturup şiştiyse kasasında
Alesta kırk beş namlu bir itlâf yasasında
Sen katline çarçabuk senetler hazırlıyor
Kara kara çalmasa kim aklar çalgısını?
Al ağzına köpükle mavi takmış sireni
Törenlere alçalmış alçıdan bacağıyla
Ölü gömmelerine... gömüler bulmak için...
Bir kıyım sormacası ağdırıp ağır ağır
Dökülen kana sağır bin kulak tıkaçlıyor
Yalnız yave zırlıyor dar çizikli kaydından
Dokuz âşık, yüz kurban!... kan seçiyor ekrana
Kokmuş tirşe, bunak ergen... ar tutmazın cehtinden
Sim kırması köpükler kusuyor kızlarına
Kusup suçsuz gülmeye Tepegöz’ün tahtından
|