Son yıllarda pek revaç bulan “tarihsel roman” yazarları arasına “best seller” romancılarımızdan Ayşe Kulin de katıldı. Üstelik aileden birinin, büyükbabası Ahmet Reşat (Yediç) Bey’in hayatından dramatik bir kesitle. Mütareke döneminde Damat Ferit Paşa hükümetinde beş ay (Nisan-Ağustos 1920) maliye nazırlığı yapan Ahmet Reşat Bey, Anadolu’daki hareketin askerî ve siyasî başarısı üzerine yurdu terkeder. İşte roman 1918-1922 arasındaki mütareke dönemini Ahmet Reşat Bey ekseninde anlatıyor ve onun ülkesine “veda” edişiyle son buluyor. Romanın edebî değeri üstüne söz söyleyecek durumda değilim, onu erbabına havale ederim. Beni ilgilendiren romanın tarihsel niteliği. Bu ilgiyi kamçılayan da romanın henüz yayınlandığı günlerde Milliyet gazetesinin pazar ekinde (30 Eylül 2007) ve Radikal gazetesinin kitap ekinde (5 Ekim 2007, sayı 342) yazarla yapılan söyleşiler oldu. Hanımefendi ilk söyleşide büyükbabasının adının “idam listesine yazılmış” olduğunu öğrendiğinde “travma” yaşadığını söylüyor. İnanılmaz ama böyle, hanımefendi “Yüzellilikler Listesi”ni idam listesi sanıyor, büyükbabasının da bu listede yer aldığına inanıyor. Bilindiği gibi “Yüzellilikler” yalnızca yurttaşlıktan çıkartılanları kapsar ve listede Ahmet Reşat Bey’in adı yoktur. Kimbilir hangi ruh haliyle kendisini gönüllü sürgünlüğe mahkûm eden Ahmet Reşat Bey 1924’te İstanbul’a döner, hatta yargılanıp aklanır ve sonraki yaşamını Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak sürdürür. Doğru tarihsel bilgi budur. Bu türden bilgilerin ve yargıların roman içindeki örneklerine gelince:
|
||||||