| Tanpınar’la Taş Mektepli yıllar
|
| |
Yusuf Çağlar |
Yıl: 1930-31. Fark eder mi? O zamanlarda çok şey değişmezdi bir yılda. Belki, bir sınıftan ötekine geçerdi Taş Mektep’in (Ankara Erkek Lisesi) edebiyat hevesli gençleri. Konumuz bu değil. Sahaf Celâl’in eski bir defter arasından usulca çıkarıp ihtimamlı bir şekilde incelenmesi için masaya bıraktığı fotoğraflardan konuşacağız şimdi: Şükûfe Nihal’in öğrencileriyle birlikte çekilmiş fotoğrafları, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Taş Mektep günlerinin belgesi fotoğraflar ve nihayet Yahya Kemal’in imzalı o devasa portresi.
Şimdi karşımızda iki fotoğraf duruyor. Tanpınar, talebeleriyle 1930’lu yılların başında Taş Mektep’in bahçesinden selamlıyorlar bizleri. Biyografi kitaplarını1 biraz karıştırınca anlıyorsunuz olan biteni: Orhan, Oktay, Melih, Samet, Ahmet Muhip, Fuat Tayyip isimleri şiir, edebiyat kelimeleriyle birlikte sıralanıyor. Ahmet Hamdi Tanpınar, Rıfkı Melül Meriç, Ahmet Kutsi Tecer bu şiir heveslisi gençlerin başucunda terennümdeler.
Taş Mektep’in yaşantısını merak edenler için Taş Mektep2 kitabını zikrederek geçiyorum. Zira aklımın ucunda sıralanan sorular var: Şimdi bu iki fotoğraf içinde kimler duruyor? Şu ağacın hemen önünde çekilen fotoğraf karesinde oturanlar arasında, sol başta duran yüz size de aşina gelmiyor mu? Ahmet Muhip Dıranas desem? O da, Orhan Veli gibi, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şiire teşvik ettiği isimler arasında. Bu fotoğraf içinde bir isimden daha bahsedebiliriz: Suut Kemal Yetkin. Meslektaşı, Tanpınar’ın omuzuna yaslanmış, ellerini bir dizinde kavuşturmuş ciddiyetle bakıyor objektife.
Ya diğer fotoğraf karesi: Ankara’da Taş Mektep önünde ayakta duran bu beyler kimdir acaba? Rıfkı Melül Meriç’e biraz dikkatle baksak tesadüf eder miyiz? Suut Kemal’e, Tanpınar’a seslensek, bize bu fotoğraftaki isimleri birer birer fısıldayabilirler mi?
İşte iki karelik fotoğraf içinde onca sima tanınmayı bekliyor. Huzursuzluklarını ve şikâyetlerini sıraladığı günlüklerinde3 Tanpınar, “Kiralık kafa... İşte benim hayatım...” der. Koyu bir inkılapçı ve bir o kadar da şark’ı reddeden şairin ömrünce mesut yaşadığı tek yer vardır: Taş Mektep. Duvarları ve koridorları edebiyat sohbetleriyle çınlayan okulun huzur veren sınıflarına yeniden dönmek çabasına düşer. İşte bu fotoğraflar, o mesut günlerin birer şahidi olarak saklı kalmış sanki.
Notlar:
1 Aşina Yüzler, Samet Ağaoğlu, Ağaoğlu Yayınevi, İstanbul 1965.
2 Taş Mektep, Turan Tanyer, YKY, İstanbul 2005. Ayrıca bkz: Ankara’nın Köklü Çınarı Atatürk Lisesi (1886-2007), Turan Tanyer, Ankara Atatürk Lisesi Eğitim Yayınları, Ankara 2007.
3 Günlüklerin Işığında Tanpınar’la Başbaşa, İnci Enginün-Zeynep Kerman, Dergâh Yayınları, İstanbul 2007.
|