EDİTÖRDEN

Murat Yalçın

Abdülhak Şinasi Hisar’dan seçmeler:
• Basılmış şeylerin tesirini anlamak için, insanın kendi fikrini matbu görünce, kendi üzerinde nasıl tesir ettiğine hiç dikkat etmedin mi? Bir yabancı güya bize bir şey öğretiyor sanırız.
• Fena yemekleri hazım için sağlam bir mide lazım olduğu gibi, fena eserleri hazım için de sağlam bir kafa lazımdır.
• Bir kitap yazmakla iş bitmez. Matbuat ve edebiyat âleminde onun düşmeyip ilerleyebilmesi için, onu yürümeye alıştırılan çocuk gibi tutup yürütmelidir. Muharrirler kendi şöhretlerinin lalalarıdır.
• Yeni bir imza üstündeki yazıların birinci vazifesi, can sıkıcı olmamaktır. Sıkıntılı olabilmek, ancak uzun bir mazi-i edebiye malik olan meşhur muharrirlerin imtiyazıdır.
• Sana anlamadan söylüyorsun, diyecekler. Buna hiç ehemmiyet verme. Marifet budur zaten; kısacık hayat içinde dinleyip anlamaya vakit kalmaz. Ve esasen anladıktan sonra söze hiç mahal kalmaz.
• Dâhiler, yalnız eserlerinin kıymeti derhal anlaşılmamış olanlar değil, bir de gittikçe anlaşılmamış olanlardır.
• Birçokları için en iyi hanende çok bağıran, en iyi muharrir de en çok gürültü yapandır.
• Methedilirken kulaklarımızı kapıyor gibi davranırız. İsteriz ki lehimizdeki sözler, bize zorla söylenmiş olsun!..
• Her büyük eserin bir avlusu olur. Esere hulûl edemeyenler bu avluda gezinir ve onu yine beğenirler.
• Bazı muharrirler birer moda gibidirler: Gelip geçerler!.. Kendilerini dinletmiş olan vesileler zâil oldu mu, uzaktan gülünç gözükürler.
• Ekseriyetle tenkidimizle öfkelenenler, yalnız tenkit ettiklerimizdir. Methimizle öfkelenenler ise, methettiklerimizden maada herkestir.
• Edebî bir sahife, bütün fikirlerimizle hürmet ettiğimiz bir dosta ve bütün kalbimizle sevdiğimiz bir sevgiliye yazdığımız bir mektuptur. Başka bir şey olmalı mıdır?
• Sanat bir göz boyamak değildir. Sanatta bir nevi sunilik vardır ki, pekâlâ sevilebilir. Bunu gizlemeye çalışmak da abestir.

<<geri dön