Korsan Çıkmazı

Sevgi Ünal

Birgi hayaliydi onun. Çocukluğundan beri nice denizi fersah fersah katetmiş, dalgaları azgın canavarlara dönüşen uçsuz bucaksız okyanuslarda yelken basmıştı. Cengâverler gibi savaşmış, karadakiler için adı rüzgârla birlikte heyula gibi dolaşan bir efsaneye dönüşmüştü. Birgi’ye, bu korsan çıkmazına vardığında, dediler ki; “Yanlış gelmişsin. Burada deniz yok. Buraya ancak ölümü bekleyen denizciler gelir. Fil mezarlığı gibidir Birgi. Denizi özleyenlerin burada işi olmaz.”
Kalyonunun yırtık pırtık olmuş yelkenlerini son kez indirip Smyrna’nın sakin sularına demir attığında kara ürkütmüş onu. Bütün hayatı denizde yıldızların izini sürerek, güneşin ve ayın esip gürlettiği dalgalarla boğuşarak, rüzgârın yön vermesiyle istikamet aldığı bir sefermiş onun için. Zaman hiçbir işaret vermeksizin akıp gidermiş denizdeyken. Bir korsan için zaman zaten ölçülüp biçilen, tartılıp saptanan bir kavram olmazmış hiç. Korsanlar zaman içinde yol alan ama zamandan habersiz yaşayan deniz yaratıklarıymış onun gözünde.
Smyrna’da geçirdiği birkaç gün sonunda anlamış karada hayat başka türlü akıyor. İnsanların yetişmesi gereken yerler varmış. Kaçırmamaları gereken olaylar. Bitirmeleri gereken işler. Görmeleri gereken insanlar. Saklanmaları gereken korkular. İstemeleri gereken biçimler. Seçmeleri gereken dayatmalar varmış.
Yaşlı korsan karada akan zamanı anlamak için kalyonunu bir saatle değiştirmeye karar vermiş. Smyrna’nın en eski saatçi dükkânına göndermişler onu. Senin derdini Anghelikadis Ustadan başkası çözemez demişler. Girmiş tozlu dükkânın içine yaşlı korsan. Bakmış ustaya uzun uzun. Yüzünde öyle bir hikâye saklıyormuş ki, hiçbir şey demesine gerek kalmamış. Yaşlı Anghelikadis, Smyrna’nın o deli bozuk saatçisi, çözmüş korsanın ruh kilidini. “Sana” demiş, “öyle bir saat vereceğim ki, zaman aktığında o duracak, o çalışmaya başladığında zaman duracak. O zaman anlayacaksın karada akan zamanın denizinkiyle aynı olmadığını. Karada yaşayan bir denizcinin nasıl bir saate ihtiyacı olduğunu bir tek o saat anlatabilir sana.”
Yaşlı korsan, Smyrnalı saatçinin söylediklerine pek kulak asmasa da, sırtlamış ona zamanı anlatacak saati, vurmuş kendini yola. Yaşlı da olsa cüssesinden pek bir şey kaybetmemiş korsan için bu ağır saat yolda epeyce belini bükmüş, lakin varmış sonunda hayalindeki kasabaya.
Denizden yüz elli kilometre içerde olan bu küçük kasaba için derler ki; Birgi antik dönemden 15. yy’a dek Küçük Menderes ve Birgi Çayı aracılığıyla Ege Denizi’ne açılan bir korsan yatağıdır. Omari’nin anlatımında K. Menderes üzerinde gemilerin işleyebildiği aktarılır fakat Birgi bağlantısına değinilmez. Birgi Çayı o dönemde K. Menderes’in bir kolu olup üzerinde kadırga ve çektirilerin seyri mümkündür. Birgi Beyliği, arşipeli haraca kesen korsan gruplarının en gözü kara, acımasız ve cüretkâr olanıdır. Yirmi dört kürekli dört çektiri ve iki kadırgadan ibaret olan filolarına selvi motifli bir bayrak çektikleri, çeşitli ticaret gemilerinin seyir defterlerine işlenir. Osmanlı İmparatorluğu’nun ticari gemilerine bile saldırdıkları anlatılan bu korsan beyliğini sonsuza kadar cezalandırmak için, imparatorluk mühendis ve mimarları seferber edilir ve nehrin yatağı değiştirilip, suyu da başka yerlere aktarılarak denizle bağlantısı kesilir.
Karadaki en şaşmaz inancı bir gün denizin Birgi’ye kavuşacağı olan yaşlı korsan, fısıltıyla dolaşan bütün bu hikâyelerden habersiz saatini dinlemektedir. Ona göre, geçmiş hiç ummadık zamanda ve yerde kendini belli edecek bir şeyler söylemektedir. Denizciler iyi bilir, duymak için önce susmak gerekir.
Ununu eledi eleğini de astı diye bakılan yaşlı korsan, Birgi’deki nehir yatağında, ne zaman ve nasıl oraya geldiği belli olmayan karaya oturmuş köhne bir kadırgada yaşıyor. Kasabalılar; “Yorulmuş” diyorlar. “Gücü kuvveti kalmamış. Emekli olmuş artık. Uzak ufuklara yelken açamaz. Uzun yolculuklar işi olamaz onun. Zamanın durduğu bu kasabada hangi rüzgârı arkasına alacak?”
Yaşlı korsan kasabalıların fısıltılarından oluşan uğultuyu ne zaman duysa denizin sesini duymuş gibi oluyor. Kulakları başka hiçbir sese açık değil.

Dalgalar kapısını çalmak üzere.

<<geri dön