GÜN IŞIĞI SAİT FAİK ABASIYANIK

 



Sait Faik arşivindeki araştırmalarımız sırasında yitip gitmiş pek çok öykünün,
ilişkinin de tanığı oluyoruz. Bunlar arasında Rus araştırmacı
Nataliye Ayzenştayin’in hazırlamakta olduğu bir Sait Faik kitabı nedeniyle,
Sait Faik’in amcasının oğlu Mustafa Raşit Abasıyanık’a ilettiği mektuptaki
sorular ve Mustafa Raşit’in yanıtları oldukça ilgi çekici. Bu mektuplaşma,
Sait Faik’in bilmediğimiz yönlerini ortaya çıkarıyor.
Bu iki mektubu orijinallerine bağlı kalarak yayımlıyoruz.
Fotoğraflar da ilk defa burada gün ışığına çıkıyor.


Vostokovedeniya’daki Armyanski Enstitüsü’nde görevli olan Nataliye Ayzenştayn’ın,
Sakine Aladağ’a (Mustafa Raşit’in baldızı) gönderdiği Türkçe mektup:

Sevgili Sakine!
Bu mektubum tamamen Mustafa beye aittir. Zahmet olmazsa cevap vermesini rica ederim. Sait Faik hakkında söylenen her yeni söz, her yeni tafsilât benim için tam bir servettir. Şimdi benim yegâne arzum, yegâne endişem: Kitabımda bir yanlışlık çıkmasın. Onun için bütün ümidimi Mustafa beye bağlıyorum. Kusura bakmasın, rica ederim. İstediğim malûmat bundan ibaret.
1. Sait Faik ne zaman Kirazlı Mescitteki medreseye gitti?
2. 1923 senesinde ailesile beraber Adapazarından İstanbula taşındı. Burgaza ne zaman yerleşti? (ailesi demek)
3. Papaz efendi hikâyesinde eski bir kilisenin tablosu vardır. Bu kilise hakikaten Burgazdaki evinin karşısında mı?
4. Aynı hikâyenin kahramanı olan “Papaz efendi” hayattan alınmış bir zat mı? (Ben onu öyle gösterdim, bunun için merak ediyorum.)
5. Sait Faik Grenobleden İstanbula ne zaman döndü? 1935 senesinin sonunda mı?
6. Çocukluğuna ait bazı tafsilât.
7. Sait Faikin kişiliğini gösteren bir-iki küçük olay.
8. Sait Faik “çelme” hadisesinden sonra Burgaza çekilip bir şey yazmadan derin bir kriz geçirmiş. Bu kerre Burgazda kalışı ne kadardı? (Tahmin ettiğim müddet –1944 senesinin sonu– 1946 senesinin başı yoksa 1945 senesinin sonu?)
9. En sevdiği Avrupa yazarları, Rus yazarları? En sevdiği kitap, oyun? Onlara ait söyledikleri. Kafka hakkında fikirleri var mı? Sait Faik kendisini realist mi sayıyordu?
10. Türk yazarları arasında kimleri tercih ediyordu? Neden? Can arkadaşları, dostları kimlerdi?
11. Sanaat görüşlerile hayat görüşleri hikâyelerinden seziliyor. Acaba kendi namına söylenenler var mı?
12. Sait Faik Çekovun Vanya dayı piyesini çok beğenmiş. Bir gün temsilde iken hakkında bir şey söylemiş, söylediği sözler neye aitti? Bu temsil ne zaman idi? Vanya dayı rolünü kim oynuyordu?
13. Sait Faik bir rum kızına âşıkmış. İsmi Aleksandra imiş. Bu aşk macerasını ne zaman geçirmiş? Havada Bulut kitabında Yorgiya isminde bir rum kızı var. Acaba bu Aleksandra mı?
14. Sait Faik fakir bir kızı Şişlideki evine almış, onunla evlenmek istiyormuş. Sonra bu fikirden vazgeçmiş. Ne sebeple? Kızın ismi neydi? Ömrünün son günlerinde Sait Faik yine âşıkmış. Sevdiği kadın kimdi?
Daha neler neler öğrenmek istiyorum, fakat...
Mustafa beye o kadar zahmet veriyorum ki, üzülüyorum bile. Bana bir yardımda bulunursa müteşekkir kalacağım.
Sabırsızlıkla mektubunuzu bekliyorum.
Saygı ve sevgilerimi sunarım. Nataliye
Mustafa Raşit Bey’in yanıtı:

Sayın Ayzenştayn Nataliye;
Sakine seyahatinden döndükten sonra sizden büyük bir sitayişle bahsetmişti. Kendisinin değer yargılarına saygım vardır. Mektubunuz elime geçtikten sonra yanılmamış olduğunu anladım. Dilimizi ne kadar güzel kullanıyorsunuz, bunun için sizi tebrik ve ayrıca teşekkür ederim.
Son günlerde işlerimin çokluğu nedeniyle yazınıza gerekli cevabı hazırlayabilmek için biraz geciktim, bağışlayacağınızı ümit ederim.
Şimdi gelelim sorularınızın cevaplarına,

1. Sait Faik Kirazlı Mescitteki medreseye hiç gitmemiştir. Aile Adapazarından İstanbula naklettiği zaman. Önce Kirazlı Mescitteki bir evde oturmuşlardır. Adapazarından nakil sırasında yarım kalan tahsiline İstanbul Sultanisinde devam etmiştir. Şimdiki İstanbul Lisesi.
2. Ailenin İstanbula nakli, Adapazarının 1920 yılında Yunanlılar tarafından işgalinden sonra olmuştur. Bu tarihin 1921 olması gerekir.
Önceleri Burgaza yazları kiralık eve gitmek suretiyle başladılar. Bu yıllarda Sait Faik Fransadaydı, sonradan halen Sait Faik müzesi olarak kullanılan evi satın aldılar. Bu evin alınış tarihi tahminen 1934 yılına rastlar. Evi aldıktan sonra orada oturdular.
3. Papaz efendi hikayesindeki kilise evin karşısındaki Aya Yani kilisesidir.
4. Aynı hikayenin kahramanı olan papaz efendi kilisenin papazı idi. Anlatıldığı gibi evin bahçesine bakmıştır, ancak bahsettiği diğer özelliklerin ona ait olduğu hakkında bilgim yok. Sadece sirozdan öldüğünü biliyorum. Tuhaf bir ilgi duymuş o zaman kendisine karşı, belki aynı hastalığın kendisinde olmasından ileri geliyor.
5. Sait Faik Fransadan Türkiyeye 1934 yılının sonlarında dönmüştür.
6. Çocukluğunun ilk dört yılı Adapazarında geçmiştir. 1910 yılında babasının görevli Karamürsele atanması üzerine oraya gitmiş, 1913 yılında Adapazarına dönmüşlerdir. Çocukluğunda yaramazlığı ve kavgacılığını naklederler. İlk deniz sevgisi Karamürselde başlar. Oturdukları evin önü deniz olduğundan bütün gün boyunca çıkmadığını ve çıkması ihtar edildiğinde kızdığını söylerler.
Annesi küçükken kendisine yeni elbise giydirmekte çok zorluk çektiğini, o zamandan gösterişe karşı bir tepkisi olduğunu fırsat düştükçe söylemiştir.
7. Yalnız insandı. Kafasında yaşattığı dünyayı, mutluluğu bulamamanın anlaşılamamanın ıstırabını çekerdi. Hikayeleri çoğunlukla bir boşalımın sonucudur. Yazıları dışında duygularını açıkladığına pek az rastlanır.
İnsanların dış görünümünden ziyade özüne kıymet verirdi. Bu nedenle de hayatı boyunca göze çarpmaktan kaçınmıştır. Giyimini çoğunlukla ihmal edişinde bu düşünce tarzı rol oynamıştır.
Bunların dışında, kendisini kadınlar tarafından beğenilmeyecek olan bir kişi sanırdı. Bu kompleks onu sevgi ve sıcaklık dolu iç dünyasının başkaları tarafından keşfedilmesini beklemeye itmiştir.
Ölümünden evvel –ki bu 14 numaralı sorunuzun da kısmen cevabını teşkil etmektedir– maalesef ismini bilmediğim bir kadınla sevişiyordu. Bir gün bu ilişkilerinden bahsederken (ona benim neremi beğeniyorsun da sevişiyoruz diye sordum, bana cevaben senin çirkinliğine âşığım dedi) hoşuma gitti bu sözü ona daha bir bağlandım çok açık sözlü bir kadın diye bahsetmişti.
Bu küçük mektuba bir yığın olay dizisini sığdırmağa imkanım yok. Bilmem bunlar size faydalı olacak mı?
8. Çelme hikayesinden sonra kendisinin mahkemeye verilişi 1940-1941 yılına rastlar. Sait Faik’in yazı dönemindeki durgunluk babasının ölüm tarihi olan 1939 dan 1942 yılına kadar sürer. Bu devre içinde Şahmerdan 1940, Medarı Maişet Motoru 1944 vardır.
Çelme olayı olumsuz tepkiler yapmışsa da, Burgaza çekilmesinin nedeni 1944-1945 yıllarında hastalığına konan teşhistir. Bu siroz başlangıcıydı. Bu teşhis önceleri şahsı üzerinde büyük çöküntü yaptı. Burgaza çekilmesi de bu yüzdendir.
9. Sevdiği Avrupa yazarları arasında André Gide başta gelir. Kitaplığında büyük yer tutardı bu yazarın eserleri. Kafka da sevdikleri arasındaydı, ancak hakkındaki düşüncelerini bilmiyorum. Rus yazarları arasında en çok okudukları Dostoyevski ile Gorki idi.
10. Türk yazarları arasında en çok Orhan Veliyi severdi. Ölümü onu üzmüştü. Son zamanlarında Yaşar Kemal’in iyi bir yazar olacağını söylerdi, şahsi dostluğu da vardı.
Can arkadaşları dostları kimlerdi? Zor bu soruyu cevaplandırmak. Fakat Orhan Veli herhalde başta gelir. Bunun dışında kimler vardı? Çok önceleri Ahmet Muhip Dranasla iyi görüşürlerdi, sonraları birbirlerini aramaz oldular. Av. Fuat, Dr. Fikret Adil hatırladıklarım arasında. Bazıları da, onun her insana insan olduğu için gösterdiği yakınlıktan cesaret alarak fazla sokulduklarında, can sıkıcı davranışlarından ötürü ilişkilerini kesip attığına şahit olmuşumdur.
11. Kendi namına söylenen birçok söz ve yazı mevcut, bunları burada aktarmağa imkan yok.
12. Bu sorunuza araştırma yapmadan cevap vermeme imkan yok. Birlikte bir oyun seyretmiştik Şehir tiyatrosunda, bu Vanya Dayı mıydı? Yoksa Vişne Bahçesi miydi hatırlayamıyorum. Sağlam bir hatıra kaynağı bana yardımcı olursa size bilgi veririm.
13. Sait Faik’in Aleksandra ile olan ilişki tahminen 1940-1941 yıllarına rastlar. Bu macera zannediyorum 1944 yılına kadar sürmüştür.
Havada Bulutta bahsedilen Yorgiyanın Aleksandra olacağını zannetmem.
14. Aleksandra ile olan ilişkisine son verdikten sonra Lütfiye adında bir kızla nişanlandı. Bu nişanlılık en fazla 8-10 ay sürmüştür. Önceleri iyi başlayan münasebetleri sonradan bozulmuştur.