Yeni Hayat: Elli Yıl Önce

Ömer Ayhan


Aşk Istıraptır’ı, özel kanallardan birinde izledim. Siyah-beyaz Türk filmlerinin reytingleri hayli düşük olmalı ki, sabaha doğru oynatıyorlar bu filmleri. Film, alışılageldik kalıplarıyla tipik bir ‘Yeşilçam melodramı’. Gelgelelim, şaşırtıcı kimi özelliklerin bir araya gelişiyle, benzerlerinin arasından sıyrılıyor. Filmde Muzaffer Tema’ya Ayten Alpman eşlik etmiş. Doğrusu Alpman’ın müzik kariyerinin yanı sıra aktrist olduğunu bilmiyordum, hâlâ da –olasılık düşük, kabul ediyorum– bir isim benzerliği olabilir mi diye düşünüyorum. Yönetmenlik kariyerinden önce bir süre birinci jönü oynayan Memduh Ün de filmin oyuncu kadrosunda. Atıf Yılmaz’ın, yönetmenliğinin ilk döneminde yer yer deneysel kamera hareketlerine tanık olmak da ilginç. Filmin edebiyatla ilişkisine gelince; Orhan Pamuk’un Yeni Hayat’ı beklenmedik biçimde arz-ı endam ediyor.
Yeni Hayat, hem Rıfkı Amca’nın yazdığı –okuyanların hayatını değiştiren– gizemli bir romandır, hem de ‘bir zamanlar ülkedeki bütün bakkallarda terazi ile kasa arasındaki kavanozlarda duran, on milyonlarca cepte taşınan, bozuk para yerine geçen’, kaleyi içten fethetmiş bir karamela.
1953 yapımı filmde, türlü aksilikler sonucunda bir başına kalan A. Alpman, Galata Köprüsü’nde çaresiz dolanır. Bir kaza neticesinde ölen oğlunu hatırlatır, kendisine giderek yaklaşmakta olan satıcı çocuk. İşte tam o an, O. Pamuk’un romanı olanca çağrışım zincirleriyle okurunun ense köküne darbeyi indirecektir. Çocuk, kucağındaki kutuyu sıkı sıkıya tutmakta, Mike Rafaelyan’ın kamerası kutuya ‘zoom’lanıyor, ikindi güneşi düşürüyor ışıklarını kutuya, dikkatle bakılması gerek, çünkü çocuk günlük rızkını çıkarma telaşında, ‘Yeni Hayatlaar Yeni Hayaatt’ diye bağırıyor. Karamelalar kâğıda sarılı. O yüzden romanda betimlenen, Yeni ile Hayat arasındaki boşluğa bacaklarını zarifçe uzatmış, H harfinin kenarına gayet kibarca kurulmuş melekler görünmüyor. Sözü O. Pamuk’a bırakmanın sırasıdır.
“… Malatya Ekspres dergisinde meleklerin sökün ettiği birkaç ilan çıkmış, derken bu yörede karamela, tıpkı eskiden olduğu gibi herkesin cebinde bozuk para gibi taşıdığı ve kullandığı bir şey olmak üzereyken, uluslararası büyük şirketlerin meyve esanslı, bol reklamlı ürünleri ve televizyonda güzel dudaklı bir Amerikan yıldızının bunları çok hoş bir şekilde yemesiyle birlikte her şey sona ermişti..”
Romandan bugüne dönersek, değişen bir şey yok. Satıcı çocuğun iç sızlatıcı Yeni Hayat ‘feveranı’nı işitebilmek için, iyi kötü bir dolu Amerikan filminin televizyondaki geçit resmini, sonra da tan sökümünü beklemek gerekiyor.