İsmet Özel
Sevdiği oyun: Kuka.
Sevmediği oyun: Saklambaç*


Ahmet Güntan


İsmet Özel’in yaşadığı en önemli ayrılık bu ikincisi, kopuş değil ayrılık, birincisi de ayrılıktı, o da kopuş değildi. İkincisi, yani ne demek istediğini daha iyi anlatabilmek için sosyal fon olarak Bilal Erdoğan’ın düğününü seçtiği yeni ayrılığı1 birincisinden daha önemli, çünkü nereye gideceği bu kez açıkta. Bu nasıl anlaşılıyor? Nerede konuştuğuna bunca dikkat eden şairin ayrılık sonrası verdiği ilk demeci Aydın Doğan gazetelerinden biri olan Milliyet’in pazar ekine vermesinden anlaşılıyor, İsmet Özel bunu atlayacak dağınıklıkta bir yazar değil.
Belki de bu üçüncü ayrılık demek daha doğru olur. Kayseri Kastamonu’dan Ankara’ya uzanan gençliğini şekillendirmiş olan hamurdan ayrılığı sosyalizmle olmuştur. Sosyalizm onu Kayseri Kastamonu’dan ayırmıştır. Sonra ikincisi, yani sosyalizmden ayrılığı Kayseri Kastamonu’ya geri dönüşü olarak yorumlanabilir. Kayseri Kastamonu da bu defa aynı Allah’ı paylaştıkları için onu kabul bile etmiştir. Muhteşem bir kale içinde yapayalnızdır. İETT otobüsüne saklanmış bir radikal. Sosyalizmden İslam’a geçerken çok kısa süren, saçlarını uzattığı savruk bir dönem söylentisi vardır ama bunu İsmet Özel dahil kimse yazmamış, anlatmamıştır.
Son yazısında “Hal-i hazırda kimin terbiyesi altında bulunuyorsak (bir zamanlar bulunmuşsak değil) rabbimiz odur” diyor, Bilal Erdoğan’ın düğününe bakarsak rab hal-i hazırda para. Yıllar önce Yeni Şafak’ta “Yatırım fikri çürük ahlâkın nişânesidir” diye yazmıştı. Ortalık para kokunca, bugün 26 yıldır bindiği İETT otobüsünden radikal bir durakta indi.
İndiği durağın neresi olduğu şu an muğlak. Kayseri Kastamonu olabilir mi? Mutlaka, artık oradan kopmaz, Kayseri Kastamonu da onu bırakmaz. “İnsan eşref-i mahlûkattır” diyen bir babanın oğlu olarak sosyalizm idealinden hiç ayrılmamış, her zaman eşitlikçi olmuştur. Bu durak o durak da sayılabilir. Allah’a, Allah’ın kitabına olan inancı ise onun için her zaman etik bir bağlanma olmuştur. Bu durak o durak da sayılabilir. Gazete yazıları kalkınca taşlar yerli yerine oturmuştur. Meselesi dünyaya gezgin değil, bu sabit topraklardan bakarak anlamak olan bütün düşünenlerin yaşadığı ayrılıkları, kavuşmaları yaşamıştır. Bunları da kaydetmiştir. Çağının önemli bir şahididir.
Son yazısı böyle bir şairin önünde açılan düz ovayı müjdelediği için Türk şiirinde önemli bir belgedir. Yazının siyasi bakışı da çok önemlidir2 ama bir şairin önünde açılan düzlük her zaman en önemli haberdir.3 Bir ayrılık yaşamıştır, bu ayrılık şiirine bakışımızı değiştirmiştir. Şimdi herkes onun sosyalizmden İslam’a niçin geçtiğini daha iyi anlayacaktır. Arayış, bir şairin arayışıdır, bu unutulmamalı.
Şiirin çorak ülkesine geri hoş geldin İsmet Özel. Bu durak o durak.

1—İsmet Özel, 4 Ağustos 2003 tarihli Milli Gazete’deki son köşe yazısında “gazete yazarlığı bağlamındaki seyahatinin tamamlandığını” yazdı, gazete yazarlığıyla birlikte bir sürü şeye de elveda dedi. Milli Gazete’yi İsmet Özel’i okumak için internetten takip edenler bilir, solda yazarların isimlerini sıralayan bir sütun vardır. O sütunda bir gün İsmet Özel’in isminin biraz üstünde üçkağıtçı din bilgini Harun Yahya’nın ismini görünce çüş artık diye düşünmüştüm, İsmet Özel’e bu yapılır mı? İsmet Özel’in yeni ayrılığını sevinçle karşıladım, yaptığı büyük bir şey.
2—Türkiye’de yaşayanların ne kadarı Türk’tür? Önemli bir soru. Tam da güzel hayat yaşamak isteyen, bütün dünya bize Radikal 2’nin “öyle olması gerekir” diye anlattığı gibi olsun isteyenleri rahatsız edecek bir soru. Aslında o daha ötesini, Kayseri Kastamonu’da yaşayanların Türklüğü de tehlikede demek istiyor. İstiklal tehlikede dediği de bu. Söz siyasetten açılmışken, Irak’ın işgali sırasında Mehmet Barlas bir televizyon kanalında İsmet Özel’e “Burası Reha Muhtar’ın Ateş Hattı değil, burada bağırılmıyor” dedi. Program o noktada kesildiği için İsmet Özel ne cevap verdi bu duyulmadı, kimse de bu ayıbı yazmadı söylemedi, ben Mehmet Barlas’ın bu davranışını cahilce, sınıfına çok yakışır buluyorum.
3—Düşünmesini seven çoğu şairin modern babası sayılabilecek Turgut Uyar, iki tehlikeden bahsediyor, biri konuya yaslanmak, ikincisi biçim oyunlarına girmek. İkincisi İsmet Özel’e hep uzak oldu, ama Bir Yusuf Masalı’nı okuyanlar birinci tehlikeyi hatırlamıştır. Bu yeni durağında görünen o ki artık “Şiiri sözle gerçekleştirilen bütün diğer faaliyetlerden ayıran onun sözü töze ilişkin bir biçimi yakalayarak belirgin kılışıdır” diyen şair İsmet Özel’i göreceğiz.

14 Ağustos 2003