Eczasız Eczaneler

Ferhan Şensoy


Hiç kitap okumayan birinin, hayatının sonunda kitap sayfası olan ağaçtan ne farkı var, kımıldayan canlı olarak? Pek farkı yok. Ve fakat buna rağmen, hiç kitap okumayan ne kadar çok odunsal arkadaş var. Farkettikçe endişeniz çoğalıyor. Bir gün algılıyorsunuz ki, kimse kitap okumuyor. Satın almıyor değil, alıyor, okumak istiyor, başlıyor, bir kaç sayfa sonra pes ediyor. Okuma alışkanlığı, keyfi, gereksinimi yok onun.
Bir kitapçıdayız. Kitap bakanlar arasındayım. Yağmurdan kaçtığı için kitap bakıyormuş gibi yapıp yanındaki kızı kesen var, kesilip de, kesildiğinin farkında olmayan kız Attilâ İlhan’ın Sisler Bulvarı kitabının son baskısını, yeni bir şairi keşfetmenin heyecanıyla incelemekte, sakallı bir herif bütün raflara göz gezdirip hızla dükkânı dolaşmakta, sivilceli bir oğlan porno dergileri incelemek derdinde, kimsenin ona bakmayacağı ânı beklerken, hemen porno dergilerinin yanında bulunan, onu hiç ilgilendirmeyen, yarış arabaları dergilerine boş bakmakta...
Ben genelde bildiğim, okumaktan keyif aldığım yazarların yeni kitaplarını kovalarım kitapçılarda. Yeni çıkan, herkesin aldığı, en çok satanlarla pek ilgilenmem. En çok satanlar içinde sevdiğim bir yazar varsa, ona da çok satıyor diye haksızlık etmem. Ayrıca, beğendiğim yazar çok satıyor diye, mutlu olurum. Yazarlarını izleyen tiryaki bir okuyucuyum. Üstelik yazar olduğum için, yazma uzmanı olmayanlarla pek ilgilenmem. Durumum özel yani. Ve fakat arada keşif mahiyetinde, hiç tanımadığım yazarların kitaplarını da kurcalar, anlatımı beni saranları alır, onlarla tanışır, belki okurları olur, belki olmam. Benim kitapçıdaki durumum oldukça özgün ve derin bir arayış. Hafta sonu tatile gidicem, okumalık ne alsam, biçiminde kitapçı dolaşanlardan değilim.
— Size nasıl yardımcı olabilirim? diye yanaşan bir tezgâhtara,
— Faktör ol git ve beni kitaplarla başbaşa bırak kardeşim! diyen, tek kitap alıcısı benim herhalde. Bunu düşünen bir sürü insan olmuştur, ama tezgâhtara verilmesi gereken o cevabı vermemiştir.
Bizde kitap satıcısı da, edebiyat keyfiyle yoğrulmuş, sattığı kitapların çoğunu okumuş, bu aşkla kitap satan tipler değil. Eskiden öyle kitapçılar vardı. Orada oturup edebiyat sohbetleri yapılırdı. Bir kitaptan uzun uzun konuştuktan sonra satın alırdınız onu. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Aksaray’daki kitapçı dükkânı, bir edebiyat lokaliydi. Şimdiki kitapçılar daha çok kırtasiyeci. Kimi oyuncak satıcısı kitapçılar var, onlarda kitap yok ve fakat tabela: ŞEN KİTABEVİ! Pek ilaç satmayan, deniz kıyısı eczaneler gibi.