| Yaşayan En Büyük Yazın Resmi:
Kayıp Zamanın İzinde
|
| |
|
18 Ekim 2003’te Marcel Proust’un ölümünün üstünden tam yetmiş bir yıl
geçmiş oldu. Bunca yıl geçmesine karşın yapıtının zamanı hâlâ yakalayabildiği
ortada, daha uzun süre de onun yakasından düşecek gibi görünmüyor. Hâlâ
kolokyumlar düzenleniyor, araştırmalar yapılıyor, Kayıp Zamanın İzinde’nin
farklı basımları yapılıyor; dev yapıt farklı sanatçıların resimleriyle
tekrar tekrar basılıyor, hatta çizgi romana dönüştürülüyor. XX. yüzyılın
ilk çeyreğine, hatta ilk yarısına ait birçok fotoğrafta, resimde, izlekte
Proust’un “okunması”, yapıtının, denebilirse, eksiksizliği konusuna ışık
tutuyor. Plastik sanatların “işçilerine” örneğin bu yüzyılda daha büyük
bir olanak sağlanabilir mi, kuşkulu. Yapıtın ve Proust’un kendisinin resim
ve ressamlarla ilişkisi, sıkı sıkıya dokunmuş bir yazının olağanüstü görsel
etkisi, öyle ya da böyle, bir dünyayı gerçekten var ediyor.
“Yaşayan en büyük Fransız yazar” olarak nitelendirilen Claude Simon’a
ayrıca “yazın ressamı” yakıştırması da yapılıyor. Simon’un yakın ve uzak
geçmişi arasına kurduğu son kitabı Tramvay’da bu özelliği belki de doruğa
ulaşıyor. Bu yazın ressamının Tramvay’ın başına Proust’tan bir alıntı
koyması, sanırız, bir “referans” niteliği taşıyor. Dilinin, anlatısının
ve içeriğinin ötesinde yazıdan resim yaratmak için olağanüstü, tükenmez
renklerle örtülü bir palet Kayıp Zamanın İzinde.
İşte Proust’un ölümünden yirmi beş yıl sonra, 1947’de de, Hollandalı Van
Dongen daha o zamandan bir klasik olarak nitelendirilen yapıt için yetmiş
yedi suluboya resim yapmış. Hollandalı sanatçı metne bütünüyle sadık kalarak
yazarın betimlediği canlı ve parıltılı dönemin kaleydoskobuna batırmış
fırçasını. Van Dongen ayrıca Binbir Gece Masalları (sanki yine Proust’un
izinden giderek, Masallar’ın Kayıp Zamanın İzinde’nin başvuru kaynaklarından
biri olduğunu göz önünde bulundurursak), Voltaire’in Babil Prensesi, Anatole
France’ın Meleklerin Başkaldırısı gibi yapıtlarını da resimlemiş bir sanatçı.
Genç yaşlarında Assiette au Beurre adlı dergide, fahişelerin durumuna
ilişkin özel bir sayıda yayınladığı suluboyalarda görülen renk kullanımındaki
serbestlik prefovizmin ustaları arasına sokmuş onu. O zamanda dek yalnızca
Toulouse-Lautrec’in yakalayabildiği bir gerçeklik ve gücü yansıtmayı başarmıştır
yapıtlarında, diye yazıyor Jean Mélas Kyrazi Van Dongen ve Fovizm adlı
yapıtında.
Sonradan Fransız vatandaşlığına geçen Van Dongen yapıtlarında Paris’in
modern sanat tarihine etkisini gözler önüne sermiş; sadece bu noktada
bile yolunun Kayıp Zamanın İzinde’yle kesişmesi kaçınılmaz görünüyor.
Toulouse-Lautrec’in yapıtlarının kimi zaman Proust zamanını anımsattığı
düşünülürse, suluboyayla aynı etkiyi yakaladığı öne sürülen bir ressamın,
zamansal açıdan uzaklaştığı ölçüde “tanıdık” olan o dünyayı resmetmekteki
başarısı kolayca anlaşılabilir. Suluboyanın uçuculuğunda yeniden yakalanan
bir zaman...
|