Güve

İpek Seyalıoğlu


KİŞİLER: RED
DED

Efekt: Çatal bıçak sesleri, konuşmalar, müzik.
RED : Arkası bana dönüktü ama onu tanımıştım.
DED : Konuştunuz mu?
RED : Hayır, yol boyunca dışarıyı seyrettim.
DED : Yanına gitseydin.
RED : Gidemedim; yüzünü bana döndüğü zaman, yüzünde geçmişi okuyacağımı biliyordum. O, ilişkilerimden birine tanıklık etmişti. Hatırlamak istemedim geçmişi.
DED : Demek korktun.
RED : Yo, korkmadım. Yalnızca bildik cümleler kurmak istemedim yeniden.
DED : Yeni tanışmış insanlar gibi.
RED : Hem öyle hem değil. Mesela, şimdi seninle konuşmasaydım, seni tanımasaydım, ama yine de sen beni, beni tanıdığına inandırmaya çalışsaydın kendimden şüpheye düşerdim.
DED : Haydi canım sen de.
RED : Evet. Eğer yaşadıklarımı bu kadar rahat unutabiliyorsam, seninle ne yaşadığımı düşünmeye başlıyorsam, onları yaşamışım diyebilir miyim?
EFEKT : Kapı çanı.
RED : Gitti.
DED : Kim gitti?
RED : O. Biraz önce pılısını pırtısını toplayıp karşıdaki koltuktan kalktı, ama ona yine bakamadım. Korktum mu sence?
DED : Korktun. Korktuğun için unutmak istiyorsun.
RED : Önemsemediğinde de unutabilirsin.
DED : Olabilir ama senin durumunda korkmak denir buna.
RED : Ve bu yüzden unutmak istiyorum, öyle mi? Söylesene, seni tanıdığıma beni nasıl ikna ederdin?
DED : Sana yaşadıklarımızı hatırlatmaya çalışırdım, paylaştıklarımızı.
RED : Sadece senin için yaşanmış olanlara gelince, sana “ah, evet hatırlıyorum” deseydim, sence bu inandırıcı olur muydu?
DED : Biraz daha o ana dair tanımlar yapmanı beklerdim herhalde.
RED : Ya sana şöyle deseydim, “evet evet, odada bir sandalye vardı, sandalyenin üstünde bir havlu, içinde bir kedi.”
DED : Ben bunları hatırlamıyorum hiç.
RED : Ama ben hatırlıyorum. Hatta senin, o havlunun içindeki kediyi eve alıp beslediğini bile hatırlıyorum.
DED : Benim öyle bir kedim olmadı hiç.
RED : Ama ben hatırlıyorum senin kedini. Beyazdı, yüzünde bal rengi bir leke. İsmi de buydu, Bal. Ne yaramaz kediydi...
DED : Bal. Güzel bir isim. Evet, doğru söylüyorsun, Bal’ı nasıl unuturum. Kedilerimin içinde en güzeliydi.
RED : Demek başka kedilerin de var.
DED : Vardı. Üç ev değiştirdim. O sıralar senin izini kaybetmiştim.
RED : Ben o zamandan beri güve ticareti yapıyorum.
DED : Güve ticareti ha? Güve?
RED : Evet. Manifaturacılarla birlikte çalışıyorum. Her kumaş alana yanında bir düzine güve veriyorlar.
DED : Ama güve kumaşı yer.
RED : Bu güve özel. Bu yüzden ticaretini yapıyorum ya.
DED : Zeki adamsın doğrusu. Peki nedir bu güvelerin özellikleri?
RED : Bu güveler eskimiş elbiseleri, takımları yemek için eve getirilirler. Yeniden kişisel bir giysi tarihi yazarlar. Sloganımız da “Güvenize güvenin! Her şey bir güveyle başlar”.
DED : Uzun zaman olmuş.
RED : Oldu ya.
DED : Sana yeni adresimi vereyim. Hiç çekinme istediğin zaman uğra.
RED : Güveye falan ihtiyacın olursa...
DED : Ararım. Hey gidi günler hey!