Almanya Önemli Bir Edebiyat Adamını Kaybetti

Sezer Duru


Aras telefon etti. Sesi titriyordu. “KP’yi kaybettik” dedi.
.......................................................................
Asıl adı Klaus-Peter Herbach olan, ama herkes tarafından kısaca KP diye çağrılan KP’yi Berlin’e ilk gittiğim yıl olan 1968’den bu yana tanırım. O zamanlar zayıftı, sonradan koca göbekli oldu. Uzun boyu, kıvırcık sarı-kırmızı saçları, bariton sesiyle ve Alman edebiyatına yaptığı katkılarla tüm yazın dünyasının tanıdığı bir kişiydi.
Bir kenti kent yapan en önemli özellik, o kentteki değişik kişiliğe, sevimliliğe, uğraşa sahip insanlardır. KP de benim için Berlin demekti. 34 yıldır Berlin Akademisinin basın yöneticiliğini yapıyordu. Bundan daha da önemlisi 30 yıldan bu yana yılmadan kendi kurduğu Charlottenburg/Carmerstrasse’deki “Buchhaendlerkeller”i yaşatıyordu. “Kitapçılar kileri” diye adlandırabileceğimiz bu yerde her perşembe akşamı Almanya ve diğer ülkelerin yazarlarını önce tanıtıyor, sonra onlara okuma yaptırıyor, sonra da dinleyicilerle yazar arasındaki sohbeti başlatıyordu. Onun bu kilerinden geçmeyen hemen hemen bir tek yazar bile kalmadı. Bizden Tezer Özlü olsun, Orhan Duru olsun, Aras Ören olsun, Güney Dal olsun ve adlarını anımsamadığım daha birçok yazarımız olsun bu perşembe akşamlarının konukları arasında yerlerini aldılar. Toplantı bittikten sonra tüm konuklarla birlikte yakındaki bir kafeye gidilir, orada sohbet sürdürülürdü. Kafe sahibine herhangi bir nedenle kırılırsa mekânı hemen değiştirirdi. Son yıllarda bu mekân Berlin’in en eski meyhanelerinden olan, savaşta yıkılmadan ayakta kalan Grolmannstrasse’deki “Diener”di. Burası Ressam Grozc’un da sürekli gittiği meyhane olarak ün salmış bir yerdir. Zaten KP Savingny alanının çevresinden pek ayrılmazdı. Evi, kileri, meyhanesi birbirine iki üç dakika uzaklıktaki bir üçgenin içinde yer alırdı. Gündüzleri ise doğal olarak Hanseatenweg’deki Akademi’de olurdu. Akademi’deki programların yoğunluğu ise anlatmakla bitmez, sergilerden, konserlerden, yazar anma toplantılarına kadar bir yığın etkinlik.
1980’de ona New York’ta rastlamıştım. Birçok Berlinli yazın adamı New York’a davet edilmişti. Sonradan onu Berlin’de her görüşümde beni birilerine tanıştırdığında “Sezer’e her yerde rastlarsınız” derdi. Uzun uzun yaptığım işleri, çevirilerimi anlatırdı yeni tanışlara. Ailemin tüm fertlerini tanırdı, yeğenim Ayda dahil. Hepsini ayrı ayrı sorardı. Berlin’de kaldığım sürece görmem, katılmam gereken etkinlikleri bir anda sayar, bana müthiş yardımcı olurdu.
KP’nin en önem verdiği süsü ceket yakasına taktığı ufak rozetlerdi. Her gün başka bir rozet takardı, en az 365 çeşit rozeti vardı, kim bilir gerçek sayı neydi? Ona o güne kadar kendisinde olmayan iki küçük rozet armağan etme mutluluğuna erişmiştim. Bunları İstanbul bit pazarında bulmuştum.
Berlin edebiyat ve kültür ortamı en sevimli, en yardımsever, en ilginç insanını kaybetti. 12 Mart 2003’te 60 yaşına giren KP evine girerken kalbine yenik düştü.
Güle güle KP. Her zaman yüreklerimizde olacaksın.