Dün, bugün, yarın, kadın hep bir evi olsun istedi. Kiliseden, şatodan
değiştirilerek ev-sarayı olmuş. ŞAYET EVİ ÖNEMLİ İSE İÇİNDE NELER YOKMUŞ.
Şayet önemli ise içinde neler neler yoktur. Evi, tam bir lüks içinde,
dünyanın acı ve fena yönlerini hiçbir zaman göstermezdi. AŞKIN DÜNYASINA
GERİ GELMEDEN DÜŞÜNCE AŞKININ NE KADAR İÇİNDESİNİZ? AŞK TAM BİR LÜKS İÇİNDE
DÜNYANIN ACI VE FENA YÖNLERİ GÖSTERİLMEDEN YAŞATILDI ŞAYET AŞK ÖNEMLİ
İSE İÇİNDE NELER YOKTUR.
O: Kadının yüzünün mahzunluğunu, gözlerini, zekâsını, masumluğunu anlatamam.
O: Diyebilirim ki o güzel gözlere kimse dikkatli bakamamıştır.
O: Küçücük elleri, minnacık ayakları, çok güzel yüzü, çok temiz gözleri,
çok sessiz ve hicivli sesi, çok muazzam zekâsı, çok güçlü iradesi ve çok
isabetli düşünceliliğiyle o bir saray-evi sahibidir.
O: Bir misafir değil bir dünya bir evrendi. Hepimizi sürekli fakat başı
önünde ve sessizliğiyle kabul eden kadını, yalnızken daima çalışır bulurdum.
O’nun kedileri ve deli âşıkları da vardı. Ve bu yüzden çalışamazdı. Hepimize
huyunca davranırdı. Âşıklarıyla görüşür, kedilerle sevişir ve bazen insanlardan
kaçardı. O’nu burnunun ötesini göremeyen, kendisini değil hiçbir şeyi
bilmeyenler, nereden görecek, nereden bilecekler.
HEY GİDİ EVİM! HEY! Eski misafirlerimiz ile yeni misafirlerimiz arasında
farklar buldunuz mu? Hepsini de ev sahibi olduğum için hoşgöremem. Sizler
de ileride misafir olursanız hoşgörüleceğinize inanmayın. Hepsini de misafirim
olduğu için tebrik edemem. Siz de ileride misafir sahibi olursanız böyle
bir tebrikin yapılamayacağını görürsünüz. EV SAHİBİ İLE MİSAFİR ARASINDA
GARİP BİR BAĞ OLUYOR. MİSAFİR İLE MİSAFİR ARASINDA GARİP BİR BAĞ OLUYOR.
ARAŞTIRMA ZEVKİ SAHİBİ MİSAFİRLER... Yıllar oluyor o kadınla ben SARAYBURNU’nda
dolaşıyorduk. Kadın “Efendim” dedi “Tersim döndü, kendimi Beyoğlu caddelerinde
hissettim.” EV SAHİPLİĞİMİN TEK ÖDÜLÜ MİSAFİRLERİMİN BENİ SEVMESİ HATIRLAMASIDIR
YOKSA EV SAHİPLİĞİ ÇEKİLİR ŞEY DEĞİLDİR.
Bir misafiri kovduğunuz zaman pişmanlık duyarsınız. İşte o devirde bile
ev sahipleri odundur. Üzeri sazla, samanla, toprakla örtülü, tahta bir
evin içinden misafirlerimi kovmak çok küçüklüktür. (Görgüsüzlüktür yani.)
O devirde sık sık ev sahiplerinin kovulması da raslantı değildir. Misafirler
üçe ayrılmıştır. I. Yağlılar. II. Fitilliler, III. Küplüler. Üçünden en
önemlisi KÜPLÜLERDİR. Küplüler olmazsa, yağlılar ve fitilliler nereye
giderler.
Bu işler sanıldığı kadar kolay değildir. Bir küplü misafiri erimiş sıcak
yığın içine daldırıp çıkarmak yeterdi. Misafir, soğuyup üzerindeki yağ
donunca ortaya mum gibi olmuş bir misafir çıkardı. İŞTE ESKİ ZAMANLARDA
BÖYLE YAPARLARDI. Bu misafir türünü mum yapmak kolay olduğu için çoğu
zaman ev sahipleri dışardan hazır mum satın almaz, kendi mumlarını kendileri
yaparlardı. KRALLAR BİLE BÖYLE KONUKLARINI ANCAK TÖRENLERDE YAKARLARDI.
Bir gün şöyle bir denedim. İki tane misafirimle. Bunlardan birini pozitif
kutba, ötekini de negatif kutba yerleştirdim. Bu, iki tane misafirimin
ellerini birbirine yaklaştırınca evimin, hava boşluğu üzerinden bir misafirimden
ötekine atladığını gördüm. Bu yüzden, pozitif kutba yerleştirdiğim misafirimin
ellerinin ucunda bir girinti, negatif kutba yerleştirdiğim misafirimin
ellerinin ucunda bir çıkıntı meydana geldi. ANLADIM Kİ İKİ MİSAFİRİM DE
BENİM İÇİN YANIYORLAR. DÜNYANIN EN GÜZEL FENERCİĞİ. O kadın, kedilerini
etrafına toplamış akşam yemeğini yediriyordu. Kedilerin birkaçı omzuna
çıkmış, birkaçı sırtına ve göğsüne tırmanıyordu. Bunda “rezil” olacak
bir şey yoktu. Bu, yıllardan beri herkesle beraber benim de seyrettiğim
bir manzara idi. Bütün hayvanlar ALLAH’ın tecellileridir. ALLAH’IN YERYÜZÜNDEKİ
HALİFESİDİR İNSAN.
(Hayatı, kötülük içinde geçmiş bir kadın, kuyu başında susuzluktan ölecek
hale gelmiş bir köpeğe ayakkabılarını kova, kıyafetlerini ip yaparak su
çıkarıp içirdiği için ALLAH’ın affına uğramıştır.)
Misafir bize beyaz görünür. Halbuki aslında misafir: Kırmızı, turuncu,
sarı, yeşil, mavi, mor ve menekşe rengi gibi çeşitli renklerin karışımından
meydana gelmiştir. Bunu, gerek kendi deneylerimizle, gerek etrafımızda
rastladığımız bazı misafirlerden kolayca anlayabiliriz. BİR MİSAFİRİN
BİR AYNANIN KARŞISINA GEÇİP NASIL KENDİ RENKLERİNE AYRILDIĞINI HERHALDE
GÖRMÜŞSÜNÜZDÜR. EV, MİSAFİRİN KENDİ RENKLERİNE AYRILMASINDAN BAŞKA BİR
ŞEY DEĞİLDİR.
1996
|