ORKESTRA - Kuyruklu Piyano

Eyüp Özveren



Müzik kitapları ne derse desin, klavsenle akrabalığı olan, kuyruğu kopmuş, süngüsü düşmüş konsol piyanolardır, kuyruklu piyano değil. İlkin tuşlarını, daha doğrusu dişlerini gördüğümüz, pedallerini, aslında tırnaklarını gözden saklamasını bilen, bu siyah beyaz tutkunu çalgı, hele kapağı açıkken, odanın ortasına kurulmuş, süzülen ışıkta arka bacağını havaya doğrultup keyifle yalanmakta olan bir kediye benzer. İtilip kakılmaktan, kenara köşeye sıkıştırılmaktan hiç hoşlanmaz. Üstelik yerini beğenmesi gerekir. Tıpkı geçimsiz kediler gibi, ikinci bir piyanoyla anlaşabildiği çok ender görülmüştür. Bırakınız ev halini, bu başına buyrukluğu konser salonlarında bile onca çalgının arasında hemen kendini gösterir. Bir kuyruklu piyanonun koca kara kapağı yukarı doğru açılınca, havadar, ışık alan bir çatıkatı çıkar ortaya. Bu yüzden, öteki çalgılar birer dostken, piyano olsa olsa bir sığınak, bir barınaktır.