Dali 100 Yaşında

Filiz Özdem


‘Salvador Dali’nin doğumunun 100. yılı nedeniyle düzenlenen, küratörlüğünü Prof. Dawn Ades’in yaptığı sergi Venedik’te, Palazzo Grassi’de 12 Eylül’de başlayacak ve Ocak 2005’e dek sürecek; Şubat 2005’te ABD’de Philadelphia Museum of Art’a taşınacak bu kapsamlı sergide Dali’nin yalnızca ressam yanı değil yazarlığı da vurgulanacak; sürrealist ressam üstüne etkinlikler düzenlenecek.
“Babam yazarlığımı ressamlığıma tercih ederdi... büyük bir olasılıkla da haklıydı” diye yazacaktı günlüğüne çok yönlü deha. Günlük, şiir, düzyazı, makale, tiyatro oyunu, çok sayıda mektup yazdı. Hemen hepsi tek bir tema üstüneydi: kendisi. Hayatının ana motifini şöyle özetlemişti: “Her sabah uyandığımda, büyük bir keyif duyuyorum, Salvador Dali olmanın keyfini.”
Palazzo Grassi’nin internet sitesinde Katalan ressam Dali’nin ağzından bir sergi duyurusu ve daveti yapılmış:
“... O dönemde kendi resim yapma tarzımı bulmakla kalmadım, hayatımın kadınını da buldum. Adı Gala’ydı. Başından beri bana hep işimde yardım etti; yalnızca ressam değil, aynı zamanda heykeltıraş, film yönetmeni, senarist, dekoratör vd de oldum gitgide. Gala’nın defalarca resmini yaptım, ayrılamaz hale geldik.
İmgelerle konuşma yolunu seçtim; evrensel olarak daha anlaşılabilir olacaklarından emindim.
Belleğimizde kaybolan ve değer değiştiren zamanı simgelemek için jelatin gibi yumuşak saatler yaptım.
Hayatın pek emin olmadığım yanlarına anlam vermek için, resimlerimin sağına soluna, çocukluğumda çok oynamış olduğum değnekler yaptım.
Kısa bir süre sonra fizik ve kimya alanına giren her şeyle ilgilenmeye başladım. Figürlerimi atomlara ayırıyordum... Tapılası Galamı da böyle resmettim.
İkinci Dünya Savaşı ve İspanya İç Savaşı sırasında güvenlikte olacağımız gerekçesiyle Gala’yla New York’a gitmeyi tercih ettik. Orada sekiz yıl kaldık.
Resimlerimde, yaşadığımız dünyaya ilişkin şeylerin özünü anlatmaya çalışmakla hep daha çok ilgilendim. Dolayısıyla bilim temalarıyla Hıristiyan dini temalarını sık sık yan yana getirdim.
Kariyerimin belli bir noktasına geldiğimde, herkesin yapıtlarımı görebileceği bir müze kurmaya karar verdim. Çatısında dev yumurtalar, duvarları tümüyle yapay sandviçlerle dolu, kesinlikle kendim gibi tuhaf bir müze kurdum, gerçekten benzersiz.
Venedik’te Palazzo Grassi’de 12 Eylül’den 16 Ocak’a dek sürecek, 200’den fazla resmimi bir arada görebileceğiniz sergiye sizleri bekliyorum.”
Sergi boyunca Dali’nin yapıtlarından yola çıkarak çeşitli toplantılar, tiyatro ve film gösterileri gerçekleştirilecek. İtalya’da Destino Yayınevi tarafından yayımlanan Dali’nin tüm yapıtları serisinin ilk iki cildi Testi autobiografici [Özyaşamöyküsel Metinler] başlığını taşıyor. 2006’da toplam 8 ciltte tamamlanacak olan seride Dali’nin yine günceleri, itirafları, anıları, tutkuları, hayatının gizli yanları olacak.
Dali’nin edebiyatından onun kışkırtma gücü ve paradoksal ışığı taşar. O, belki de herkesten önce, yazarın ticari ve reklama yönelik becerisinin, yapıtındaki sanatsal nitelik kadar önemli olduğunu anlamıştı. İmge, propaganda, şov, sürekli happening çağının öncüsü oldu.