Aydınlık bir güz Cumartesisi’ne henüz başlıyorken beni en az bir dostumun
ağır rahatsızlığı, sakatlanması kadar üzen bir haber elektronik posta
kutuma düşüverdi: Weimar'da katıldığım workshop'dan arkadaşım Budapeşteli
Marton, e-postasında Anna Amalia Kütüphanesi'nin yandığını haber veriyordu!
İçime çöken kunt acıyla internet başına çöreklenip bir araştırma yaptığımda
yangının sandığımdan da beter, ölümcül etkilerinden haberdar oldum: 2
Eylül’ü 3 Eylül’e bağlayan gece çıkan yangının, itfaiyenin olağanüstü
çabasıyla üç saatte söndürülmesine rağmen 3000 ilâ 6000 paha biçilmez
eserin tamamen yanmasına, 30.000 kadar eserin de is ve köpükten zarar
görmesine sebep olduğu tahmin ediliyordu.
Düşes Anna Amalia’nın Weimar’da toplanmış Wieland, Herder, Goethe ve Schiller
gibi büyük şair ve düşünürleri destekleyecek ve onların himayesinde zenginleşecek
bir klasik kütüphane kurma isteğiyle kıvılcımlanan, ancak koleksiyonunun
kökleri 1630’a dek inen, kütüphanesinin tarihi, Weimar’ın Alman ve Avrupa
kültür tarihinin çekirdeklerinden, tinsel başkentlerinden biri olmasının
tarihiyle çakışıyor. Kütüphanenin önemi ve değeri hakkında fikir sahibi
olmak için yaklaşık 370 ton çeken, 3900 ciltlik, yeryüzünün en önemli
"Faust" arşivinin burada bulunduğunu, yine Goethe'nin pek çok
meşhur portre ve büstünün de bu kütüphanede bulunduğunu hatırlamak yeterli.
Koleksiyonun belli bir aşamaya gelmesinin ertesinde o zamanki adıyla "Yeşil
Saray"a taşınmasının akabinde oluşturulan olağanüstü güzellikteki
geç Rokoko dönemi okuma salonunun Anna Amalia’nın şahsi müzik koleksyonunda
yer alan yüzlerce orijinal Bach partisyonuna, Goethe, Schiller, Herder
ve Wieland gibi Weimar klasiklerinin büyük figürlerinin elyazmalarına
olduğu kadar, 10.000 kadar Shakespeare cildine, Martin Luther'in 1543
tarihli ilk İncil çevirisinin orijinaline ve Nietzsche'nin tüm şahsi kütüphanesine
ev sahipliği yaptığı da anımsanmalı. Kütüphanenin diğer hazineleri arasında
Goethe, Schiller ve Nietzsche'nin okuma notlarının bulunduğu kişisel kütüphanelerinden
eserler de var. Halbuki 900.000’i aşkın eseri barındıramaz hâle gelen
kütüphanenin hemen yanı başına, Demokrasi Meydanı’nın altına inşa edilen
yeni binası 2005 başında hizmete girecekti. Bauhaus eserleri ile Weimar
Klasikleri’nin diğer anıtları gibi UNESCO Dünya Kültür Mirası'nda bulunan
bu kütüphanenin –Ağustos’un son iki haftasında bulunduğum Weimar'da, kapalı
olduğu pazar günleri dışında her gün muhakkak uğradığım, daha öncesinde
de araştırmalarım için bulunduğum ve doktora sürecim boyunca da daha pek
çok kez uğrayacağım– çekirdek-kütüphanemin yanışı bende derin bir hüzün
doğurdu. İçim yandı.
Henüz hangi eserlerin kaybedilmiş olduğu kesin olarak bilinemiyor. İlk
belirlemelere göre Schiller’in ölüm maskesi tamamen yanmış olan eserler
arasında. Yine 1772 yılında Anna Amalia’nın müzik koleksiyonuna katılan
Konrad Samuel Schurzfleisch’ın 2000 parçalık müzik kütüphanesinin tamamen
yandığı belirtiliyor. Düşes Anna Amalia’nın ilk müzik koleksiyonunun 1774’teki
saray yangınında yanmış olmasının ardından yaşanan bu trajediyi tarihi
bir ironi olarak mı görmeli? Calvin’in Cenevre’den 1550’de göndermiş olduğu
bir mektup da 16. yüzyıl Alman barok şairleri Gryphius, Hasdörfer ve Opitz’in
sadece Weimar’da bulunan elyazmaları gibi yokolmuş durumda. Farsçadan
yapılmış bir Dîvan tercümesinin de bulunamadığı belirtiliyor. Bunun yanında
içlerinde Johann Friedrich Löber’in nadir eserlerinin de bulunduğu 33
tablo alevlere teslim oldu Hiç değilse Alexander von Humboldt’un seyahatnâmesinin
orijinaliyle, Martin Luther'in İncil'inin yangın sırasında kütüphaneye
canını riske ederek dalan kütüphanecilerce kurtarıldığını biliyoruz. Sayfaları
yerlere saçılan 500 ilâ 1000 kadar eserin parçalarının özenle toparlandığı
ve bu eserlerin kurtarılabilme ihtimalleri olduğu sanılıyor. Köpük ve
sudan etkilenen 40.000 kadar kitap ise Leipzig’deki Ulusal Kütüphane’ye
özel kurutma işlemi için bekletmeksizin gönderilmiş. Tüm binanın ve dolayısıyla
da Rokoko salonunun kaba inşaatına dek yıkılıp, yangını söndürmede kullanılan
su ve köpüğün özel işlemlerle temizlenip, ahşap kısımların kurutulmasından
sonra binanın cephesinin ve çatısının 2007 yılında Anna Amalia’nın 200.
ölüm yıldönümüne dek yeniden inşâ edilebileceği umut ediliyor.
Benim için sonsuz anlamlar ifade eden şehirde, şehrimdeki, Ağustos’un
son Cumartesi günü Goethe'nin 255. doğumgünü kutlamalarının ardından o
cânım sokakçıktan kıvrılıp tam karşısında, bizzat Goethe tarafından dikilmiş
Gingko ağacının altındaki banka oturup –yağmura aldanmaksızın şemsiye
açarak– kendimi Goethe ve Mann'ın satırlarına emanet ettiğim, arada kafamı
kaldırdığımda gülümseyerek izlediğim kütüphanemin yanışı bende derin bir
üzüntü yarattı.
Yangın esnasında canlarını siper ederek kütüphaneye koşan kütüphanecileri
de, yangın fotoğraflarında suratında kocaman bir endişe ve hüzünle gözüken
Weimar Klasikleri Vakfı başkanı Herr Seemann'ı da tanıyorum. Onların yaşadıkları
acıyı ben de yaşadım, yaşıyorum. Bir yandan da seviniyorum; şayet yangın
sırasında Weimar'da olsaydım ve yangını görseydim hüznüm daha da koyu
olacaktı.
Şimdilerde Weimar’da muazzam bir yardım kampanyası sürüyor. Hemen hemen
her gün dünyanın dört bir yanından Weimar sevdalısı müzisyenler, sanatçılar
şehre gelip yardım amaçlı konserler veriyor, okumalar yapıyorlar. Şehir,
Park an der Ilm’deki, tek tek Goethe tarafından yerleri belirlenmiş ağaçların
yapraklarının kehribar renge dönüp patikaları rengârenk kıldığı güze hüzünlü
ama mağrur giriyor.
|