harfler ve hilmi, harfler ve 'tin',
harfler ve Hölderlin, harfler ve kalem ve kâğıt


Hilmi Yavuz


harfler ve hilmi

şimdi daralan odalarda
bir dar alan, dört duvarsın
ve öyle gizemsin ki sen,öyle
yalnızlık aramızda kalsın...

kimse bilmedi, ben dîl-i mecrûh
ser-i kûyunda itlerle...eyvah!
dokunmayın, dağ üstü bağ
yaralar gövdemde kalsın...

kendi adımı andım da ne oldu?
hüzünler: h,i,l,m,i...h,i,l,m,i...
ah,fuzulî şu harflerden
bir kurtarsam,dedim,dil’imi

sözlerim gizlerde kalsın...


harfler ve ‘tin’

hangisiydi? kim nasıl mı söyledi?
karnavaldır, elbet odur, bedeni
tersine çevirir, dedi Bakhtin...
bir gemi leşi ki,nerde ve geçmişsiz
geçmişiz altüst edeni deprem
gibi tende; ve söyleriz: tin’le yetin!

oysa dâimâ object petit a
der arzu, ve âh,öteki gövdeyi
şeyden ş’ye kadar kuşatır etin
aşkları birer birer ve başka neyi
kışkırtır,bilinmez,ki sessiz
ve hınçla, ten denen metin...

nasıl okunmalı?çinko ve incir
gibi mi? yoksa başka bir

şey mi? aleph mi harflerin beyi?
omega ,delta dişil ve teta! çetin
bir soru bu: seni hangi harflerin
gurbetinde bıraktım? X’in, V’nin, ya Ze(y)t’in?


harfler ve Hölderlin

sen Söz’ün kutsal
mı olsun istedin; Siyah
dâimâ büyük harfle
yazılır şiirinde;şiir, âh,

evet,odur kendini hep
Allah’a taşır; ve derin
gölgeleri durur,duru
göllerde,dur, sen Hölderlin,

şair ve deli! ikisi bir!
şairsin,hüznünden belli
oluyor bu: delilik bir çiçektir
ve adı: sadık hizmetkârınız

Scardanelli


harfler ve kalem ve kâğıt

kalemler oldu virân
âh,yıkıldı gitti kâğıt;
sen,herşeyi aslına savuran
elmasın solduğu vakit...

kendine sakla hüznümü,
sözlerimden bir yaz ayır;
yolla yollara yazıları,
şiirimi güllere dağıt, dağ bayır...

akşam geçiyor,bekle,seyret;
yaşadındı,işte bu son kıyamet;
hem neyle bağlısın ki nihayet
ne bir yemin,ne bir bağıt...

âh,tek harfle yazıldı o ağıt...

(Yakında çıkacak olan Hurufî Şiirler kitabından.)