Vladislav Felitsianoviç Hodaseviç

Kayhan Yükseler


Rus şairi, edebiyat eleştirmeni, anı yazarı. 16 Mayıs 1886 tarihinde Polonyalı soylu bir ailenin oğlu olarak Moskova’da dünyaya geldi. Anne tarafından dedesi Yahudi’ydi ve sonraları Ortodoks dinine geçmişti; annesi ise sıkı bir Katolik olarak yetiştirildi. Hodaseviç, Tulalı bir köylü kadını olan sütannesi Kuzina’nın, dinsel eğitiminde önemli bir yeri olduğunu söyler. Rus toprağında köklerinin olmaması ve aynı zamanda Polonya’da yabancı olması, erken dönem şiirlerinde duyumsanan ruhsal bir bütün yaratmıştı onda. (Rusya’nın üvey evladıyım, ya Polonya’nın– / Bilmiyorum Polonya’nın nesi olduğumu…)
Tarih, felsefe ve hukuk eğitimi gördüğü Moskova Üniversitesi’ni bitiremedi. İlk şiirleri Grifon almanağında çıktı. 1906 yılından itibaren Molodots (Gençlik) ve Sçastlivıy Domik (Mutlu Evcik, 1914) kitaplarında yer alan şiirleri, Vesı (Terazi), Zolotoye Runo (Altın Yapağı), Pereval (Geçit) dergilerinde ve Rul (Dümen), Golos Maskvı (Moskova’nın Sesi), Russkiy Vestnik (Rus Haberleri) gazetelerinde yayımlandı. Hodaseviç, Sçastlivıy Domik’e daha hoşgörülü yaklaşırken, Molodots’u son derece olgunlaşmamış bir yapıt olarak değerlendirecekti sonraları. Hodaseviç, 1906 yılında sistemli olarak eleştirmenliğe başladı.
Mladençestvo (Çocukluk, 1933) adlı yaşamöyküsel çalışmasında, Akmeizmin estetiğine uzak kalmasına ve Fütürizmi de kesin olarak kabul edilemez bulmasına karşın, simgeciliğin şafağına “geciktiği” gerçeği üzerinde önemle durur. Bununla beraber Hodaseviç’in erken dönem şiirleri, onun, ünlü Rus simgeci şair Valeri Bryusov’un eğitiminden geçmiş olduğunu söylememize olanak verir. Bryusov, şiirsel kavrayışı kabul etmeyerek, şiirsel esinin, sanatın derinliklerindeki gizler öğretisiyle, bilinçli seçimle ve şiirde biçimin, uyağın, desenin simgeleştirilmesi yoluyla denetim altında tutulması gerektiğini söylemişti. Bryusov’un, en belli başlı temalarından biri olan, sanatla, yazınsal bir metin gibi kurulu olan yaşam arasındaki ilişki, gerçek yaşam ilişkilerinin, etik değerlere kayıtsız ve ahlaki yargıyı reddeden bir sanat görüngüsüne dönüşmesi düşüncesini kesinlikle kabul etmeyen Hodaseviç’te büyük yankı buldu.
Rusya’yı bekleyen sarsıntıları önceden sezen Hodaseviç, Ekim devrimini iyimserlikle karşıladı, ne var ki uyanması fazla uzun sürmedi. Savaş ve devrimle ilgili düşünce ve duygularını Putem Zerna (Tohum Yolundan, 1920) şiir kitabında dile getirdi. Yeniden doğuş için ölme motifi, çok açık ve dokunaklı bir tonlamayla yansıtılmıştı bu şiirde.
Hodaseviç, devrimin ilk yıllarında, Moskova Proletkult’a (Proleter Kültür) giren genç yazarlara dersler verdi, Moskova Sovyeti müzik-tiyatro kolunda çalıştı. Maksim Gorki’nin kurduğu Vsemirnaya Literatura (Dünya Edebiyatı) dergisinin Moskova şubesini yönetti. 1921 yılı başında Petrograd’a (Petersburg) gitti. Kuzey başkentinde yaşayan bilim adamları ve yazarlar için bir tür komün biçimi bir yaşantının sürdürüldüğü Sanat Evi’nde kaldı. Burada üçüncü eşi Nina Berberova’yla tanıştı. Nina’yla birlikte görevli olarak on yıllık ilk göçmen döneminin başlayacağı Riga’ya gitti.
Hodaseviç, göçmenler çevresinde, yurdunda olduğu gibi kendini uzun zaman yalnız hissetti. Berlin’de ve Sorrento’da yaşarken Gorki’nin kurduğu, genellikle siyasal konulara ağırlık verilen Besedı (Sohbetler) dergisiyle yakından ilgilendi. Bu dergi, Ekim devrimiyle yok olma sürecine giren Rus kültürünün birliğini yeniden kurma gibi bir hedefle yola çıkmıştı. Yeterli araç gereçten yoksun olması nedeniyle derginin faaliyetini durdurması, Hodaseviç’in Sovyet pasaportunu uzatması zorunluluğuyla aynı zamana denk gelmişti. Seçimini göçmenlikten yana kullandı. Bolşevikler iktidardayken edebiyatla ilgilenmek olanaksızdı; 1925’de Paris’e gitti.
Dni (Günler) gazetesinin edebiyat bölümü yayın yönetmenliğini yaptı. Posledniye Novosti’de (Son Haberler) şiirleri çıktı. 1927 yılından ömrünün sonuna kadar, göçmen ve metropol edebiyatı ve Rus klasikleriyle ilgili her hafta geniş belgelerin yayımlandığı Vozrojdeniye (Yeniden Doğuş) gazetesi edebiyat bölümünün başında oldu. Hodaseviç, yalnızca çağdaş gerçekçilikle uğraşmaya zorlanan şiirin –kendi döneminin dışında ya da üstünde kalacak durumda olmamasına rağmen– yaratıcı güçten yoksun bulunduğu kanısına varınca şiir yazmaz oldu. “Ölü bir Ruhla / Suskun dehşete gömülmek / Çiğnemek liri ayaklar altında” kararlılığı Hodaseviç’e derin acıların bedeli olarak verildi. Sobraniye Stihov (Toplu Şiirler) adlı kitabının çıktığı 1927 yılında şiiri çoktan bırakmıştı.
Yeniden gözden geçirdiği ve düzelttiği Tyajolaya Lira (Ağır Lir, 1922) adlı şiir kitabı Berlin’de çıktı. Bu şiirlerde, alışılmış yaşam biçiminin bozulduğu dönemin Petersburg’u anlatılıyordu. Yevropeyskaya Noç (Avrupa Gecesi) yapıtında yer alan birçok şiirini o yıllar Berlin’de kaleme almıştı.
Uygarlığın çöküşünü yaşamakta olan “Avrupa’nın alacakaranlıkları” Hodaseviç’in göçmen dönemi şiirlerinde egemen olan izlektir. Yine de, çok kişinin beklemediği güncel toplumsal motiflere başvurması Hodaseviç’in doğrudan doğruya Puşkin şiiriyle ilişkilendirdiği diğer lirik konuları boğmaz.
Günün yazınsal olaylarının değerlendirilmesinde ve yine Rus klasik mirasının savunulması anlayışı içinde Puşkin vasiyetleri Hodaseviç için tartışılmazdır. Hodaseviç, “itirafta” değil, bileşik ve örgensel olarak sanatçının duygu ve heyecanını aktaran sanatsal yöntemlerin kurulu dizgesinde anlatım bulan yazar kişiliğinin bütünlüğü ve birliği kaybolduğu zaman şiirin olmayacağını gösterdi.
Yurtdışında yazın hayatının büyük olayı haline gelen polemik sürecinde –1930’lu yıllar ortasında– Rus şiirinin, yalnızca yaratıcılık olarak değil, ruhun özverisi, “tüm yaşamın biricik davası” olarak kendisi için belitsel bir kavram olduğunu savundu.
Ölmeden birkaç hafta önce Nekropol (1939) adlı anı kitabı gün ışığına çıktı. Bu kitapta Maksim Gorki ve Valeri Bryusov, Aleksandr Blok, Andre Belıy, Nikolay Gumilyev gibi Gümüş Çağ’ın ünlü şairlerinin anıları yer alıyordu.
Hodaseviç, Paris’te, pankreas kanseri tanısıyla kaldırıldığı hastanede 14 Haziran 1939’da öldü.

Başlıca Yapıtları
Şiir: Molodots (Gençlik, 1907) Sçastlivıy Domik (Mutlu Evcik, 1914); Putem Zerna (Tohum Yolundan, 1920); Yevropeyskaya Noç (Avrupa Gecesi, 1922); Tyajolaya Lira (Ağır Lir, 1922). Anı-Roman: Derjavin (Derjavin, 1931); Mladençestvo (Çocukluk, 1933); Nekr0pol (1939). Makale: O Puşkine (Puşkin Üzerine).