Bizde Karamizah Çok

Erdoğan Kul


Kitap-lık derginizin Eylül 2004 sayısında; Kültür Bakanlığının siparişi üzerine Dr. Kemal Ateş'le birlikte yayına hazırladığımız (kapağı dışındaki bölümlerini), Nabizade Nâzım'ın Karabibik adlı yapıtının “Karamizah” başlığı altında “okura gösterilme” biçimi, “amacı gölgeleyen”(?) kimi özellikler taşıyor kanımca, bunlara değinme gereksinimi duyuyorum.
Her şeyden önce, “karamizah” vurgusunun “Kültür Bakanlığı Yayınlarının grafik tasarımı”na mı, kapakta fotoğrafı kullanılan kişilere mi yönelik olduğu seçikleşmemektedir. Ortalama okur (çoğunluk), ortada mizahi ve kara bir sorun varsa, bunun sorumluları olarak görsel öğedeki fotoğrafların sahiplerini kodlayacaktır zihninde, “teşhir” kompozisyonunda bu olasılığı engelleyici bir nedenin (küçük bir açıklama, bir not vs.) bulunamayışını da “icazet” kabul ederek. Okur algısına göre, bu fotoğraflar bir “ilan ediş”in (suçlu, suç ortağı, mağdur, iyi, kötü vs.) nesneleri olarak “var”dırlar çünkü. İlgili karamizah bu haliyle bir grafik dergisinde yer alsa, böylesi bir karıştırma söz konusu olmayabilir; ancak, edebiyat dergilerinde “dikkat”, siz de bilirsiniz ki, kapak tasarımına değil “imza”ya ve –varsa– imza sahibinin resmine yöneliktir genellikle. Ortalamanın biraz üstündeki okur (azınlık) ise, “Yayınevi böyle yapmış, kitabı hazırlayanlar da buna göz yummuş” diye düşünür, bu görsel ileti karşısında; işin aslı ise “karamizahın karamizahı” olarak dolaşımdışı kalır. Bu yalın gerçekler göz ardı edilmemeliydi, diye düşünüyorum. (Belki de göz ardı edilen bir şey yoktur.) Eğer eleştirilmek istenen “devlet yayıncılığındaki özensizlik” ise, bunun için seçilen yol “kişi”leri de “devlet” gibi kavram olarak algılamaktan geçmez, zorunlu olarak. Ayrıca bu türden sorunları böylesi –ince ihlaller içeren– bir yöntemle göze getirmek, tasarım mağduru kişileri ikinci kez mağdur etmekten başka pratik bir sonuç da vermez. (Bunun “belli bir bağlılaşım” açısından gerekli olduğunu unutuyor değilim elbette.)
Şunu da düşünmeden geçemeyeceğim: Gecekondu sorunsalını ilk kez işlediği roman ve öyküleriyle edebiyat tarihinde özgün bir yer edinmiş olan, 11 kitap sahibi bir yazarın (Kemal Ateş), bunca yıldır yayımlanan bir edebiyat dergisinde salt bu nedenle yer bulması da başka bir karamizah olsa gerek.