XI.
yaldızlı kanapede
saraylı serbülent hanım ile
kazasker hurşit paşa
sağda emsal kalfa
vekilharç rıza efendi solda
yüzlerinde görkem kırıntıları
–batmış!– güneşi seyrediyorlar
gözlerinde
köşkler yerine dikilmiş hane'lerden
bakanların!
XII.
sorsalar: “kimdi en güzel?”
boş soru!
anımsıyor elbette:
geldiler, gittiler
bir uzun kösnül bayram yaşattılar
ilginçtir:
bir soluk suretleri bile yok belleğinde
“ne kadar hain şu insan!” çığlıkları
“şu insan:” hep o
bir nehire basa basa
bir ceset götürüyor!
XIII.
haset
nefret
kin
kendine inerken
inmiyor
biliyor!
ve biliyor ki
en korktuğu dikilecek karşısına:
ihanet
kendisine!
XIV.
elinde
kırıldı-kırılacak
bir çeşm-i bülbül
öylece bakıyor:
kaskatı sözcük parçaları dibinde
bir kimlik
aşınmış; resmi yırtık
ulaşılmamış bir yarın
baktığı
kendi tortusu
bir ahşap konakta kendisi!
|