| 25 yıl sonra küçücük dergisi
|
| |
|
küçücük adlı edebiyat dergisinin kurucularından olan Salih Yurttaş [yurttas@cs.tamu.edu]
1980’den beri ABD’nin en büyük üniversitelerinden olan Teksas A&M
Üniversitesi’nde bilgisayar profesörü.
Salih Bey küçücük dergisini anlattı.
küçücük dergisinin yapraklarında geziniyorum: İlk sayısı Eylül 1979’da
İzmir’de çıkmış. Aylık dergi 10 sayı basılmış. Son sayı Haziran 1980
tarihini taşıyor. Dergiye katkıda bulunanlar arasında Tahir Abacı, Metin
Altıok, Ali Cengizkan, Erol Çankaya, Tarık Günersel, Ahmet Güntan, Attilâ
İlhan, Levent Küey, Murathan Mungan, Fergun Özelli, Mehmet Mümtaz Tuzcu,
Yıldırım Türker ve Yankı Yazgan var. Ayrıca Aziz Nesin ve Samim Kocagöz
ile röportaj yapılmış; Mayakovski, Gramsci, Nezval, Malraux, Thomas Mann
gibi edip ve düşünürlerden çevirilere yer verilmiş. Bu konuda Yurttaş
şöyle diyor: “Türk yazımlarına öncelik tanıyorduk ama Türk kültürünü
etkilemesini istediğimiz yabancılara da yer veriyorduk.”
Dönemin siyasi çalkantılarına hassas olan dergiyle ilgili olarak Yurttaş
şöyle devam ediyor: “O günün Türkiye solunda, bu siyasetteysen öteki
siyasettekiyle yan yana gelemiyorsun, ondan haberin yok. Biz hemen her
siyasetten insanları aynı dergide buluşturmak istedik. Şöyle dedik: ‘Biz
hepinize yakınız, hiçbirinizden değiliz. Bırakın bu kavgaları; bir arada
olabilirsiniz.’ İstiyoruz ki gelsinler, edebiyata özensinler, edebi yaratışları
da olsun.”
Salih Yurttaş Türkiye İşçi Partisi’nden ayrıldıktan sonra edebiyatın
ciddiye alınması, şiirin, öykünün, romanın önemsenip ön plana çıkması
için bir şeyler yapmak istemiş. Hem siyasetle ilgilenen hem de birçok
dergide yazısı çıkan Yurttaş 1978 sonunda İzmir’de Dönemeç dergisinin
kurucularından Hüseyin Yurttaş ve Ali Rıza Ertan ile buluşmuş. Orada
tanıştığı birkaç kişi ile kendi dergilerini çıkarmaya karar vermişler.
Şimdi Ege Üniversitesi’nde profesör olan Levent Küey ile temel kararları
almışlar.
Derginin adını Salih Yurttaş koymuş. Orhan Kemal’e saygı duyan Yurttaş’ın
en sevdiği romanlardan biri Küçücük imiş. Ayrıca o günün dergilerinin
adları hep iddialıymış: Halkın Birliği, Halkın Emeği, Halkın Bayrağı
gibi. Buna tepki göstermek istemiş: “Biz küçücük dergisini şöyle istedik,
adı küçük bile olsa içeriği doğru, güzel olduktan sonra, elbet yankı
buluruz.” Derginin logosunda da olduğu gibi, ismin ilk harfi küçük yazılıyor.
Dergiyle ilgili görüşmek için İstanbul’a giden Yurttaş Birikim dergisi
kurucularından Murat Belge ile görüşmüş; Birikim’de küçücük dergisinin
doğumu duyurulmuş. İstanbul’a dergiden yollarlarsa, orada dağıtılabileceği
söylenmiş. İstanbul’a 200 tane yollamışlar, sonraki iki baskıdan da 200’er
tane. Fakat sonra, İstanbul’a başka bir gezi yapan Yurttaş derginin dağıtılmadığını,
600 derginin orada durduğunu görmüş. Yanlış anlaşılmalar yüzünden dağıtım
yapılmamış ve tabii bu Yurttaş ve arkadaşlarını kahretmiş. Fakat buna
rağmen ilginç bir şey olmuş: “Dergi dağıtılmadığı halde, bugünkü ulaşım
iletişim olanakları olmadığı halde, yine de bu işler çok küçük bir insan
topluluğunda döndüğü için, o ona gösteriyor, o ona bilgi veriyor… Kısa
zamanda bize zarflar yığılmaya başladı… Altı ay içinde bir şiir birikimi
oldu bize – her gün şiir geliyor! Bizim millete şair millet denir!”
Kaynak bulamadıkları için derginin devamı gelememiş. Haziran 1980’de
Yurttaş derginin biteceğini değil, kısa bir ara vereceğini düşünüyormuş.
Zaten son sayıda “Dostlar üzülmesin, yine geleceğiz,” diyerek veda etmişler.
Fakat 12 Eylül darbesi nedeniyle derginin devamı gelememiş.
Bu tarz dergilerin önemini şöyle vurguluyor Yurttaş: “Bu tür dergilerin
olması, önemsenmesi, saygı duyulması gerekir. Hem geçmişte kalanlar tekrar
okunmalı hem de yeni dergiler çıkarılmalı. Hele bugünün olanaklarıyla
böyle girişimler çok daha kolay: internet ortamında bunlar yapılabilir.
O zaman olanaksızlıklara rağmen biz kendimizi adamıştık; beklentisizdik.
Bunda saf yazar olma, yazarlığını paylaşma, yazarlığa özendirme arzusu
çok önemliydi.”
|