Sınır hikâyeleri - 3
Şaşorti Kali


Fahrettin Çiloğlu


Köyün en güzel kızıydı ve ona bu yüzden Şaşorti Kali diyorlardı. Baharda yaylada açan, beyaz, çan görünümlü çiçeğin adıydı aslında şaşorti kali. Bu beyaz çiçek, o yüksek yaylanın gür çimenlerini beyaza boyuyordu. Henüz karların erimediği kuytularda da karı delerek başını dikiyordu yeryüzüne. Çoban Piramus, kendini bildi bileli Şaşorti Kali’yi düşünüyordu. Gece rüyalarında onu görüyordu. Şaşorti Kali önce o beyaz çiçeklerden biri oluyordu Piramus’un rüyasında. Ta yanına gelinceye kadar onun Şaşorti Kali olduğunu anlamıyordu Piramus, ama yanına varınca çiçek biçim değiştiriyor ve Şaşorti Kali’ye dönüşüyordu. Sonra Şaşorti Kali önde koşmaya başlıyor, Piramus onu kovalıyordu. Şaşorti Kali, her rüyasında, sonunda yaylanın Gorgiti denen uçurumundan aşağıya atlıyordu; Piramus da onun peşinden kendini uçuruma bırakıyordu. Piramus, uçurumdan aşağıya düşerken Şaşorti Kali’nin kendisi gibi düşmediğini ve uçtuğunu görüyordu. Her gece gördüğü rüyadan yataktan yere düşerek uyanıyordu Piramus.
Piramus, o sabah da yataktan düşmüştü ve alnını taburenin kenarına çarpmıştı. Başı hâlâ ağrıyordu. Köyün bütün koyunlarını toplayıp tepelere doğru hareket ettiğinde Şaşorti Kali’ye rastladı.
— Günaydın Piramus! Alnın kanamış senin, ne oldu?
— Sabah yataktan düştüm.
— Gene mi?
— Evet, gene seni rüyamda gördüm ve senin peşinden Gorgiti’ye koştum. Uyanınca kendimi yerde buldum, başımı çarpmış olmalıyım.
Şaşorti Kali gülmeye başladı.
— Piramus, sen her sabah kendini yataktan yere atıyorsun ve beni sorumlu tutuyorsun.
— Öyle mi, dedi Piramus, şaşırmıştı. Piramus, kendisinin her gece rüyasında gördüğünü Şaşorti Kali’nin de gördüğünü sanıyordu.
Piramus, köyün en saf delikanlısıydı ve aynı zamanda en yakışıklısı. Piramus, bütün gün koyunları otlatmaktan çok salamuri çalmayı seviyordu. Bütün otlak onun salamuri sesiyle inliyordu gün boyunca. Şaşorti Kali, Piramus’un saflığını, sonra salamuri çalışını ve şarkılar söylemesini seviyordu.
Zaman böyle geçip gidiyordu, zaten böyle de geçip gitmişti. Şaşorti Kali, on sekiz yaşına bastığı yıl, aynı köyden biriyle evlendi. Piramus, Şaşorti Kali’nin düğün günlerinde bile koyun otlattı ve salamuri çaldı. Ne var ki, düğünden sonra Şaşorti Kali’yi rüyasında hiç görmedi. Buna çok şaşırdı. Bir sabah Şaşorti Kali’ye yolda rastladığında bunu ona söyledi.
— Biliyor musun, dedi, ben seni artık rüyamda görmüyorum.
Şaşorti Kali, yanından geçip gitti. Piramus, Şaşorti Kali’nin neden kendisiyle konuşmadığını anlamadı.
Aradan birkaç yıl geçti. Piramus koyunları otlattı ve salamuriyle şarkılarını söyledi. Şaşorti Kali’yi yolda gördüğünde artık Piramus da onunla konuşmuyordu. Zaten Şaşorti Kali’yi çok az görüyordu.
Şaşorti Kali, köyün en zengin ailesinin oğluyla evlenmişti. Ama köyde bu ailenin zenginliğinin kaçakçılıktan geldiği konuşuluyordu. Bunu Piramus bile duymuştu, ama bunun ne anlama geldiğini bilmiyordu. Piramus, bir gün, gene koyunları otlattığı bir gün meşe ağacı altında oturmuş salamuri çalıyordu. Birden karşısında Şaşorti Kali’yi görünce çok şaşırdı.
— Yolunu mu kaybettin, diye sordu.
— Hayır, dedi Şaşorti Kali, seni görmeye geldim. Yanına geldiğime göre, demek ki yolumu kaybetmemişim.
Piramus, Şaşorti Kali’nin kendisiyle konuşmasına çok sevindi.
— Benimle yeniden konuştun ya, belki seni rüyalarımda yeniden görmeye başlarım.
— Belki… Piramus, adının neden Piramus olduğunu biliyor musun? Şaşorti Kali gülerek sormuştu bunu.
Piramus düşünmeye başladı. Ne demek istediğini anlamamıştı. Yalnızca Şaşorti Kali’nin yüzüne bakakalmıştı. Bu arada Şaşorti Kali eteğinin altından külotunu çıkardı. Sonra Piramus’un pantolonunu, külotuyla birlikte bacaklarından sıyırdı. Çok utangaç olan Piramus, neye uğradığını anlamamış ve öylece kalakalmıştı. Şaşorti Kali, yayladaki diğer beyaz çiçeklerden biriyken, sanki birden Şaşorti Kali’ye dönüşmüştü. Piramus’u sanki şimdi de Gorgiti uçurumuna sürüklüyordu. Piramus’un kasıkları Şaşorti Kali’nin beyaz kasıklarına yapıştığında, Piramus, Gorgiti uçurumundan hızla düştüğü duygusuna kapıldı. Rüyasında uçurumdan düştüğü zamanki gibi bütün içinin çekildiğini ve sonunda içinde ne varsa her şeyin sanki boşaldığını sandı. Piramus, kendine geldiğinde Şaşorti Kali yanından uzaklaşmış, çayırda koşuyordu ve kısa bir süre sonra da diğer şaşorti kaliler arasında kayboldu. Şaşorti Kali’nin külotu orada kalmıştı. Piramus, bunu ne yapacağını bilemedi ve meşe ağacının kovuğuna sakladı.
Piramus, Şaşorti Kali’yi uzun süre bir daha görmedi. Yaklaşık bir yıl sonra yeniden gördüğünde kucağında bebeği vardı ve kocasıyla birlikte bir yere gidiyor olmalıydı. Piramus’un o gün, meşe ağacının altında Gorgiti’ye sürüklendiğini sandığı o gün, içine bir ateş düşmüştü ve sürekli yanıp duruyordu. Bu ateşi söndürebildiği anlar, Şaşorti Kali’nin meşe ağacının kovuğundaki külotunu sevip okşadığı ve kokladığı anlardı.
Aradan birkaç yıl daha geçti ve bir gün Şaşorti Kali’nin kocasının öldürüldüğü haberi yayıldı köye. Şaşorti Kali’nin kocasının cenazesinin kaldırıldığı gün de Piramus yaylada koyunları otlattı ve salamuri çaldı. Birkaç gün sonra Piramus, siyah giysiler içindeki Şaşorti Kali’yi, yanında bir oğlan çocuğuyla birlikte gördü. Oğlanın saçları, kendi saçları gibi kızıldı. Piramus buna çok şaşırdı. Çünkü köyde kendisinden başka kızıl saçlı kimse yoktu.
— Günaydın Piramus, dedi Şaşorti Kali.
— Günaydın! Biliyor musun, ben seni gene rüyamda görmeye başladım, dedi Piramus. Rüyasında Şaşorti Kali’yi yeniden görmeye başlamış olmaktan mutlu olduğu her halinden anlaşılıyordu.
Şaşorti Kali’nin ağzından daha söz çıkmadan kızıl saçlı oğlan tekmeyi yapıştırdı Piramus’un kaval kemiğine. Piramus, yataktan düşüp başını tabureye çarptığı andaki acıyı yeniden duyumsadı. Şaşorti Kali gülmeye başladı ve oğlanın elinden tutarak yürüyüp uzaklaştı.
Piramus arada bir Şaşorti Kali’yi görebiliyordu. Ama içindeki o ateş bir türlü sönmüyordu. Piramus’un ateşini dindiren tek şey, meşe ağacının kovuğundaki külottu.
Piramus, yaşamında ilk kez hastalandı ve yatağa düştü. Köyden birkaç kişi onu ziyarete gelip gitti. Herkes yeni bir sınır belirlendiğinden, yaylanın yarısının diğer tarafta kaldığından söz edip duruyordu. Piramus, bunun ne anlama geldiğini ve insanların bunu neden bu kadar çok konuştuğunu anlamıyordu. Piramus iyileşince, koyun sürüsünü alarak yeniden yaylaya çıktı. Meşe kovuğundaki külotu ve Şaşorti Kali’nin kokusunu özlemişti. Yaylaya çıktığında bütün çayırı boydan boya geçen tel örgüyü gördü. Şaşırdı. Hem meşe ağacı, hem de Gorgiti uçurumu tel örgünün diğer yanında kalmıştı.