Yazı’yı anmak, yazın’ı anmak
2005 edebiyatseverler için bulunmaz iki yıldönümünün kesiştiği bir yıl olarak
anılacak: 16 Haziran 2004’ten itibaren yoğun bir etkinlik programıyla kutlanan
Bloomsday’ın dalyasından hemen sonra 2005 iki büyük yazarın anılmasına vesile
oluyor. 1805’de sevgili dostu Goethe ve şehri Weimar’ı yalnız bırakıp göçen
Schiller’in 200 ölüm yıldönümü dopdolu bir programla anılıyor. Nitekim üstadın
başyapıtlarından Wilhelm Tell’in sahnelenişinin 17 mart 2004’teki 200. yıldönümü
İsviçre’nin Urri ve Schwyz kantonları tiyatrolarıyla ve Weimar Ulusal Tiyatrosunun
eşzamanlı sunumlarıyla kutlanmaktaydı. 2005’in Schiller yılı ilân edilmesi
ve yeryüzünün tüm Almanca kütüphanelerinin Schiller’in yapıtını ön plana çıkarışıyla
zenginleşen anma, yeniden okuma etkinliği doruk noktasını iki yılda bir Weimar’da
düzenlenen Goethe Vakfı ana oturumunda bulacak. Bu seneki buluşmanın teması
can alıcı: “Goethe’nin Schiller’i, Schiller’in Goethe’si”. Üç gün sürecek etkinlik
edebiyat tarihinin en büyük buluşmalarından birinin arkeolojisini yapacak.
Schiller yılı onuruna Fransa’da üniversite kadrolarına girmek için geçmek gereken
son derece zorlu “Agrégation” konkurlarının konularından birisi Schiller’in
Maria Stuart adlı piyesi seçildi. Bu da Fransızca dünyada Schiller okumalarını
tazeledi. Yıl boyunca Maria Stuart odaklı Schiller okumaları Fransız edebiyatseverler
buluştu, buluşuyor.
16 Ocak 2005 ise bir başka edebî, ebedî yıldönümüne sahne oldu: La Manchalı
Yaratıcı Asilzâde Don Quijote’nin yayınlanışının 400. yıldönümü dünya çapında
2000’i aşkın etkinlikle anılıyor. Kutlamaların 50 ayrı dil ve/ya ülkede gerçekleşiyor.
Berlin ile Paris’in kutlamaların yoğunluğu ve zenginliğinde İspanyolca dünyadan
hemen sonra geldiğini olduğu kadar İspanyol hükûmetinin 400. yıl onuruna ülkedeki
ve İspanyolca konuşulan diğer ülkelerdeki 2000 kadar orta öğretim kurumuna
eserin eleştirel basımlarını gönderdiğini de not etmeli!
İrlanda Devleti’nin Bloomsday için, İspanyol Devleti’ninse Don Quijote için
hazırladıkları muazzam etkinlikler dizisi aslında anma konusunda çok köklü
bir geleneği olan Alman edebiyatının modelinin Avrupa çapına yayılmasını da
imliyor: Artık büyük edebiyat adamlarını çeşitli yıldönümlerini vesile ederek
anmak klasik kültüre ve özelinde edebiyata yapılan vurgunun önemli birer parçası
hâline geldi.
Ancak “edebî anma”ların sadece bu ve buna benzer etkinliklerle sınırlı kaldığını
da savlamak yanlış olur; edebiyat Frenk diyarında olduğu kadar Ren, Pirene,
Manş ve Alp ötesi diyarlarda da gündelik yaşamın bir parçası haline gelmiş
durumda. Bir çarpıcı örnek Alman demiryolları Deutsche Bahn’dan verilebilir:
DB’nin işlettiği hızlı tren ICE’lerde yer alan müzik yayınının dört kanalından
sonuncusu edebiyata ayrılmış durumda. Buradan kendinize ait veya kontrolörden
ücretsiz olarak ödünç alabileceğiniz bir kulaklık vasıtasıyla tren şirketinin
her ay yenilediği “okumalar”ı dinleyerek yolculuk etmek mümkün: “Kanal 4 Literatur
im Zug” (Trende edebiyat) adıyla vaftiz edilen bu kanalın doyurucu programından
birkaç örnek vermek edebiyatseverlerin okuma iştahını açabilir: Kasım ayında
aynı ayki “Ren’in iki yakasından”da bahsini açtığım genç Leipzig yazınından
örnekler radyo programındayken, Aralık ayı noel üzerine tematik okumalara ayrılmıştı.
Ocak ayının programında ise aralarında Brecht, Wilde gibi isimlerin metinlerinin
de olduğu “arkadaşlık” temalı okumalar yayımlanıyor. Bu kanalın yanında özel
isimli ekspreslerde ayrı okuma kanalları olduğunu da belirmeli. Nasıl ki Bayreuth’tan
geçen Richard Wagner ekspresinde Tannhäuser dinlenebiliyorsa, Berlin’den geçen
Kleist ekspresinde de yazarın felâket kuramı üzerine kapsamlı bir okumayı dinlemek
mümkün.
Kütüphaneye ya da akşamüstü kitabevlerinde edebiyat okumalarına gidişin gündelik
hayatın parçası olduğu bir coğrafyadan bir edebiyat güncesi. Ülkemizde de benzerlerinin
yeşermesi dileğiyle.
|