Simurg

Mustafa Altay Sönmez


Kıyamet geldi ve söğüt dalları ateş içinde!
Kıyamet geldi ve söğüt dalları ateş içinde!
Tüyleri ıpıslak uzamıştır kızların
Geyikler gibi ürkek, dumanın yükselişine bakarlar
Kıyamet geldi ve söğüt dalları ateş içinde!
Kasaba dumanlar içinde, evlerin kızıl çatıları yanar

Saat kulesi etrafında kuşlar uçuşup zamanın durgunluğunu keser
Binlerce ağız taşır, binlerce göz, binlerce çığlık
Bakır levha üstüne eski yazılar, çarpık bir ağız, İstanbul gravürleri
Kömür ve sabun kokan evlerin yatak odalarına kadar
Ergen kızlar ne olduğunu anlamaksızın Simurg’un kanadına sürtünür
Zevkle sürtünüp yeni bir sıcaklığı tanırlar içlerinde

Ağızları kanla ıslanmıştır, binlerce ağız
Ve isteksiz bırakırlar kendilerini
Kömür ve sabun kokan bedenlerini
Uykulu ağır bir zevk sürer gece boyunca
Aynalarda donuk bir yansıma görmek için
Binlerce göz sabırla sırasını bekler

Sabahleyin, loş ışıkta
Bedenleri arzuyla dipdiri ve utangaç
Kocaman bir kuşun gelip umarsız yataklarına konmasını beklerler
Sevgiyle küçük mücevher kutularını açacak Simurg’u
Ve binlerce çığlık arzuyla ona sarılır
Kasaba dumanlar içinde, evlerin kızıl çatıları yanar