1. Ölüm Poz Gibi
Düşünce derinliğinin zamansızlığa oranı nedir? Bu soruya hemen, anlaşılır dilde
yanıt verecek biri bulunur mu? Fotoğrafa bakarken neden böyle şeyler düşündüğümü
bilemiyorum. Bazı yüzlere bazı yanıtlar yakıştırıyorum. Poz vermeden durmuş,
kendisine dikilen bakışa aldırmaz bir anlayışla “bakmıyor”. O an sorumu sorsam,
sanki yanıtlayacak.
Bakışınızı, fotoğraf makinesinin uzağına, düşüncesinden sapmadan bakan birine
sabitlemişsiniz. Her an görünecekmiş gibi duruyor, göründüğü sürece pozu sonlanmayacak.
Ama aynı zamanda aldatıyor bakanı; ansızın yok olabilir. Fotoğrafta durduğu sürece
artık ölü olmasının pek önemi yok. Ölüm poz gibi.
2. Dingin, Durgun Bir Düşçü
Bazı kitaplarını okumuşluğum var, ama bakışına rastlamadım. Bakış ya da yazı,
fark etmez. Onu bir zaman şaşkınlığı olarak algılayabilirim bundan sonra.
Düşüncemi, merceğe bakmayanın dalıp gitmişliğiyle örtmeye çalışırım. Odağı
kaydırmadan, gerçekçi düzlemde bir söyleşi yanılsaması yaratabilmenin olanaklarını
araştırırım.
Buruşukluğa aldırmaz, güzelliğe kanmaz, kafasını fotomontaj gibi taşıyan, içinden
geçtiği sokağa anlam serpen o mu? Kapsayıcı dalgınlık güven vaat ediyor, olumlu
bir gelecek düşü. Arkada dursa da görünüyor elleri. Sağlam, tetikte, atılgan
bir reis; aynı zamanda dingin, durgun bir düşçü. Yaşamın gelip geçiciliğine
kıyıdan bakanlar, mezartaşına ihtiyaç duymuyor.
3. Çığlık Korosu Sustuğunda Kulaklarımı Tıkıyorum
Nasıl göründüğüyle içtenlikle ilgilenmeyen, netliğinden fotoğraf makinesine
de bir parça uzatan bakış. Yazarken bir yandan hep kendine lâf yetiştirmiş;
didişmesi, çalışkanlığı, ısrarı sonlanmaz. Benliğini görebildiği, erişmeyi
düşlediği yüzeye alabildiğine yaymış.
Sesini katlayıp defterime yapıştırmışım. O gün savaş ilân edilmiş, iki yıl
önce. Bu fotoğrafı o sayfanın yanına yerleştirdim, gözlerimi kaçırdım. İki
yıl önce o deftere yazarken Taksim Meydanı’nda duyduğum sessiz savaş çığlığını
anımsadım. Bir kitabının kapağındaki başka, uzak çığlığı duydum. Binlerce kişilik
bir çığlık korosu. Çığlık korosu sustuğunda kulaklarımı tıkıyorum.
Ölüm de, savaş da yok gibi baktım fotoğrafa. Sessiz kuşe duruşa teğet geçecek
bir mezzosoprano çığlık bulunsa; o çığlık, kendini müzikal bir kapta eritip
kızgın kıvamda durgun duran bakışa karıştırıp deftere aksa…
|