Şiir Sözcüklerle Söylenmeyendir*

İlhan Berk


* 19 Şubat 2005 tarihinde Dağlarca toplantısında yapılan konuşma.

“Büyük küçük şair yoktur. Şiirin kendisine, tinine ulaşmak önemli. Biz İlhan Berk’le böyle düşünüyoruz.”
F. H. Dağlarca

I
1. Olduğu yaşamasında aşikâr
Varlığından değil.

2. Görmediği şeyler üzerine
Hayvanın başını okşadı.

3. Uyanınca sevmiş olacağız
Doymuştuk, uyumuştuk beraber

Ben burada Dağlarca’nın önünde, onun büyük şiirine yalnız bir yönünden bakacağım. Bu da aklımı bir yana koyarak olacak. Koyabilirsem eğer. Hiç değilse aksak bir akılla yaklaşmaya çalışacağım.
Niçin böyle diyorum? Okuyacağım şiirler usun bozgununu asıl us bilen şiirler çünkü.
Yalnız bu da değil: Yaratıyı yersarsıntısına uğratanlardır da. Asıl da dili cinnet boyutunda tutanlardır:
Bu dizeler dünya şiiri içinde pek az şaire özgüdür. Böyle diyorum çünkü usla çözülemez bunlar. Yineleyeyim: belki de cinnetin alanına girmek gerekecektir. Ya da Sokrates’in, Herakleitos’un şiirleri için dediği gibi: Herakleitos’un anladığım şiirlerini çok seviyorum. Anlamadıklarımı da: Ama onlar için Argoslu dalgıçlar gerek. Büyük şiir dediğimiz şiirler anlamla ilgili değildir. Büyük şiirler ancak anlamı aşmakla varedilebilir. Anlam dediğimiz illet, şiiri yok saymaktan, kapamaktan öteye gitmez. Bu dizeleri pek anlamıyorum ben: Ama seziyorum, duyuyorum gibi oluyorum.
Daha ne isterim?
Şunu da söyleyeyim: Dağlarca’nın bu şiirleri benim öteden beri söylediğim: Şiir sözcüklerle söylenmeyeni söylemektir, anlayışıma uygundur diye düşünüyorum. Bunun için de seviyorum. Ama şiir yalnız budur bunun dışında şiir yoktur demiyorum elbet. Tam tersine Memet Fuat’ın benim için dediği gibi: “Şiirin kırk türlü yazılacağına” inanan biriyim de.

II
Dağlarca bütün vücuduyla bakıyor şiire:
Sezilen şiirin yanında, söze dayanan şiirden de yararlanıyor, şiiri orda da kucaklıyor. Bütün kollarını, ardına değin açıyor. Metafizik (daha çok da İngiliz şiiri) şairler ya da hermetik şiir (İtalyan şiiri) şairleri gibi; özellikle de Mallarmè gibi yalnız kapalı, hermetik şiire kapanmamıştır Dağlarca. Büyük bir coğrafyadır Dağlarca. Şiiri: Bir aysberg Türk şiirinde. Hiç kuşkusuz.
Bir örnek vereyim:

EN AZ

Gecem büyür ve çoğalır gök yıldızlarda
En az
Karanlığım
Yalnızlığım kimsesizliğim
Sarışın kadınların yataklarının yarısı

Yaşar gibidir soyunduğum anları
Beyazlığıyla giyinik
Bakiredir binlerce nefesten sonra
En az
Kleopatro, Belkis, Eva Peron.

Uyumuş ağaçları ormanlar şırıltısında
En az
Süslerden
Evlerden, bilgilerden, sulardan
Uyanmış.

Bu mavi rüzgârlarda bu yeşil, bu kara
En az
Gidenlerin
Yaşıyanların
Ve doğacakların.

Eğri dağlarda yanar kızıl derililerin ateşi
Uzanır gölgeleri yokluğun,
Sıcak kayalar üstüne
En az
Daha daha büyük.

Şiirimin
Bir ucu uzak,
En az
En deli
En çirkin.

Haydi sevdalarla yitirdiğim
En az
Öp beni
Yavaş yavaş,
Azıcık, sevdiğin, sevmediğin kadar.

Ve hafifliğim
İnanılmaz bir şeyle denk;
Ve hafifliğim
Ölümle
En az

III
Dağlarca’nın bu türden şiirlerle yaptığı nedir diyorsanız hemen söyleyeyim: Resullerin sözleri gibi çokanlamlılıktır. Çeşitli yorumlara açıklık. Öte yandan çokanlamlılık modern şiirin en başta gelen ilkesidir. Japon hayku şairleri kahvelerde şiirlerini okuduktan sonra herkes çeşitli anlamlar çıkarırlarmış. Hiç kimse de buna ses çıkarmazmış. Kur’an’ın yorumcularını düşünelim. Yorumlar tükenmek bilmez. Anlam bu tür şiirlerde bir kıyıya atılmıştır. Hissetmek, duymak başa geçer. Bu da büyük bir şeydir.
Buraya anlam bakımından kapalı, zor şiire nasıl gelinire gelince: Kısaca, sözcükleri sarsarak, sözcüklerin verili anlamını aşarak ve de yeni bir şiir dili yaratarak elbet. Bu dil şairin yarattığı bir dildir. Şairin burada sanki Düşünceleri yoktur: yalnız ve yalnız imgeleri vardır: Onları kullanır. Dağlarca’nın asıl büyük şiiri de bana göre burdadır.
Buraya da bu tür şiire bir örnek vererek gelmek isterim.

BÜYÜK OLUNCA AĞIR OLUR

Büyük olunca ağır olur,
Ağaçların gövdesi ve bahar.
Hatırlanır meyvaların rahatı,
Ateş sönünceye kadar.

Büyük olunca ağır olur,
Hayvan ve uykusu.
Akar dalgalarıyla vucudumuzdan,
Gündüz yıkanılan su.

Büyük olunca ağır olur,
Taşlar ve geceler, anladık.
İçlerinde ayni meçhul kısmet,
Karanlık.

IV
Ben bu ve bunun gibi şiirleri anladığımı söyleyemem. Ama: büyük bir şey duyduğumu, sezdiğimi, duyar, sezer gibi olduğumu söyleyebilirim. Dahası da var: Her seferinde yeni güzellikler, yeni duyarlıklar, anlamlarla da yıkanırım.

Hepsi bu.