Girdil

Mehmet Mümtaz Tuzcu


İlk kıvılcım yönsüzdür! aşığında eğleşir

Sırma çekmiş şiryandır, kâkül katlar, allaşır
Gözdedir, yürek besler! dil yorar yalansızsa
Toyluk’tur: yende çatlar, feste bayatlar duman

Zehir akıttı, O’ydu! zıkkım aklattı yılan
Binbir zevzek yavesi, herzedir gönlü çelen
Pusat paralar Kükre! güneşlerde çiftleşir

Ak, kirlenmek içindir! emik, örse tımarı
Kilitsizdir anahtar, zambak tanımaz uğru
Dar goncaya, katmere al kasıktan girilir

Yırtıksa tül takınıp eklenir yardağına
İşvesi duyar duymaz suyu tomurcuklanır
Kalptır, tersyüz edilir! dil dilbere dokunur

Tuzcul gümeç bal yutar, güre’yse nar dökünür
Sübyandır sabrı sancır, sübye süte öykünür
Bel düzelir. Yaş kurur. Özlenirse akışkan...

Lâl pıhtısı dal keser, oluk kasar, çürütür
Âşık sanrı kar dokur! kırka kırkılır nehir
Can cemresi! tek köprü! Ten’dir, tüter taşları

Zar takınmış Salgı’dır! Kâlpler keser düşlere
Bilinir: yoktur İdil! yalnız kanmaz o kirtil
Edepsiz iki parmak dalar çıkar boşlara