Söylem

Erkan Tuncay


Todorov. Poetikaya Giriş. Bu yapıtın önsözünü okuyorum. Hava kapalı. Gölün karşı kıyısı zar zor seçiliyor.
Az önce sokaktaydım.
Sekiz yaşında bir kız. Belki yedi. Üstten korumalı, iki oda lambasına elini uzatıyor. Sonra da fişli, ne olduğunu bilmediğim siyah bir alete. Apartmanın önünde. Söyleniyor.
“Eh, peki, madem öyle ben de başkasına veririm.”
Az para verdin, başkasına satarım, demek istiyor. Kızgın. Soluğunu hırsla çekip bırakıyor. Apartmanın demir kapısına yöneliyor. Az ötesinde bir yapı ustası. Ona bakıp gülümsüyor.
Eskici kaldırım kenarında duruyor. Zayıf, uzun boylu. Kapkara bir teni var. Güneşe yazgılı. Küçük satıcıyı kaçırdığına üzülmüyor. Tepkisiz. Üç tekerlekli arabasını sürüp gidiyor.
“Eskici, eski alırım... Hurdacı, hurda alırım.”
Aynı sokaktayız. Bağıra bağıra arkamda yürüyor. Pencereleri örtük, işlek olmayan bir sokaktayız. Yürüyoruz. Adımlarımı hızlandırdım. Onu geçtim. “Sokağın sonuna kadar umarım bu ses peşimden gelmez,” diye geçirdim içimden.
“Eskici, eski alırım... Hurdacı, hurda alırım.”
Adımlarımı daha da açtım. Bu ses, yüreğime bungunluk veriyor. Daralıyorum. Gazete de bulamadım zaten. Kolum yoruldu. Elimdekini ötekine aktardım. Ağırlığı uzun bir süredir gittiğim yere sürüklüyorum. Dikkat ettim. Eskicinin sesi ilginç bir söyleyiş kapsıyor. İlk sözcükleri yayarak söylüyor. Bağırıyor. İkincileri ise birbirine ulayarak.
Apartman önüne vardım. Eskicinin sesi gerilerde bir yerde yitip gitti. Hava dünden de soğuk. Yağmur hızını artırmaya başladı. Boyası silikleşmiş demir kapıyı ittim. Arkamda gürültüyle kapandı. Merdiven otomatiği bozuk. Cep telefonu burada işe yarıyor işte!
3 numaralı kapının zilini çaldım. Elimde çavdarlı, kepekli iki ekmek, süt. Beyaz naylon poşette. Önce kapının ortasından bir göz bakıyor. O küçük delikte ışık yeniden beliriyor. Kapı açıldı. Evin içinden taşan ışık, varlığımı daha da belirginleştiriyor. Tanındım. Karşımdaki kadın ellerime bakıyor selamımı aldıktan sonra. Aidat parasını cebimden çıkarıp veriyorum. Hiç konuşmuyoruz. Merdivenleri çıkmaya başlıyorum yeniden. Eve girer girmez sıcak hava yüzüme çarpıyor.
Terledim.
Gazete getirmesi için sevgilimi arıyorum.
Açılmışım. Üstümdeki mahmurluk geçmiş.
Masa başına geçiyorum. Todorov’la söyleşmeye koyuluyorum. Sözün söylemini açıklamak için bir yol öneriyor Todorov.
Sokaktaki, az önceki söylem peşim sıra geliyor. Söylemden söyleme geçiyorum.

Anasayfa