İskele Akşamlığı

Berfe


“En has abilerimden İbrahim Ferrer de gitmiş. Kahpe dünya!” Eşime-dostuma bu mesajı gönderdim. Kahpe dünya deyince aklıma Haris Aleksiyu geldi. “Telli telli telli, şu telli turna” diye bağırışıyorlar ya, Yunancasında “Kalp dünya! Bir kibrit çakıp yakacağım seni” diyor. Murathan Mungan’ın sözleri mâlum. İnsan biraz da olsa yaklaştırır. Gitmiş şarkının ruhu.
Sıkma canını. 13 Ağustos, Fidel’in doğum günüydü. Kaç yaşına bastığı hiç önemli değil. Sayıları gittikçe azalan bu cinsten insanların yaşını belirlemek imkânsız. Bence Sierre Maestra’dan yeni indi.
..........
Cumhuriyet’te neredeyse çeyrek sayfa bir anma ilanı: Efsane Belediye Başkanı Aydın Erten” anılıyor. İlanın başlığı şöyle:
Bir kuş havalansa:
yanık yanık koksa karanfil
Çaresiz, çaresiz geliyor aklıma.

İmza yok. Şiir de yok gibi. Peki ne var? Bilmem. Ne olduğunu siz söyleyin.
..........
Hey koca Varoluşçuluk hey!
O zamanlar –1960’lar– siyahları giyip bunalım takılanlar yallah sokaklara... Bazılarının ellerinde, kucaklarında kapaklarını göstere göstere taşınan Sartre’lar var. Özgürlük, özgürleşme, varlık, hiçlik üzerine kafa patlat; yetmiyorsa Demokritos’tan bu yana bir düşünce kıvılcımının izini sür ve birçok ülkedeki genç insanları bunalt.
Yavuz Örten (Kerem Güney), Aldırma gönül aldırma’nın bestecisi –bu şarkıyı bir yerde Nükhet Duru, Gönül Yazar’ın gözlerine baka baka söylemiş, Gönül Hanım’da “Ben aldırmadım şekerim sen aldırdın” demiş– İ. Üstün Akmen, Tanju Gökçöl, Bunaltı adında bir dergi çıkarıyorlardı. 1961-62. Ben de arada bir uğrardım idarehaneye. Derginin çevresindeki hemen herkes şiir yazıyordu, düzyazı, şiir yazan da vardı: İddialı, bunalımlı şiirler... Sergi de açılırdı. Yavuz’un tüccarterzi babasının dükkânında. Bahariye’deki çay bahçelerinde... Hemen herkes Attilâ İlhan hayranıydı. Esmenin yağmanın bini bipara. Gençlik işte.
Yıllar sonra felsefeye başladım. İkinci yılda Macit Gökberk’i, Nermi Uygur’u sıkıştırmaya başladım: “Hocam, lütfen bir Varoluşçuluk semineri yapalım.” El cevap: “Acele etme. Daha vakit var.” N’olacakmış? Çağdaş filozofları, düşünürleri tam anlamıyla anlamak için, onlardan öncekileri anlamalıymışız. Ölme eşeğim ölme, yoncaları bitecek. Ortalık Varoluşçudan geçilmiyor, biz avalaval bakıyoruz.
..........
Varlık dergisi sormuş: “Yazar Nasıl Tatil Yapar?” Millet nereye gittiğini, ne yaptığını anlatıyor. En düzgün cevap Enis Batur’un. Söylediklerinde yerden göğe kadar haklı.
..........
Bizim Umur Bugay’ın oğlu da şiire başladı. İlk kitabı İlgi Yayınları’ndan çıktı: Asfalt Çiçeği, Ömer Bugay. Kendi halinde çalışıyor, yazıyor. Gençlik hevesi mi değil mi bilmiyorum. İlerde belli olur. Şiirin kuyruğunu yakalamış.
..........
Şiirden açılmışken şu meşhur Şiir Atı’nı es geçmemeliyim. İkinci sayı, Bahar Kitabı şiire yakışan ve yaraşan bir sayı olmuş. O ne emek, o ne özen... Pes. Tek korkum şu: Acaba bu kalite her sayıda tutturulabilecek mi? Şiir, sizin için ciddi bir şey ise mutlaka alın bu Bahar Kitabı’nı. İsteme adresi: www.simurg.com.tr.
..........
Chicago’da McDonald’s Üniversitesi varmış, 130 ülkede de lokanta. Bizim mahdum Boraz Efendi kartlaşmamış olsaydı (35 yaşında) orada okuturdum, küreselleşir giderdik. Geçti Chicago’nun pazarı.
Zerrin Arbaş. Avni Abi’nin kızı. Bakın ne diyor: “İnsanları seviyorum. Güzel evleri çok seviyorum.” Emlâk komisyonculuğunu sırrıymış bu.
— Sanatçılık mı, emlâkçılık mı?
— Oyunculuğu biraz daha fazla seviyor olabilirim.
..........
Koca bir piyanonun başına oturtmuşlar Fats Domino’yu, çalıp söylüyor inceayı. Nerede? Ormanda tabii.
— Duyan geyik gelmiş mi?
— Eeee?
— Eeeesi ne? Çıt çıkarmadan dinlemişler. Bitince çekip gitmişler.
..........
Yenersen para hırsını.
O zaman görürsün
dünyada görebileceklerini...

(Bir rembetikodan alıntı.)
..........
Geçen pazarlardan birinde CNN Türk’te Karalama Defteri’ni kaldırmışlar yerine yerli plaj voleybolu koymuşlar. Tribünler bomboş. Ekran başı kalabalık mıydı bari?
Ne dersiniz? Taksirat.
..........
LEE HEE - AH
Güney Koreli. 19 yaşında. Ayakları yok. Dizlerinin üstünde yürüyor. Sadece dört parmağı var. Mozart ve Chopin çaldı. Hele Chopin. Hâlâ gözyaşım varmış Oğuz Haksever. Ve insan. Haftaarası hergün 18.30-19.00. Mükemmel bir program. Televizyon seyretmiyorsunuz sanki. Başka bir şey: Kitap, sergi, konser.
..........
Tekel iki sigara çıkardı. Birinin adı Kariyer, öbürünün adı Fars. Türkçe bitti mi, tükendi mi?
..........
Cehalet esastır ve temeldir. Üstelik sağlamdır, üzerine her şey inşa edilebilir. Bakın memleketin hâl-i pür melâline, haklı mıyım haksız mıyım ona göre karar verin.
..........
CNN Türk’teki 5N1K programının işlediği konulardan biri:
ATATÜRK’ÜN LATİFE’Sİ
NÂZIM’IN PİRAYE’Sİ
ADNAN’IN AYHAN’I
Bunu çoğaltabiliriz ama tadı kaçar, ahlaka aykırı olur.
Şu gariban anadilimizin de kendine göre bir duygusu vardır her halde. Yoksa bana mı öyle geliyor?
..........
Yaşasın L. Durrell!
“Yazar, hayvanların en yalnızıdır”, demiş.
..........
Bengal kaplanını dolunay ışığında görmemiştim. Gördüm ve şimdi anladım renk nedir, dolayısıyla ışık nedir?
..........
Birinden borç istersem şöyle diyeceğim: Kredi dilimini serbest bırakır mısın?
..........
“Göz kamaşınca akıl karışır.”
Orhan Boran
..........
Müzik, beyin metabolizmasına yararlıymış. Yaşlılığa (bunamaya, unutkanlığa) iyi geliyormuş. Özellikle rast ve mahur makamları birebirmiş. Rast ve mahur makamlarında bestelenmiş şarkılar dinleyeceğim. İyi gelirse görüşürüz.

 

 

<<geri dön

Anasayfa