Sinir Kıyımı

küçük iskender


Olumsuz narkolepsi: Kentin yağ tabakası
altında, közlenmiş büyük uyku cesetleri ve
ileri derecede kilitli beyin tümörleriyle
beslenen, alt ırktan limonî umman çocukları
plastik köpek balıklarına pi sayısını
melek diye yutturan yatay girdap; bunların
anlaşılmazmış görünen hareketleri mi matematiği
ve sosyopat bilinci ve yoksulluğun ortodoks açılımını
ve değersiz gizemleri çoğullayacaktır hafızanın
tekrar edildiği çemberin teğetindeyken habis isteri;
olumsuz narkolepsi: Manastır kapısındaki yarı ölü
örümceğin el mi ayak mı onları arasında
eski bir aşk kahramanının likörlü çikolatası.
Beslenme çantasındaki kafatası. Rasyonel
telaffuzları zorlayan sıradan bir öğretim görevlisi
gibi, bu sabah ezan erken okundu; olağan. Olumsuz
narkolepsi: Hastaya acilen rüya vermek gerek;
sedyede yalnızca kesik başparmaklar var ve
otoyoldaki beyaz çizgileri
kokain line sanan emekli bir aşk elçisi,
uluslararası yalnızlıktan mezun tek delil
otuz beşliğe aktarılamayan filmin hikâyesiyle
çok önceden özel dargın ve çok fiyakalı bir salgın
örneğin sürekli bağıra bağıra ağlaması.
Taş olmuş dumanları cemevinde dua ile
üflerken alevi; kendi içmeden
diğer bardakları da doldursun mâşuk; olumsuz
narkolepsi: Varoşlara doğru zengin hüznün
tezahürü; o münferit suratlarla karşılandı
akşam. Ve akşamın aklı
yaşlı matemlerde havada asılı kaldı.
Ölüm: Tabiattaki distortion. Taklidi zor imzalar
gibi, su kaybı görünen kuzeybatı dudaklarında
emdikleri ödemlerle susuzluklarını gideren yetimler
karınlarını da küçük kardeşleriyle doyurdular.
Ben içimdeki din adamını
unutulmuş seri cinayetlerden hatırlıyorum
aortu yeryüzünün derinliklerine gidiyordu
magma, bu gezegenin yüreğidir ve terkedilmiş iblis
fısıldıyordu:
Sürüngenler görüyor!
Sürüngenler görüyor!

Olumsuz narkolepsi: Kanın içorganlarında
darmadağın dimağlar kanıyordu; bu,
görsel bir tacizdi boşluğun edindiği,
tabanlar yarılıyor tavanlar çıkıyordu
tabanlar tavanlarla sarılıyor kucaklarında kurbanlarla
âliler çıkıyordu
son günün son çığlıklarında belli belirsiz
iblis fısıldıyordu:
Hayvan bitiyor!
Bitki başlıyor!

Kapkaranlık değil, kankaranlıktı.
Ruh, sebepsiz hatıralarla yavaşlıyordu!

mayıs 2005

 

 

<<geri dön

Anasayfa