Romanın, 2000’li yıllara damgasını vurmakta olduğu söyleniyor.
Yayınevi mutfaklarına, yazarlar arasındaki sohbetlere dikkat kesilirseniz kulağınıza şunlar çalınır: “Herkes roman yazıyor!”, “Senin roman nasıl gidiyor?”, “Roman yazmayı düşünmüyor musun?”, “Bunun romanını yazsana!”, “Benim roman iyi gidiyor, bitirmek üzereyim. Sen ne zaman teslim edeceksin?”, “Yeni bir romana başladım bugünlerde...”, “Bu roman nasıl?”, “...’nın romanını okudun mu?”, “Sırada o roman var. Çok övüyorlar, okuyacağım.”, “Okuyamadım, ne bileyim pek tutmadım”...
Romanın “yükselen değer” oluşu, edebiyatın değil de yayıncılık sektöründeki gelişmelerin bir sonucu gibi duruyor —öyle gösteriliyor. Doğru mu? Şiir ya da öykünün peşinde koşan yayıncı ve okur kaldı mı?
Yazarı, yayıncısı, okuru roman kovalıyor. Yayıncılar, yazarlarından dört gözle roman bekliyor. Artık roman yazarak “kariyer” yapmak isteyen bir kuşak geliyor. Üstelik daha ilk kitapta, ilk etapta yurtdışına açılmanın yollarını arayarak, dünyanın yazarı olmayı hedefleyerek... Ama bir parça “Avrasya Maratonu”na dönmedi mi iş? Profesyonel koşucularla amatörler yan yana, art arda, aynı güzergâhta, aynı hedefe doğru yol almıyor mu? Uzaktan, yakından bakıldıkta herşey giderek edebiyatın dışına savruluyor sanki.
“Roman Kuramı ve Teknikleri” başlıklı geniş, kenarsız, çerçevesiz bir dosya açmakta yarar gördük. Yapısı, kurgusu, tekniği ve alımlanması bakımından romana biraz olsun kuramsal düzeyde bakılmasını “rica eden”, roman üstüne düşünülmesini sağlayan bir dosya hazırlamaya çalıştık. Çevirmeyi planladığımız pek çok yazıdan vazgeçmemize, bazı yazı önerilerini istemeyerek de olsa geri çevirmemize rağmen sayfa sınırımızı epeyi aştık. Güven Turan ve Mehmet Rifat’ın seçtiği çeviri metinlerle Mehmet Rifat, Handan İnci ve Emre Ayvaz’ın yazılarından oluşan dosya umarız dişe dokunur bir roman düşüncesi oluşturur.
Ahmet Güntan’ın geçen ay başladığı Manifesto bu sayıda da devam ediyor. Şiir dünyasında yeni tartışmaları tetikleyeceği, şiir üstüne kafa yoranları farklı açılımlara sevkedeceği kesin.
Behçet Necatigil’in ilk şiir kitabı taslağı “Yeldeğirmenleri”ni Yusuf Çağlar getirdiğinde hepimiz heyecanlandık. Bu heyecanı, bu saf şiir coşkusunu sizlerle paylaşmak ne güzel.
|