EDİTÖR'DEN

Murat Yalçın


Abdülhak Şinasi Hisar’ı –kitaplarını 1940’larda yayımlamaya başlasa da– Cumhuriyet dönemi yazarı sayamayız. Çocukluk ve gençlik yıllarından, Sultan Hâmid İstanbulu’ndan, şaşaalı bir rüya ve hayal âleminden fışkırır onun edebiyatı. Kitaplarını biribirinden ayırmak zordur. İsterseniz, Boğaziçi Mehtapları’ndan ya da Geçmiş Zaman Köşkleri’nden birer tutam alıp Fahim Bey ve Biz’e, Çamlıca’daki Eniştemiz’e katın, ya da tam tersini yapın. O, görüp geçirdiği, dinleyip yaşadığı bir dönemi, geçmiş zamanın tuhaf insanlarını, güzellikleri ve ihtişamıyla hep kendi İstanbulu’nu anlatır bize. Coşkuyu, ıstırabı ve hüznü, bir hayalperestin seyrettiği mutantan tablolar halinde, bir sihirbaz edasıyla getirir gözümüzün önüne.
Bu sayıda Abdülhak Şinasi’yi dosya konusu yaparken edebiyatımızın bu gözden ırak yazarının önemini ve değerini biraz olsun anımsatmak istedik. Ahmet Oktay, Uğur Kökden ve İbrahim Yıldırım’ın yazıları eşliğinde yayımladığımız “Şehir Notları” ilk kez gün ışığına çıkıyor. Mustafa Koç, Hisar’ın muhtemelen yazmaya hazırlandığı gezi yazıları için kaleme aldığı bölük pörçük notlarını biraraya getirdi. Hisar’ın Paris, Pire, Atina, Selanik gibi şehirlerdeki duyuş ve düşünüşleri edebiyat ve kültür dünyamıza ilginç ışıklar düşürüyor. Edebiyatımızın bu büyük üslupçusunun kitapları peş peşe YKY’den çıkarken iyi edebiyat okurunun ondaki cevherleri hayranlıkla keşfedeceğini umuyoruz.
Yakup Kadri’nin 1926’da İsviçre’de tedavi gördüğü sırada Atatürk’e gönderdiği mektup Cumhuriyetin ilk yıllarında yazar-devlet ilişkilerinin inceliklerini ve düzeyini gösteriyor –oldukça dikkat çekici. Edebiyat tarihimiz açısından önemli bir belge sayılabilir bu mektup.
Nezihe Meriç’in “...yanmışım dumanım tüter” öyküsü Salim Şengil’in ardından harfler’le yakılmış bir ağıt. Yüreğin bunaltan zonklamalarını, titreşimlerini duyuruyor içten içe.
24. İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı’nın Onur Yazarı Vüs’at O. Bener’di. Bener, YKY’nin düzenlediği bir sergi ve çeşitli panellerle anıldı. Yiğit Bener, amcasının yazmakta olduğu son metin üstünden, onun diğer metinlerine göndermeler yaparak, onun kalemine bürünmüş bir konuşma metniyle katıldı bu etkinliklere. Bu konuşma metniyle VOB’i bir kez daha selamlıyoruz.
Geçen ay iki şair yitirdik: Attilâ İlhan, Azer Yaran. Gürültülü ve sessiz, iki ölüm... Birinde tahrip gücü yüksek bir bomba patladı, diğerinde ücra bir köşede pervaneye dönen bir yaprak toprağa salındı, sanki...

 

<<geri dön

Ana Sayfa